BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Soğukkanlı davranabilmek...

Soğukkanlı davranabilmek...

Fransa Parlamentosunun, (sadece 50 kişi ile) aldığı, Soykırım Kararı, gerçekten hepimizi kızdırmıştır.



Fransa Parlamentosunun, (sadece 50 kişi ile) aldığı, Soykırım Kararı, gerçekten hepimizi kızdırmıştır. Şüphesiz, bu karar ne ilktir, ne de son olacaktır. Türkiye'nin gelişmesinden ürken tüm güçler, bu ve benzeri kararlar, provokasyonlar için gayret göstereceklerdir. Bu arada; AB'ye girmemizden ve bu toplulukta çok kısa sürede ciddi bir güç olmamızdan ürkenleri; özellikle "serbest dolaşım hakkı"nın getireceği sonuçları; genç nüfusa sahip Türkiye'nin, (gittikçe nesli tükenen) İhtiyar Avrupa'ya karşı elde ettiği avantajları unutmamak gerekir. Almanya, İngiltere, Belçika, İtalya, velhasıl tüm Avrupa'nın Türkiye'ye karşı düşünceleri ve stratejileri farklı değildir. (Clinton döneminde ciddi destekler veren ABD'ye karşı da, daima "mülazahat hanesini" boş bırakmakta yarar vardır.) Tüm Avrupa, bizim Türk Dünyası'nın ve İslâm Âleminin lideri olmamızdan, güçlenmemizden, kendi çıkarlarını tehlikeye sokmamızdan ürkmektedir. Bu açıdan, daima uyanık olmakta, uzun vadeli stratejiler tespit etmekte, gerçekçi davranmakta zaruret vardır. Dış politika; ciddi araştırmaları, iyi yetişmiş beyinleri, cesur ve kararlı yöneticileri gerektirir. Olayların daima soğukkanlılıkla analizini icap ettirir. İşlerin, "dostluk-kardeşlik" masalları ile yürütülmesine imkân tanımaz. Acımasız bir çıkar savaşına göre taktik belirlemeyi şart kılar. Dün İtalya, bugün Fransa, yarın Almanya, sonra da diğerleri... Tüm zamanımızı, başkalarına kızarak, siyah çelenk taşıyarak, bağırıp çağırarak geçiremeyiz. Zaten, bunların da bir yararı olmaz. (Bize, sadece güler geçerler.) Fransa, İngiltere, Almanya ve diğer sömürgeci ülkeler, kendi tarihlerindeki, yüz kızartıcı sahifeleri bilmiyorlar mı? Bugünkü gelir düzeylerinin, (özellikle Afrika, Asya ve Güney Amerika halklarının) canına, öz servetlerine dayandığını idrak etmiyorlar mı? Halen, aynı sömürü düzeni devam etmiyor mu? Başta silâh ticareti ve uyuşturucu olmak üzere, en çok kazancı nereden sağlamaktadırlar? Türkiye dahil, tüm imkânlarını silâhlanma yarışına aktaran ülkeleri kışkırtan, komşuları ile arasını bozan, halen 70'e yakın yerde sıcak savaşı sürdürten güçler kimlerdir? Papa'nın 21. asrı, "Asya'nın fetih asrı" ilân etmesi tesadüfî midir? Kilise'nin ekonomik ve politik gücünün boyutlarını, niçin gözden kaçırmaktayız? Haçlı ruhunun artan bir tempoda devam ettiğinin; Hıristiyan dünyasında Türk ve İslâm düşmanlığına ağırlık veren bir eğitim sisteminin var olduğunun farkında değil miyiz? Rahmetli Özal'ın döneminde açıkça ifade edildiği gibi, "AB bir büyük katedral" değil midir? Başkasına kızmadan önce, (başta bugüne kadar ülkemizi yönetenler olmak üzere) herkesin kendini sorgulaması ve suçlaması gerekir. 1- Dış politikada esas olan, zenginin ve güçlünün haklı olduğudur. Peki, biz niye fakir kaldık? Niçin kalkınmadık? Fert başına milli gelirimizi, gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmadık? Elli yıl içinde, ön sıralarda iken, en geriye düştük? Niçin çalışmak yerine tembelliği; üretmek yerine Devleti sömürmeyi tercih ettik? 2- Ciddi, uzun vadeli, kararlı, çıkarlarımızı ön planda tutan bağımsız bir dış politika stratejimiz var mıdır? "Bugünü kurtaralım" felsefesi ile mevcut tablonun yaşanması, elbette kaçınılmazdır. 3- Haklı olmak için, bilime, bol yayına dayanmak gerekir. Tüm arşivleri (içeride ve dışarıda) taramak, bütün yayınları titiz biçimde takip etmek icab eder. Ermeniler tarafından, bugüne kadar on binlerce eser neşredilmiştir. (Fransız kütüphanelerinde 25 bin eserleri mevcut.) Türk tezi ile ilgili eser sayısı ise, sadece 113... (Ne büyük gaflet, tembellik ve suçluluk.) Ülkemizde, 74 üniversite, 90 tarih fakültesi, çok sayıda Sosyal Bilimler Enstitüsü ile İnkılâp Tarihi Enstitüsü mevcuttur. Çalışan 72 bin öğretim üyesinin, yarısından fazlası da sosyal bilimcidir. Ve ne yazık ki, bu büyük sayının ürettiği (konu ile ilgili) akademik eser sayısı, sadece 29'dur. (5 doktora, 24 adet yüksek lisans tezi). (Ancak, masa başında üretilen, hiçbir zahmeti ve araştırmayı gerektirmeyen, sadece vıcık vıcık yağcılığı hedefleyen, Atatürk istismarı ile ilgili kitap sayısı kaçtır, acaba?) Kimseye kızmaya, şov yapmaya hakkımız yoktur. Ekonomik düzeyimiz yükselse, borç aramak mecburiyeti sona erse, ortada bu tür soytarılık ve düşmanlıklar da kalmayacaktır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8196
    % -0.41
  • 4.5074
    % 0.04
  • 5.1079
    % -0.57
  • 153.27
    % -0.51
 
 
 
 
 
KAPAT