BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pazar yazıları

Pazar yazıları

Dini anlatacağız diye televizyonlarda boy gösterip, kenar mahalle kavgası yapan öyle tipler görmekteyiz ki, bunların kara suratlarını gören insanlar dinden soğuyor!



Dini anlatacağız diye televizyonlarda boy gösterip, kenar mahalle kavgası yapan öyle tipler görmekteyiz ki, bunların kara suratlarını gören insanlar dinden soğuyor! Allah’ın nur vermediği nasıl münevver olabilir ki? Hakka ve hakikate şaşı bakan bu maskara tiplerin ortak yavelerine dikkat ettim; koro halinde, sevgili Peygamberimizi dinin dışında tutmak istiyorlar. O’nun mübarek sözlerini (Hadis-i şerifleri) ve insanlığa en güzel örnek olan hayatını (tavır, davranış ve yaşayışını) görmezlikten geliyorlar. Sinsice bir oyun peşindeler. Şöyle ki; 63 senelik bir ömür yaşamış (bunun 23 senesi, İslamiyet’i bizzat yaşamak ve anlatmakla geçmiş) Hz. Peygamberin, bütün ömrünce söylediği sözleri 18’le sınırlandırıyorlar. Halbuki, Sevgili Peygamberimiz insanların arasında yaşadı. Kur’an-ı kerim, 23 sene zarfında, peyderpey geldi. Ayet-i kerimelerin çoğu, birkısım olaylar üzerine indi. Peygamber elbette boş konuşmaz. O’nun sözleri hep ayet-i kerimelerin açıklamasıdır. Peygamberin sözlerini dinin dışında tutmak veya O’nun sahih sözü yoktur demek, Kur’an-ı kerim Peygambere inmedi demekle eş manalıdır. Burada, peygamber ve peygamberliğin ne olduğunu bir kere daha vurgulamakta fayda var: İmam-ı Rabbani Hazretleri, Mektubat’ının 3. cilt, 36. mektubunda peygamberliği şöyle anlatıyor: “...Peygamberlik makamı aklın ve düşüncenin üstündedir. Aklın eremeyeceği, anlayamayacağı çok şeyler vardır ki, bunlar peygamberlik makamında anlaşılır. Her şey akıl ile anlaşılabilseydi, Peygamberler gönderilmezdi. Ahiret azapları, Peygamberler gönderilerek bildirilmezdi. İsra suresinin 15. ayetinde mealen (Biz, Peygamber göndererek bildirmeden önce, azap yapıcı değiliz) buyuruldu. Akıl çok şeyi anlar, fakat her şeyi anlayamaz. Anlaması da kusursuz, tam değildir. Çok şeyleri, Peygamberler bildirdikten sonra anlamaktadır. Peygamberlerin gelmesi ile, insanların özür ve bahane yapmaları önlenmiştir. Nisa suresinin 164. ayetinde mealen (Peygamberleri, müjde vermek için ve korkutmak için görderdim. Böylece insanların Allahü tealaya özür ve bahane yapmaları önlendi) buyuruldu. Akıl, dünya işlerinde bile çok kere yanılmaktadır. Böyle olduğunu bilmeyen yoktur. İslam bilgilerini, böyle bir akılla tartmaya kalkışmak doğru olamaz. İslam bilgilerini akıl ile inceleyip, akla uygun olup olmamasına bakmak, aklın hiç yanılmaz olduğuna güvenmek olur ve Peygamberlik makamına inanmamak olur. Önce, Peygambere inanmak, Allah’ın Peygamberi olduğunu tasdik etmek lazımdır. Dinin temeli Peygambere inanmaktır. Peygamberin Allah tarafından gönderildiğini, hep doğru söylediğini aklın kabul etmesidir...” Bütün bunlardan anlaşılan şudur ki, Peygamber tasdik olunmadan ve Peygambere itaat olunmadan Allah’a iman ve Allah’a itaat edilmiş olmaz. Örnek, Peygamber ve Peygamberin bildirdikleridir. Kur’an-ı kerim, yalnızca (namazı kılınız) buyurur. Namazın ne olduğunu ve nasıl kılınacağını Peygamberimizin tatbikatıyla ve mübarek sözleriyle, açıklamalarıyla anlayabiliriz. Peygamberimizin bildirdiği namaz şeklini bırakıp, aklımızın bulduğu; mesela, saatlerce tepe üstü, amuda kalkık dursak, bunun hiçbir kıymeti yoktur. Nitekim, aklına güvenen filozof Tao böyle yapardı! Bu da akıl işte! Hem de filozof aklı! Şimdi gelelim Kur’an-ı kerimin, Peygamber Efendimiz için buyurduklarına! Bu cüce akıllılar, Hadis-i şerifleri inkar ve iptal edip, sözde hep Kur’an-ı kerime atıfta bulunuyorlar ya... Buyurun! ‘O (Hz Peygamber), arzusuna göre konuşmaz. O (bildirdikleri) vahiyden başkası değildir.’ Necm, 3-4 ‘Ve, sen elbette yüce bir ahlak üzeresin’ Kalem, 4 ‘...Peygamber, size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azabı çetindir.’ Haşr, 7 ‘Ey iman edenler! Allah’ın ve Resulünün önüne geçmeyin. Allah’tan korkun.’ Hucurat, 1 Dikkat ediniz; burada, Peygamberin sözlerine uymamak, yaptığı işleri beğenmemek ve çıkardığı hükümlere itaat etmemek, yani Peygamberin önüne geçmek Allah’ın önüne geçmekle bir tutulmuş ve böyle insanlar, Allah’ın azabı ile korkutulmuştur. ‘...O’nun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.’ Nur, 63 ‘Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmezler.”Sebe”28 ‘Andolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.’ Ahzab, 21 Yani; Allah’ın hoşnutluğunu kazandıracak hal ve davranışlarda bulunmak isteyenler için mükemmel ve canlı örnek olarak Hz. Peygamber işaret ediliyor. Cenab-ı Hak bu işareti yaparken, televizyonlara çıkıp Hz. Peygamberi dinin dışında tutmak isteyenler de kendilerini işaret ediyorlar! Onlar için bir sıfat söylemeye ne bizim terbiyemiz müsaade eder ve doğrusu; ne de onları ifade eden bir sıfat sözlüklerde var! Allah, cümlesinin müstahakkını versin!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT