BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Sizi İstanbul’a götüreceğiz”

“Sizi İstanbul’a götüreceğiz”

Nergis Hanım kocasının ve kızının uzun yalvarmalarından sonra ikna olarak girdi evin içine. Kadıncağız haklı olarak korkuyordu. Çünkü neredeyse depremin üzerinden on dokuz, yirmi saat geçmişti henüz ve arada bir de artçı şoklarla sallanıyorlardı.



Nergis Hanım kocasının ve kızının uzun yalvarmalarından sonra ikna olarak girdi evin içine. Kadıncağız haklı olarak korkuyordu. Çünkü neredeyse depremin üzerinden on dokuz, yirmi saat geçmişti henüz ve arada bir de artçı şoklarla sallanıyorlardı. Ama bahçede yatmak da çok zor olacaktı. Ekrem Bey bu denli şiddetli bir depremde hasar görmeyen evlerinin artık hiçbir şekilde yıkılma tehlikesinin olmadığını anlatmaya çalışıyor, Aylin ise artık bu derece yüksek bir sarsıntının olmayacağı konusunda iknaya gayret ediyordu Nergis Hanımı. Sonunda çaresiz kabul etti kadın eve girmeyi. Hakan hemen üstünü başını temizledi, Ekrem Beyin giysilerinden bir şeyler verdiler delikanlıya. Meserret Hanım oğlunu görünce az kalsın düşüp bayılacak gibi olmuştu. Ama Aylin’in anlattıklarını dinledikçe iftihar etmişti onunla. Bir hayat kurtarmıştı yavrusu. Koşturmuş, insanlara yardım etmek için çabalamıştı. Hele hele hayatlarını kurtaran Sarıbaş’ı da onlarla bir görünce ağlamıştı yaşlı kadın heyecandan. Ekrem Bey de çok sevmişti minik köpeği. Hemen bahçeeye koymuşlar, küçük bir kapta su ve yemek vermişlerdi. Keyfi yerine gelmişti hayvanın. Ama gözlerini gece boyunca Hakan’dan ayırmamıştı. Karınlarını doyurdular evde olan erzakla. Öğleden sonra ekmek bulmuştu bir yerlerden Ekrem Bey. Yemekten sonra yine bahçeye çıkmışlar, oturuyorlardı. - Yak bakalım bir sigara delikanlı... diyerek uzattı paketi Ekrem Bey. Hakan çekinerek baktı onun yüzüne. Israrla tekrarladı adam. Çekinerek bir tane aldı. - Biz Meserret Hanımla konuştuk Hakan. Seninle de konuşalım. Sizi İstanbul’a götüreceğiz. Yan gözle annesine baktı delikanlı. Arkasına yaslandı: - Nasıl yani? - Bayağı... Bizimle kalacaksınız bir müddet. Ben de senin baban sayılırım artık. Hemen bu evlilik işini gerçekleştirir, size kendi evinizi açarız. Meserret Hanım çekinerek lafa karıştı: - Ben hiçbir zaman oğlumun evinde oturmayı düşünmemiştim. Hep onu hanımıyla kendi evinde hayal ettimdi. Ama... Aylin gülerek kesti onun sözünü: - Hiç öyle şey olur mu? Sizi bırakacağımızı mı sanıyorsunuz? Asla... Sevinçle fısıldadı yaşlı kadın: - Sağ ol kızım... Hakan boyun büktü: - Böyle olmasını istemezdim. Ben üzerime düşecek görevleri eksiksiz yapmak isterdim ama şimdi... Sakın şu anda içine düştüğümüz duruma bakarak değerlendirmeyin olayları. Hani çaresizliğimize üzülüp falan. Arzu ederseniz bu işten vazgeçebilirsiniz. Ben artık işi gücü olmayan, beş kuruşsuz ve hiçbir şeysiz bir insanım. Üzerime giyecek şeyim bile yok! Aylin heyecanla atıldı: - Saçmalama Hakan... Sen bizi ne zannettin? Utanarak baktı genç adam. Onun kahverengi gözlerindeki samimiyet ve az önce söylediklerinden kaynaklanan sitem içini rahatlattı biraz. Mahcup bir şekilde gülümsedi. Ekrem Bey tok sesiyle son noktayı koydu: - Tamam o zaman. Bu iş bitmiştir. Şimdi gelelim buraya... Nergis içeride bana bir şey söyledi. Hakan sen buralısın oğlum, buradaki insanları tanırsın. Yarısından çoğu evsiz barksız kaldı. Biz İstanbul’a dönünce bu ev boş kalacak. Hemen muhtaç bir aile bulalım. Bizim yokluğumuzda otursunlar burada. Ben maddi yardım da yapacağım zaten. Durum çok fenaymış duyduğumuz kadarıyla... Genç adam minnetle baktı müstakbel kayın pederine: - Sağ olun efendim. O kadar perişan ki durum, anlatılacak gibi değil. Eğer izniniz olursa ben yeniden şehre döneceğim. Belki bir iki kişiye daha yardımcı olabilirim... *DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT