BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Uzun ince bir yol: Türkiye-Avrupa Birligi

Uzun ince bir yol: Türkiye-Avrupa Birligi

AB yolunda; uzun bir yol katedilecek, üstelik bu yolculukta inişli-yokuşlu, sisli, yağmurlu, karlı, buzlu, bazan da fırtınalı seyahatler olacak. Akıllı ve sabırlı olmak, çok çalışmak ve başarıya ulaşmak hedefimiz olmalı...



Akıllı ve sabırlı olmalıyız vrupa Parlamentosu’nun geçen ay onayladığı ve Fransız parlamenter Philippe Morillon’un kaleme aldığı rapor, Türkiye’nin AB üyeliğine hazırlığı konusunda tavsiye niteliği taşıyor. Bu raporun özeti: ‘Üyelik önündeki üç engel’ olarak tasvip edilebilir. Bunlar; ¥Azınlıkların korunması ve Kürt sorununun çözümü, Olağanüstü hal uygulamasının (OHAL) kaldırılması, ¥Kıbrıs sorununa çözüm bulunması.. Üyelik yolunda, Türkiye’nin önündeki en önemli sorun, Kıbrıs ve Ege sorunlarıdır. AB; bu sorunların genişletilmiş bir diyalog süreci ile çözüme kavuşacağını ümid ediyor. Biz de aynı temenniye gönülden katılıyoruz. 1950’li yıllardan bu yana gelen bu sorunların müsebbibi hiçbir zaman Türkiye ve Kıbrıs’taki Türk toplumu olmamıştır. Kıbrıs’taki olayları başlatanlar Rumlardır. Ege Denizi’ni ve semasını Türkiye’ye kapatmak isteyen, kıt’a sahanlığına sahip olmak isteyen onlardır. O halde, Kıbrıs Türk Cemaati’nden ve Türkiye’den beklenen uzlaşma nedir? Bu sorunun cevabını BM veya Adalet Divanı nasıl verecek? Yunanistan, son 15 senedir, Türkiye’deki bölücüleri himaye etmiştir ve desteklemiştir. Ermeni terör örgütlerini ve Türkiyeli komünist örgütleri desteklemiştir. Bütün bu fiilleri belgelerle sabit olmuştur. Türkiye’yi destabilize etmek ve parçalamak için elinden geleni arkasına koymamıştır. Ancak başarı sağlayamamıştır. Şimdi Türkiye’nin AB’ye giriş sürecini sabote etmeye çalışmakta, Kıbrıs ve Ege konusunda ödün beklemektedir. Kıbrıs sorunu, takriben yarım asırdır çözümlenememiştir. Son Katılım Ortaklığı belgesinde, 11 Aralık 1999 AB Helsinki kararlarına atıf yapılarak, belgenin içine genişletilmiş diyalog başlığı altında, yine 2001 yıl sonuna kadar sorunun çözümlenmesi isteği konmuştur. Yani 1 yıllık süre konmuştur. Rumlar, Kıbrıs’ta ‘Konfederasyon’ değil, gevşek ‘Federasyon’ [Belçika modeli gibi] arzulamaktadır. Bu yöntem, kısmen 1960-1963 Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüş demektir. Sorun çözümlense de, çözümlenmese de, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin AB’ye alınması gündemdedir. Ege’deki sorunlara gelince, Yunanistan’ın egemenlik talepleri vardır, Türkiye’nin talebi yoktur, ancak Yunan talepleri karşısında hakları vardır. Ege Denizi’nin ve semasının uluslararası hüviyeti devam etmelidir. Yunanistan’ın, Ege’de, uluslararası hukuk ve hakkaniyet sınırlarını aşan istekleri Türkiye ile ihtilaf oluşturmaktadır. Yunanlılar, diğer taraftan, Ege Denizinin özel coğrafi özelliklerini, Türkiye’nin ve bu denizi kullanan diğer devletlerin haklarını gözardı ederek, karasularını 6 milden 12 deniz miline çıkarmak istemektedir. Mevcut durum böyleyken, Yunanistan karasularını arttırdığı takdirde, Ege Denizi tamamen Yunan denizi olacaktır. Ege Denizi, adaların çokluğu ve sahillerinin girinti ve çıkıntılarının fazlalığı nedeniyle Uluslararası Deniz Hukuku’na göre özellik arzeden bir denizdir. Azınlık hakları Bazı Avrupalı çevrelerce dayatılacak bir diğer önemli konu, Türkiye’nin üniter yapısını berhava etmeye yönelik ‘Azınlık Hakları’ yaveleridir. Bu çevreler, kendi ülkelerince bu örgüt mensuplarına ötedenberi verilmeye devam edilen desteğin yanısıra, AB’nin azınlık hakları kapsamında Kürtlere anadilleri ile eğitim ve kültür hakkı dayatması peşindedir. Diğer devletlerde, örneğin Fransa v.b’lerinde olduğu gibi Devletin ve Milletin temeli resmi dildir. Resmi dil ve eğitimin yaygınlaştırılması, Türkiye’nin eğitim seferberliği ve 65 milyonluk Türk toplumu onları enterese etmiyor. Esas amaçları, Kürtlere azınlık statüsü kazandırmak ve PKK’yı siyasallaştırmaktır. Bu konuyla en çok uğraşan ülkelerden İsveç’in 2001 yılı başında AB dönem başkanlığını 6 ay süre ile devralacağı ve bizi uğraştıracağı şimdiden hesaplanmalıdır.Önümüze dikilecek bir diğer sorun, Türkiye’deki mevcut azınlıkların haklarının ihlâl edildiği savları olacaktır. Bu çevrelerin, zaten kendi parlamentolarında bu yönde Türkiye aleyhtarı kararların alındığı bilinmektedir, daha da önemlisi, sözde Ermeni soykırımına ilişkin olarak Avrupa Parlamentosunun karar ve raporlarının mevcudiyetidir. Bu şu demektir, Türkiye ile uğraşmaya devam edeceklerdir. Son Söz Bu yazı dizimize başlarken, başlığa koyduğumuz “Uzun İnce Bir Yol...” adına dikkatinizi çekmiştik. Türkiye’nin Avrupa sürecinde, 11 Aralık 1999’dan sonra 7 Aralık 2000 tarihi de ikinci önemli dönemeci teşkil etmektedir. Türkiye ,haklı olarak yukarıda belirttiğimiz nedenlerle “Batı Stratejik Ekseni” dışında kalmak istememektedir.Bunun için Türkiye Avrupa’da oluşan bu ekonomik, kültürel, teknolojik ve askeri oluşuma da bigane kalmak istemiyor. Ancak AB içindeki tüm bu oluşumlarAB siyasi fikriyatının güdümündedir. Bu birliğe dahil olurken de,gelecekte değişebilecek dünya şartlarında ,stratejik çıkar ve stratejik seçenek şanslarını da kaybetmemek gerekir. AB kriterleri ve önümüze konan şartları tekrar tekrar inceleyip,Katılım Ortaklık belgesi’ne paralel oluşturulacak ulusal proğramı titizlikle yapap müzakerelere oturmalıyız. Bu yolda, uzun bir yol katedilecek, üstelik bu yolculukta inişli-yokuşlu, sisli, yağmurlu, karlı, buzlu, bazan da fırtınalı seyahatler olacak. Akıllı ve sabırlı olmak, çok çalışmak ve başarıya ulaşmak hedefimiz olmalı... * BİTTİ
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108153
    % -0.82
  • 3.8325
    % -0.13
  • 4.5073
    % 0.05
  • 5.1169
    % -0.13
  • 153.903
    % 0.01
 
 
 
 
 
KAPAT