Osman Çobanoğlu ANKARA

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, 15 Temmuz’un yıl dönümü dolayısıyla gazetemize yaptığı açıklamada, Türk milletinin hep birlikte bir destan yazdığını, ekonominin de aslanlar gibi ayakta olduğunu açıkladı. 15 Temmuz’un hemen ertesi günü öğleden sonra Meclis’e gittiklerini belirten Zeybekci, “O gün spekülatörler ayaktaydı. Faizlerin yüzde 30’lara, doların 15 liraya fırlayacağını fısıldıyorlardı birbirlerine. Bazı ülkelerle işlem saatlerimiz uymuyor. Bazı Körfez ülkelerinde pazar günü hafta başı. Avrupa’da pazar tatil. Biz her birine karşı tedbirlerimizi aldık. Cumhurbaşkanımız konuyu ele aldı. İnanın bana bu da bir destandır. Böyle bir ihanetten sonra pazartesi günü 08.30’da Türkiye’de bütün bankacılık sistemleri çalışıyordu. Tüm finans piyasaları, tüm mal borsaları açıktır. Uluslararası tüm taahhütlerini yerine getiren bir Türkiye vardı. Ödemelerini, transferlerini gerçekleştiren Türkiye. Faizlerin, kurun durumu belliydi. Aslanlar gibi ayaktaydık. Bugün Türk ekonomisi bütün dünyanın bilimsel bir vaka olarak izlediği konumda şu anda.

BAŞKASI 3-5 AY KAPATIRDI

Zeybekci, bazı ülkelerdeki dostlarına, “Sizde böyle bir şey olsa ne olurdu” diye sorduğunu belirterek, “Birçok ülke ‘darmadağın olurduk’ diye cevap veriyor. Evet, birçok ülkenin bankacılık sistemi 3-5 ay kapalı kalırdı. Borsalar birkaç sene belini doğrultamaz, millî paraları darmadağın olurdu. Bu millet demokrasi destanı yazarken hükümet ve devlet de ekonomik anlamda destan yazdı. Buna rağmen kredi derecelendirme kuruluşlarından S&P, pazartesi not düşürdü. Buna kendini açık ele vermek, suçüstü yakalanmak, kirli elleriyle yakalanmak derler. Ne gördün, ne zaman çalıştın, borçlanma senetlerine mi baktın? Türk parasına, faizlerine, piyasalarına, borsasına, bankacılık sistemine ne zaman baktın, hangi refleksi gördün de karar verdin? Nasıl hemen pazartesi günü yapıyorsun bunu? Bu ya hazırdı, ya telefonla birileri ‘indir’ dedi, indirdi” diye konuştu.

KURŞUN YAĞMURU ALTINDA MECLİS'TE

Zeybekci, 15 Temmuz darbe girişimi günü hukuk fakültesini bitiren kızlarının mezuniyet töreninde olduklarını belirterek o geceyi şöyle anlattı: 21.30’a doğru bir uçak Dikmen üzerinden alçak uçuş yaptı. İkinci uçak geçerken arkadaşlarımıza sordum. ‘Efendim tatbikatmış’ dediler. ‘Gece gece ne tatbikatı, hem de Başkentin üzerinde’ dedim. Sonra 3’üncü uçak geçince ‘Bu eğitim uçuşu falan değil, kalkın’ dedim. O uçak baktım ki Meclis’e, Külliye’ye ilerliyor. Yolda giderken her şey anlaşıldı. Eve gittim, abdestimi aldım. Bakan arkadaşlarımız ve Başbakanımızla görüştük. Çankaya Köşkü’nde toplanma kararı aldık. Sonra gitmemiz gereken yerin Meclis olduğunu kararlaştırdık. Çünkü ihanet girişimi oraya yapılıyordu, savunmamızı orada yapmalıydık, yön değiştirdik. Oğlum ‘Baba seni yalnız bırakmam’ dedi, o da geldi. Milletvekili odalarıyla Meclis arasındaki tünelden Meclis’e girdik. Sağımızdan solumuzdan kurşun yağmuru vardı. Kurşunlar duvarlara isabet etti. Basın mensuplarıyla bant çekimleri yaptık o arada. Onların yayınlandığını gören hainler çılgına döndü. Başbakanımızın ‘ölümüne’ diyerek yaptığı konuşma, sonra Cumhurbaşkanımızın mesajı onları çılgına çevirdi ve Meclis’i bombalamaya başladılar. Millet Cumhurbaşkanımızın ne diyeceğini bekliyordu. Onu duydular ve çıktılar meydanlara. Camiden çıkan da meyhaneden çıkan da oradaydı. Kimsede korku yoktu. AK Partilisi, CHP’lisi, MHP’lisi hep beraber oradaydık. Bu hainlere bu meydanı bırakmayacağız dedik, bırakmadık. Artık bu milletin eli havadadır. Kimse böyle bir şeye cüret edemez.