BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > En kolay pişen yemek(!)

En kolay pişen yemek(!)

İnşaallah hepinizin bir Dilaver’i... Yani onun kadar sıcak, sevmeyi ve atacağı adımın nereye gideceğini bilen, üstelik neşe dolu, hoşsohbet bir dostu olur...



İnşaallah hepinizin bir Dilaver’i... Yani onun kadar sıcak, sevmeyi ve atacağı adımın nereye gideceğini bilen, üstelik neşe dolu, hoşsohbet bir dostu olur... ... Aslında Dilaver ile toplam kaç kere görüştüğümüzü itiraf etsem, gülersiniz bana ki; bu nasıl dostluk diye... Bir de; misafiri olduğumuz bir radyo programının ortasında stüdyoya dalıp fıkra anlatmasıyla tanıştığımızı söylesem şaşırırsınız herhalde... ... Son olarak da, görüşme ortalamamızın yılda yarım defa... Yani iki senede bir kere civarında olduğunu not edeyim... Ki tam olsun!.. ... Tamam, biliyoruz; size ne bunlardan da; hadise başka türlü... Ssst, susun... Anlatmam bak!.. *** On gün kadar önce Dilaver’den bir mesaj geldi cep telefonuma. Diyor ki; “Haltetmiş onlar...” İmza: Dilaver Arvas Düşündüm düşündüm, çıkamadım işin içinden. Sordum, kimin haltettiğini... Bir hafta kadar sonra yazdığı cevaptan anladım ki; belki de aylar önce söylediğim bir cümlenin cevabıymış o!.. Çünkü şunları yazmış bana: *** Yavuz Sultan Selim hân hazretleri, Vezîr-i A’zâmı ile karşıya (sanırım Üsküdar’a) geçerlerken sandalda soruyor: “Lala, en kolay pişen yemek hangisidir?..” “Yumurtadır hünkarım.” ..... 10 sene kadar sonra Mısır seferinde, sultan aniden; “Neyle lala?” Diye sorunca, sadrazam tereddütsüz; “Yağla hünkarım” diye cevap veriyor!.. *** Dilaver der ki; Halteden, aramıza gireceklerini zanneden senelerdir, seneleeeer... Vesselam, duaya devam. *** Yukarıda okuduğunuz bir fıkra değil bence... Hatta bırakın fıkrayı, bir ibret vesikası. Niye?.. Çünkü başarının en büyük sırlarından birini koyuyor önümüze... Diyor ki; “Buyur, gör işte karşıdaki insana ve söylenen söze verilen değeri... Odaklanmayı ve aradan geçen bunca zamana rağmen dikkatin kopmayışını!..” Ve diyor ki: “Ne Yavuz olmak, ne de Yavuz’a sadrazam (başbakan) olmak bu kadar kolay... Yavuz’lar boşu boşuna... Durup dururken... Tesadüfen Yavuz olmuyor!..” Zaman Aradan kimbilir kaç yıl geçti, Darağacında asılıydı zamanlar, Yıldızlar o zaman da göklerdeydi Biz yine yerde... Biraz uzatsaydık ellerimizi Işıklar yağacaktı üzerimize Ama biz çırpınırken umutlarımız Ayaklarımızın altında Karanlıkları bağladık gözlerimize Aradan kimbilir kaç yıl geçti, Sırat köprüsündeydi gönüller, Kılıçtan keskin kıldan ince Cennet neredeydi Allah’ım.. Cehennem mi çiçek açmıştı dimağlarımızda Kavak yelleri değil miydi başımızda esen Fırtınalar mıydı delice.. Aradan kimbilir kaç yıl geçti, Dudakları alnımızdaydı sonsuzluğun Buzdan damlalar yeşeriyordu saçlarımızda Neden denizler ağlamıyordu Bulutların neden ıslak gözleri Ve biz suya hasretiz neden Uçurumlara dikmiştik fidanlarımızı Hüsran derlemiştik ateş bahçelerinden Puslu bir öpüş konduruyorken toprak Gülün yanaklarına.. Dudakları yakıyordu sonsuzluğun.... *Aynur Alptekin Gözyaşı “Gözleri güzelleştiren, onlardan akan yaştır. Tıpkı bir yağmurun tozlu bir camı berraklaştırdığı gibi...” *Derya Birkan (Türkiye’me selam...) İyi cevap Hükümet ricalinden biri Napolyon’un bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek: “Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zaptetmeliydiniz” gibi fikirler belirtmeye başlayınca, Napolyon: “Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım!..”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT