Türkiye'de de obezitenin Amerika'daki gibi sağlık sorunlarının başında geldiğini ifade eden Bursa Özel Esentepe Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ergin Kopal, obezitenin tek çaresinin tüp mide ameliyatı olduğunu söyledi. Türkiye'nin gelişmekte olan ülkeler arasında olduğunu belirten Kopal, “Boy ve kilo oranının 35'in üzerinde olması obezite anlamına gelmektedir. Bu değer 40'ın üzerine çıktığında sağlık sorunları oluşmaya başlar. İnsanların hayatındaki konforun bozulmasına, hareketlerinin kısıtlanmasına, yandaş sağlık problemlerinin ortaya çıkmasına ve ömürde kısalmaya sebep olur” dedi.


Birçok diyet ve ilaçla tedavi yöntemlerinin uygulanmasına rağmen obeziteye karşı konulamadığının altını çizen Kopal, “Bu da gelişmiş bir ülke olmanın getirdiği bedellerden biri. Bunun alternatifi olarak kesin çözüm anlamında cerrahi müdahale yöntemleri kullanılmaya başlandı. Mide balonu, mide kelepçesi konulması gibi yöntemlerden sonra mideyi küçültme işlemleri yapılmaya başlandı. Bildiğiniz gibi mide, torba şeklinde geniş bir hacme sahip bir organdır. Gıda aldıkça genişler ve yemek yeme kapasiteniz artar. Bunun önüne geçmek için midenin yaklaşık 3'te 2'lik kısmını alarak mideyi tüp şekline getiriyoruz. Yani yemek borusunun devamı şekline getiriyoruz. Yani yediğiniz bir kase çorbanın 3'te biri kadarıyla doymaya başlıyorsunuz. Tabi midenin 3'te 2'lik kısmını aldığımız için iştah kısmını da kapatmış oluyoruz. Böylelikle insanların ideal kiloları ulaşmasını sağlıyoruz. Artık ülkemizde yoğun bir şekilde bu ameliyat gerçekleştiriliyor” diye konuştu.


Ameliyatının kapalı ameliyat şeklinde yapıldığına da dikkat çeken Ergin Kopal, “Ameliyatın süresi yaklaşık 1 ile 1,5 saat arası sürüyor. Ameliyat sonrası hastamız 3 gün hastanede kalıyor. Bundan sonra 6 ay yoğun bir takip ile süreci geçiriyoruz. Ülkemizin artık bir obezite sorunu var. Bu sorunda da kesin çözüm tüp mide ameliyatıdır. Ama son günlerde gündemden düşmeyen tüp mide ameliyatları sonrası yaşanan ölümler insanların en çok korktuğu ameliyat haline geldi. Ameliyatlardan sonra aşırı kilolu hastalarda, kan pıhtısının bacaklardan akciğere akması olayını yaşıyoruz. Ameliyat sonrası erken dönemlerde hareketli olmaması, daha sabit olmasından dolayı bu pıhtılar bacaklardaki damarlarda oluşup akciğere attığı için hastaları kaybedebiliyoruz. Bu hastalıkların yandaş hastalıkları dediğimiz kalp hastalıkları, akciğer hastalıkları, diyabetlerinin olması bu riskleri daha da arttırıyor. Bu ameliyatın bu yüzden bizim de hoşlanmadığımız bir popülerliği var. Ancak günümüz teknolojileriyle bunların önlemlerini alıyoruz” şeklinde konuştu.