Hayatın başka bir hızla aktığı, stresin üzerimize hakim olduğu günümüzde, belki de en çok lüzûmunu hissettiğimiz huy, hilm... Hilm, yumuşak huylu olmak, kızgınlığa sebep olacak hallerde bile nefsine hâkim olarak, İslamiyetin dışına çıkmamak demek.  
Allahü teala, Âl-i İmrân sûresinde meâlen, “Allah’tan korkan kimseler, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler” buyurarak Müslümanları yumuşaklıkla hareket etmeye çağırmakta. 
Sevgili Peygamberimiz de (Aleyhisselâm) “İslâmiyete uyan ve yumuşak olan kimseyi, Cehennem ateşi yakmaz”, “Yumuşak olmak, bereket getirir. İşinde taşkınlık ve gevşeklik yapmak, gaflete sebep olur” buyurarak, çabuk sinirlenmeyip, yumuşaklık gösteren halim kimseleri övmektedir.
Yine Peygamber Efendimiz, “Yâ Rabbî! Bana ilim ver, hilm ile zîynetlendir, takvâ ihsân eyle! Âfiyet ile beni güzelleştir” duasıyla Allahü teala’dan yumuşaklık istemiştir.
Allahü teâlâ da, Kur’an-ı kerim’de, Peygamber Efendimize hitaben (meâlen) “Eğer sen katı ve kaba davransaydın, etrafından dağılıp giderlerdi” buyurmuştur. 
KOLAYLIK İÇİN GÖNDERİLDİNİZ!
Bir gün yeni Müslüman olmuş bir bedevî, Mescid-i Nebevi’de ibadet ederken sıkışınca, mescidin bir köşesine giderek abdest bozmaya başladı. Bedevînin bu kaba davranışı karşısında Sahâbîler telâşa kapıldı. Sahabeyi Kirâm’dan bazıları, bedevînin üzerine yürüyerek ona engel olmaya çalıştı. Duruma hemen müdâhale eden Resûl-i Ekrem Efendimiz ise: “Bırakın, adam işini bitirsin” buyurduktan sonra, bedevînin kirlettiği yerin temizlenmesini emretti. Sonra da Eshabı Kirâm’a, “Siz kolaylık göstermek için gönderildiniz, zorluk çıkarmak için değil” dedi. Ardından Resûlullah Efendimiz, bedevîyi yanına çağırdı. Ona mescitte abdest bozmanın, bu mübarek mekânı kirletmenin doğru olmayacağını yumuşaklıkla öğretti. Peygamber Efendimiz’in dini bilmeyen kimselere gösterdiği bu müsâmaha, onun daha çok sevilmesini, öğrettiği esasların daha çok kabul edilmesini sağladı. Hazreti Peygamber’in güzel ahlâkını gören bu sert insanlar, daha sonraları, birer İslâm fedâisi oldu.
Bütün güzel huyları kendisinde toplayan Sevgili Peygamberimiz gibi diğer büyükler de, kızgınlığa sebep olacak hususlarda sabrederek, hep hilmle hareket etmişlerdir.
Hazret-i Îsâ’ya da bazı Yahûdîler çok kötü hakaretler etti. Peygamberimiz ise onlara iyi ve tatlı mukabelede bulundu. Bu diyaloğu görenler, “Onlar, sana kötülük yapıyor, sen onlara iyi söylüyorsun” diyerek şaşkınlıklarını dile getirdi. Hazreti İsa da onlara şu veciz sözle cevap verdi: “Herkes, başkasına, yanında bulunandan verir!”