Küresel piyasalara yön veren finans kuruluşları, Türkiye'nin seçim döngüsünden tek parti iktidarıyla çıkmasının en iyi sonuç olduğuna işaret ederek, bunun büyüme ve özel sektör yatırımlarına ivme kazandıracağını öngörüyor.


Türkiye'de seçimlerin kırılgan bir koalisyon yerine tek parti iktidarıyla sonuçlanması, uluslararası finans piyasalarının Türk ekonomisine ilişkin değerlendirmelerini olumlu yönde revize etmelerini sağladı.


Haziran ayındaki genel seçimin ardından ortaya çıkan koalisyon senaryolarının, büyüme ve istihdamın artırılmasını zorlaştıracağını öngören finans uzmanları, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 1 Kasım genel seçiminde parlamentoda çoğunluğu elde etmesinin, yapısal reformlara hız verilmesiyle özel sektör yatırımlarını ve ekonomik büyümeyi artırabileceğini vurguluyor.


AA muhabirinin sorularını cevaplayan Goldman Sachs Gelişen Piyasalar Ekonomik Araştırmaları İdari Direktörü Ahmet Akarlı, "Politik belirsizlik biraz devreden çıkmış gibi görünüyor. İstikrarsız koalisyon hükümetleri ihtimali devre dışı kaldı. Bu, yatırımcılar açısından rahatlatıcı bir unsur. Dolayısıyla önümüzdeki 4 yıl için yeniden tek parti hükümeti ve onun getirdiği görece istikrar ortamından bahsedebiliriz. 1 Kasım öncesine nazaran Türkiye'nin orta vadeli görünümü iyileşmiş görünüyor" değerlendirmesinde bulundu.
Akarlı, Türkiye'nin küresel risklere karşı gerekli reform çalışmalarına bir an önce başlaması gerektiğini belirterek, "Geçmişte iktisat politikasında bazı hatalar yapıldı, eksiklikler oldu. Onları bertaraf etmeye yönelik önemli bir inisiyatifin ortaya konması gerekiyor. Uzun zamandır konuştuğumuz yapısal reform programı, kurumların bağımsızlığı, ekonomide verimlilik artırmaya yönelik çalışmaların hız kazanması çok önemli" dedi.


Seçimin ekonomi açısından en iyi alternatifle sonuçlandığına işaret eden Akarlı, "Alternatif senaryo çok daha olumsuzdu. İstikrarsız koalisyon hükümetlerinin olduğu ortam Türkiye'yi çok daha kırılgan halde bırakacaktı. Bundan sonra ev ödevimizi iyi yapmamız gerekir" diye konuştu.


"Türk varlıklarında 'rahatlama rallisi' yaşanıyor"
Uluslararası Finans Enstitüsü Başekonomisti Clay Berry ise seçim sonuçlarının pozitif etkilerinin şimdiden görünmeye başladığına dikkati çekerek, "Seçim sonuçları açıklandığından bu yana, Türk varlıklarında bir 'rahatlama rallisi' yaşanıyor. TL'nin değer kazandığını, tahvil getirisinin düştüğünü ve Türk hisse senetlerinin desteklendiğini görüyoruz. Bu, büyük oranda siyasi belirsizliğin tamamen ortadan kalkmasından kaynaklandı ve bir süre devam edecektir" görüşünü paylaştı.


Uluslararası yatırımcıların kasım seçimlerinden haziran ayındaki seçimlere benzer sonuçlar beklediğini anımsatan Berry, piyasaların hükümetin kurulamaması ve koalisyon pazarlıkları ihtimallerini fiyatladığını, ancak AK Parti'nin tek başına iktidar olmasının hükümetin kurulmasına yönelik tüm şüpheleri gidererek, uluslararası yatırımcıları rahatlattığını dile getirdi.


Berry, bununla birlikte bazı dış kırılganlıkların devam ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Belirsizliğin ortadan kalkması kısa vadede çok pozitif. Ancak, Suriye'deki gelişmeler ve PKK saldırılarıyla ilgili güvenlik endişeleri devam ediyor. Gelişen ülkelerde Çin'deki yavaşlamaya bağlı görülen volatilite (dalgalanma) gibi dış etkenler de var. Buna ilaveten, herkes Fed'in faizleri ne zaman artıracağını merak ediyor, çünkü bu Türkiye gibi sermaye yatırımlarına ihtiyaç duyan tüm gelişen ekonomileri etkileyecek."


Büyüme beklentisi yukarı yönlü revize ediliyor
Commerzbank Gelişen Piyasalar Kıdemli Ekonomisti Tatha Ghose, 1 Kasım genel seçim sonuçlarının ardından Türkiye'nin önümüzdeki yıla ilişkin ekonomik büyümesini 1 puan yukarı yönlü revize ettiklerinin altını çizdi.


Türkiye'de iki yıllık seçimler süreci boyunca istikrarlı bir ortamın oluşmasını bekleyen çok sayıda özel sektör yatırımcısı olduğuna dikkati çeken Ghose, "Daha önce biz Türkiye'nin 2016 yılı büyümesinin yüzde 2,5 gerçekleşmesini bekliyorduk, şimdi onu bir puan artırarak yüzde 3,5'a yükselttik" dedi.


Ghose, yaklaşık bir yıldır Türkiye'de özel sektör yatırımlarının yatay bir seyir içerisinde olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:
"Haziran seçimlerinden önce yılın 2. çeyreğinde AK Parti'nin küçük bir farkla da olsa parlamentoda çoğunluğu elde edebileceği beklentisiyle yatırımlarda yüzde 10 seviyesinde bir artış görülmüştü. Bu bile tek başına, kenarda ne kadar fazla yatırımın beklediğini gösteriyor. Şimdi tek parti hükümeti yeni bir ekonomi planıyla gelecek. Bu planda önümüzdeki 4 yıl herhangi bir değişiklik görülmeyecek. Şu anda en azından 2016 boyunca özel sektör yatırımlarında yüzde 7-8 artış görülmesini bekliyoruz. Türkiye'nin politik belirsizlik ortamından tek parti iktidarıyla çıkması, uluslararası finans piyasalarında önümüzdeki döneme ilişkin yapısal reform beklentisini de arttırdı."


Ghose, Avrupa Merkez Bankasının (ECB) parasal genişlemeyi artırmasının Türkiye'nin yararına olacağını da vurguladı.
Merkezi Londra'da bulunan Oxford Economics'in Ekonomisti Nafez Zouk da yeni hükümetin hızla harekete geçerek ihtiyaç duyulan yapısal reformları uygulamaya koyması gerektiğini aktardı.


"İstikrarlı hükümet pozitif"
Gelişen ekonomilerde yaklaşık toplam 6 milyar dolar yatırımı olan ve merkezi ABD'de bulunan Gramercy Fon Yönetim şirketinin Başkan Yardımcısı Petar Atanasov da "Seçim sonuçlarının kısa vadede pozitif olduğunu düşünüyoruz. Fakat ortada vadede temkinliyiz. Seçim sonuçları, yatırımcıların Türkiye'ye ilişkin politik belirsizlik algısını dikkate değer şekilde azalttı. Son iki yıldır Türkiye'de politik belirsizlik norm haline gelmişti. İstikrarlı bir hükümetin oluşması pozitif görünüyor" ifadelerini kullandı.