BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kara gözleri buğulanıverdi...

Kara gözleri buğulanıverdi...

Saadet hanım orta boylu, kısacık, erkek gibi kesilmiş saçları, iri, yeşil gözleri ile hoş bir kadındı. Zehra'nın o güne kadar hiç görmediği incelik ve uzunlukta olan sigarasını abartılı bir tavırla havaya kaldırarak üfledi dumanı tavana doğru.



Saadet hanım orta boylu, kısacık, erkek gibi kesilmiş saçları, iri, yeşil gözleri ile hoş bir kadındı. Zehra'nın o güne kadar hiç görmediği incelik ve uzunlukta olan sigarasını abartılı bir tavırla havaya kaldırarak üfledi dumanı tavana doğru. Beyaz ve mavi renkteki duman kütlesi süzülerek yükseldi, kristal avizenin etrafında dağılarak azaldı, kayboldu. Sadece kesif bir sis kaldı geriye. Zehra yere bakıyordu. Kara gözleri buğuluydu. Bir hüzün çöreklenip oturuvermişti bu şehre ayak bastığından beri gözbebeklerine. Döndü atıldı: - Temizdir Saadet Hanım, Zehra. Ben kefilim kendine. Kadın dikkatle süzdü mahcup oturan kadını: - Belli zaten üzerinden başından. Baksana, insan kendini belli eder birazcık. Zehra alınıp satılan bir mal gibi hissetti bir anda kendini. Ağırına gitti bu inceleme. Sesini çıkartmadı. Saygıyla bekledi. - Bak kızım haftada iki gün gelirsin. Benim çoluğum çocuğum yok. Evim büyüktür. Tozdan nefret ederim. Yemek de yaparsın. Hani ayıklanacak sebze falan varsa... Ütü, çamaşır, bulaşık. Gündelik yüz lira veririm. Memnun kalırsam daha da fazla veririm. O sana bağlı. Yemen içmen benden. Yol paranı da veririm. Anlaştık mı? Başını salladı Zehra. Döndü'nün yüzü asılmıştı. İçinden kabaran kıskançlık duygularına hakim olamamış, hemen ilk günden yüz lira gündelikle haftanın iki gününü bağlamasına hasetle bakmaya başlamıştı. Saadet hanım devam etti: - Sabah sekiz buçukta gelmiş ol. Pazartesi Perşembe günleri. Haa, bazen arada davetlerim falan olur. Önceden haber veririm sana, o günlerde fazladan gelir yardımcı olursun. Gündeliğin üzerinden veririm paranı, anlaştık mı? Yalnız, çocuğunu istemem. Alışsın, kalsın evde. Madem başka çocukların da varmış. Bakarlar onlar. İçini çekti Zehra. Yüreği yanıyordu sanki. Küçücük Emine'sini evde bırakıp el kapılarında çalışmak ağırına gidiyordu ama çaresizdi. Bu hissettiklerini kocasına bile söyleyemezdi. Köyünde kıt kanaat geçiniyorlardı ama hiç olmazsa kimsenin kapısında çalışmamış, kimsenin ağız kokusunu çekmemişlerdi bugüne kadar. Birden kendi kendine düşündü: "Ben de neler geçiriyorum aklımdan, çalışmak ayıp mı, el kapısı, gurbet kapısı. Hepsi bir bunların. Çalışıp alnımın teriyle evime bakacağım. Bu manasız gurur da nereden çıktı?" Başını kaldırdı, terbiyeli bir şekilde gülümsedi. - Tamam Saadet hanım, getirmem Emine'yi. Evde kardeşleri bakar. Kadın ayağa kalktı: - İyi ya, gel o zaman benimle, gidelim, evi öğren, nasıl gelip gideceksin anlatayım sana. Arkasına dönüp Tülay hanıma güldü: - Sağ ol Tülay'cığım, büyük bir yükten kurtardın beni, düşünüp duruyordum ne olacak bu kadın işi diye. Yarın gidiyoruz değil mi Zühal'lere, büyük bir parti çevrilecekmiş. Kıvrak bir kahkaha attı Tülay hanım. Sarı saçlarının sabahki dağınıklığından eser kalmamıştı. Güzelce arkasına toplayıp topuz yapmış, ince sabahlığını çıkartıp şık bir bluz ve etek giymişti. - Şansımız bol olsun güzelim, duman edelim masayı... Döndü yanına yaklaştı Zehra'nın: - Kız kaybolmazsın değil mi? Becerir misin gitmeyi? Korkuyla açtı kara gözlerini Zehra. Güvenemiyordu kendine. Saadet hanım onları duymuş olacak ki atıldı: - Tamam, ben götürür eve bırakırım arabayla merak etme, hem de evi öğrenirim. Rahat bir nefes aldı Zehra. Başının örtüsünü düzeltip saygıyla takıldı peşine yeni hanımının. Asansörden inip Saadet hanımın küçük arabasına doğru ilerlerlerken etrafına iyice bakıyor, yolları bellemeye çalışıyordu. Aklı evde kalan küçük bebeğindeydi. Bir an önce gitmek için can atıyordu. Önce Saadet hanımın evini öğrendi, sonra da kadın arabayla onu eve kadar götürdü. DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT