BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > DEĞİŞ TOKUŞ FANTEZİSİ

DEĞİŞ TOKUŞ FANTEZİSİ

Bu işin empatisi de olmaz ki, kendimizi karşımızdakinin yerine koyup şu sebebtendir, diyelim. Yıllarca başbakanlık yapan birisinin cumhurbaşkanı olmak istemesinin öyle böyle bir açıklaması olabilir. Çok aktif bir görevde bulunmuştur.



Bu işin empatisi de olmaz ki, kendimizi karşımızdakinin yerine koyup şu sebebtendir, diyelim. Yıllarca başbakanlık yapan birisinin cumhurbaşkanı olmak istemesinin öyle böyle bir açıklaması olabilir. Çok aktif bir görevde bulunmuştur. Yapacağı hizmetleri yapmıştır. Sembolik olarak daha üst bir makam sayılan yerden emekli olmak istemektedir vs, denilebilir. Peki cumhurbaşkanlığında görev süresini dolduran birisinin Başbakan olmak istemesinin açıklaması nasıl yapılabilir? Neden cumhurbaşkanlığı yapmış olan biri başbakanlıkla yola devam etmek istesin. Rusya örneği bu arzuyu açıklamaya yetiyor mu? Orada gücü elinde tutan, anayasa ile oynamak yerine geçici bir çözüm olarak emanetçisini yukarı çıkardı. Bizim örnekte emanetçi kim, söz sahibi olan kim.. Görev bekleyen kim? Pek seslendirilmiyor ama bazı çevrelerin beklentisi açık. Başbakan köşke çıksın. Cumhurbaşkanı da hem partinin başına geçsin, hem de başbakan olsun. Ara dönemde de onun emanetçisi işe baksın. Bir daha aday olmayacağım, demiyor. Hele o gün gelsin, diyor. Geçen gün bir soru üzerine henüz gencim, dedi. Emekli olmayı düşünmediğini söyledi. Üç beş bilgi kırıntısını yanyana koyunca şöyle bir sonuç çıkıyor: Eğer partinin başına dönüşü için mutabakat sağlanmazsa cumhurbaşkanlığına aday olabilir. Aday olursa ne olur? Tahmin edilemeyecek sonuçlar çıkabilir. Tabii bütün bu ihtimaller seçim dönemine kadar anayasanın değişmeyeceği, yeni anayasanın yetişemeyeceği varsayılarak sıralanıyor. Yeni anayasa ile birlikte başkanlık sistemine geçilebilirse, 90 yıllık yolun son dönemecine girilmiş olur. SANAYİ TAVUKLARI ÜZERİNE Veteriner hekimin gönderdiği not: "Kanatlı sektörü her yıl çığ gibi büyüyen bir sektör haline geldi. Başta şunu söyleyeyim kanatlı sektöründe şuan da %100 olarak dışa bağımlıyız. Sektör Ross adında bir firmanın piliçlerini üretiyor. Firma İngilizlerin. Türkiye’nin bu firmaya aktardığı para yılda yaklaşık 2 milyar dolar. Baktığınız zaman bizim ülkemizde damızlık kümeslerimiz var, kuluçkalarımız var, yem fabrikalarımız var, kesimhanelerimiz var. Ama kazın ayağı öyle değil tamamiyle dışa bağımlıyız . Biz kendi ırkımızı geliştirelim dediğimiz zaman efendim çok büyük iş, bunu yapmak yıllar alır, çok büyük para gider diyor, hocalarımız . Ticaretten anlayan bir kaç hocamız olsa dışarıya ödediğimiz parayla muhteşem bir Türk tavuk ırkı geliştirilebilir ve her yıl 2 milyar dolar ödemekten kurtuluruz. Şu anda sektör de (saha da) başka sıkıntılar da var. Kamu otoritesi müdahale etmiyor.. İhracat düşer kaygısıyla çözümü üreticiye bırakmış." (Veteriner Hekim Y.A)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT