“Çingeneler Zamanı”, “Arizona Dream”, “Mustafa” ve “Underground” filmlerinin unutulmaz müziklerini yapan Goran Bregoviç, konserin tam da orta yerinde, Sezen Aksu'dan sonra ilk kez bir Türk sanatçısını şarkı söylemek üzere sahnesine davet etti. “Şimdi konser konseptimde ilk defa bir değişiklik yaparak sahneye sesini ve müziğini çok beğendiğim bir tıp doktorunu çağıracağım” dedi ve mikrofonu Prof. Dr. Şansın Tüzün'e uzattı. Prof. Dr. Tüzün ve Bregoviç, sanatçının “Düğün ve Cenaze” filminin ünlü parçası “Ederlezi”yi Tüzün'ün sözlerini yazdığı şekliyle “Hıdırellez” olarak birlikte söylediler.
Prof. Dr. Şansın Tüzün Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı'nın başkanı, başarılı bir bilim kadını. Tüzün'le yollarımız yıllar önce yönetim kurulu üyesi olduğumuz Osteoporoz Hasta Derneği'nde kesişti. Henüz o yıllarda adı telaffuz bile edilemeyen osteoporoz (kemik erimesi) ile ilgili toplumsal farkındalık faaliyetlerinde birlikte çalıştık. Yıllar geçti, yollar ayrıldı. Tüzün, tıp kariyerinin yanında müzik alanında da başarılı çalışmalarını sürdürdü. Sanat dünyasında ChanCe mahlasını kullanan Tüzün, yaptığı proje parçaları ile adını daha çok yurt dışında duyurdu. Müzik işini geçtiğimiz haftalarda Bregoviç'le aynı sahneyi paylaşacak kadar üst seviyelere taşıdığını görünce, kendisiyle müzikle ilgili olarak da konuşmanın zamanı geldiğini düşündüm… Ve aşağıdaki keyifli röportaj ortaya çıktı.


HEM?YAZAR?HEM?MÜZİSYEN
Herkes sizi kemik sağlığı ile uğraşan fizik tedavi profesörü olarak tanıyor. Hayatınıza müzik ne zaman girdi?
Müzik ve yazmak hayatımda hep vardı. Sesim güzeldi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde öğrencilik yıllarımda okulda kurduğumuz grupla özgün müzik yapıyorduk. Grubun solistiydim. Fakat müziğin ciddi ciddi hayatıma girmesi, kendi yazdığım sözleri bestelemeye başladığım dönemlere rastlar. O da ilginç bir hikâye aslında. Ben çocukluktan beri gazeteci olmak istiyordum. Fakat babam tıp okumamı istediği için tıp fakültesine girdim. Diğer taraftan da yazmayı sürdürdüm. Bazı gazetelerde Pazar yazıları yazdım. Daha sonra bu yazılarımı “İstanbul'un Azizeleri” adı altında derledim ve bir öykü kitabı olarak yayınladık. Bu kitabım 2011'de “Saint of İstanbul” adıyla İngilizceye çevrildi ve Los Angeles'da bir imza günü yapıldı. 2007 yılından sonra da hikâye yazarlığım müzik yazarlığına dönüştü. Bu dönüşüm sonucunda da müziğe daha fazla emek vermeye, sözlerini kendi yazdığım parçaları bestelemeye başladım.
PROJE SANATÇISI
Kendinizi proje müzisyeni olarak tanımlıyorsunuz. Ne demek proje müzisyeni?..
İlk yaptığım single, sözü ve müziği bana ait olan “Middle East” yani “Orta Doğu” idi. Aslen Hataylıyım. Bu parçayı da 2012 Nobel Barış Ödülü adayı olan Hatay'ın Medeniyetler Korosu ile birlikte seslendirdik. Bu tamamen Orta Doğu barışına adanmış bir çalışmaydı. Yönetmen Mustafa Altıoklar ile birlikte bu çalışmaya bir klip de çektik. Oldukça ilgi gördü.
İkinci çalışmam ise yine barış temelli ve yine sözü ve müziği bana ait olan “Gallipoli” parçasıydı. Bu parçanın İngilizce versiyonunu Avusturalyalı ünlü sanatçı Adam Dunning seslendirdi. Birinci Dünya Savaşı'nın 100. yılı etkinlikleri kapsamında Avusturalya'da piyasaya çıktı. Orada çok ilgi gördü. Radyolarda çalındı bazı sanat dergilerinde yer aldı. Parçayı Adam Dunning'le birlikte seslendirdik. Yine Adam Dunning'le birlikte “Ordinary” diye İngilizce bir şarkı yaptık. 15 gün sonra da yeni bir çalışmamız piyasaya çıkacak. Bu arada VOICES of TURKEY (Türkiye'nin sesi) projesini Ekim 2014'de Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirdik. Benimle birlikte 10 müzisyenden oluşan bir grupla  İngilizce özgün şarkıların yanı sıra Türkiye'nin farklı bölgelerinin müzikal zenginliğini ortaya koyan parçaları 8 şehirde (Washington DC, New York, Dallas, Houston, Chicago, Los Angeles, San Francisco ve Seattle) söyledik. Medeniyetler için barış ve hoşgörü konsepti üzerine kurulan bu çalışma çok beğenildi.
Şarkı yapmak hasta tedavi etmek kadar ciddi bir iş 
Prof. Dr. Şansın Tüzün, tıp ve müziğin birbirinden olumlu etkilendiğini söylüyor. “Tıp benim asıl mesleğim ama müzik için de hobi diyemiyorum. Çünkü çok ciddiye alıyorum” diyen Prof. Dr. Tüzün, “Müzik de doktorluk gibi çok disiplin ve ciddi uğraş gerektiren bir alan. Kendi şarkılarımı yazıyor olmasaydım belki müzikle bu kadar içli dışlı olmazdım.  Müzik yaparken asıl amacım kendi ürettiklerimi paylaşmak. Tıpla müziği birbirine çok benzetiyorum. Tıpta farklı branşlarla birlikte çalışırız ve buna multidisipliner yaklaşım deriz. Bu durum müzikte de böyledir. Belki ben ön planda görünüyorum ama müzikte de klinikte de arkamda çok iyi bir ekibim var. Tıp bir zekâ gerektiriyor. Üniversite sınavlarında yüksek puan alabilenler tıp fakültesine girebiliyor. Müzikte de şarkıları yazarken matematik bir zekâya sahip olmanız gerek.
Doktor kimliği ile sanatçı kimliğini nasıl yan yana koyuyorsunuz?
Aslında birbirine karıştırmıyorum ikisini. Klinikteki ve ders veren Şansın'la, sahnedeki Şansın birbirinden çok farklı. Ancak sanırım eninde sonunda bunlar birbirine karışacak.
Müzikle ilgili hedefleriniz nedir?
Hedeflerim biraz yüksek. Türk müziğinin dünya üzerinde olması gereken yerde olmadığını, hak ettiği değeri görmediğini düşünüyorum. Müziğimizi ve Anadolu'nun zenginliğini yurt dışında da duyurmak istiyorum. Bunu sadece kendi adıma değil, ülkem adına da istiyorum. Yani biraz daha geniş kitlelere hitap eden şarkılar yapmalıyız. Önümüzdeki sene inşallah mayıs ayında New York'da konserler vereceğiz.

BREGOVİÇ ÇALDI TÜZÜN SÖYLEDİ
Çeşme Açık Hava Tiyatrosu'nda 1500 kişiye hitap eden Şansın Tüzün, hayranı olduğu Goran Bregoviç'in sahnesinde şarkı söylemenin gururunu yaşadığını  ifade etti...

Prof. Dr. Şansın Tüzün, genç yaşta profesör olmak gibi bir başarının da sahibi. Okulda hep “en çalışkan öğrenci”ydim diyen Tüzün, çalışmalarının mükâfatını meslek hayatı boyunca almış. Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olan Tüzün, ayın zamanda Osteoporoz Hasta Derneği'nin de Genel Sekreteri. Uluslararası kuruluşlarda çalışmalar yapan Tüzün Uluslararası Osteoporoz Vakfı'nın da ülke temsilciliğini üstleniyor. Dünyada kadınların ve erkeklerin en önemli problemlerinden biri olan osteoporoz yani kemik erimesinin önlenmesi, tedavilerin topluma ulaştırılması konusunda çalışmalar yapan Uluslararası Osteoporoz Vakfı, bu yıl Prof. Dr. Tüzün'ü ödüle layık gördü. Dünyanın 7 bölgesinden 7 bilim insanının ödüllendirildiği organizasyonda Türkiye ilk defa ödül aldı.





ARİFE TARİF'TE BALKAN EZGİLERİ
Prof. Dr. Şansın Tüzün'ün geçtiğimiz günlerde piyasa çıkan “Arife Tarif” isimli çalışması, daha önceki çalışmalarından oldukça farklı. Türkçe pop tarzındaki bu çalışma ile daha geniş kitlelere ulaşmayı hedeflediğini söyleyen Tüzün, “Buna rağmen pek piyasa şarkısı gibi değil. Kayıtlar tamamen akustik. Bu çalışmanın benim için önemi çok büyük. Balkan ezgilerinin de olduğu keyifli bir şarkı. Goran Bregoviç benden çalışmalarımı göndermemi isteyince bu parçayı gönderdim.  Şarkıyı çok beğenmiş. İstanbul'da görüşürüz demişti. Arife Tarif, Goran Bregoviç'le olan dostluğumuz ve sahnedeki­ o gösterimiz için güzel bir altyapı oluşturdu ama devamlı Balkan ezgileri okuyacağım anlamına gelmiyor bu” dedi.
Okulda Şansın sahnede ChanCe
Prof. Dr.?Şansın Tüzün, müzik çalışmalarında ChanCe mahlasını kullanıyor. İngilizce şans anlamına gelen ChanCe'nin, üniversitedeki kimlikten çıkıp sahne kimliğine girmesine yardımcı olduğunu söylüyor. 


ZİYNETİ KOCABIYIK
ziynetikocabıyık@tg.com.tr
Fotoğraflar: Bünyamin Çelik
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
300988 http://www.turkiyegazetesi.com.tr/saglik/300988.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading