Havaların soğuması ve kış mevsiminin yaklaşmasıyla beraber vatandaşlar, kışı hastalanmadan geçirmek ve ilaç kullanmaktan sakınmak için aktarlara ilgi gösteriyor.

Türkiye’de Doğu Karadeniz ve Marmara bölgelerinde yetişen ve içinde uçucu yağ, tanen, şeker, C ve P vitamini, reçine ve enzimler bulunan ıhlamur her derde deva olurken, ıhlamurun keyif çayı gibi tüketilmesi uzmanlarca önerilmiyor.

"Ihlamur, çay ve kahve gibi rahatlıkla tüketilebilecek günlük bir çay şekli değildir" diyen Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Botanik Ana Bilim dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşegül Köroğlu, “Ihlamur bir tedavi aracı ve bu nedenle hastalık olduğu dönemlerde kullanılması gerekiyor. Hastalık dönemlerinde kullanıldığında ıhlamurun etkilerini rahatlıkla görebiliyoruz. Ihlamuru keyif çayı olarak kullanmak doğru değil. Çünkü keyif çayı olarak kullandığımızda vücut buna hazırlanıyor, bundan beklediğimiz etkileri hastalık döneminde göremiyoruz. Bunu için ıhlamur diğer keyif amaçlı tüketilen çaylar gibi günlük hayatta tüketilmemesi gereken bir çaydır" dedi.

“IHLAMURU BEBEKLERDE BİLE RAHATLIKLA KULLANABİLİRİZ”

Ihlamurun çok yararlı olduğunu, bildiğimiz bitkilerden bir tanesi olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Köroğlu, “Ihlamur Türkiye’de 4 türü doğal olarak yetişiyor. Bunlardan sadece bir tanesinde tıbbı amaçlı kullanabilecek olan bir tür. Biz ıhlamuru bebeklerde bile rahatlıkla kullanabiliyoruz çünkü bebeklerde bile geçiş dönemi hastalıklarında, soğuk algınlıklarında ıhlamur güvenle kullanılabilecek bir çaydır. Ihlamur hazırlanırken en önemlisi doğru bitkiden elde edilmiş olduğunu bilmektir.

Doğru türden tıbbi amaçlı kullanılacak türden elde edildiğini bilmemiz gereklidir. Bununla beraber ıhlamur çiçekleriyle birlikte değil çiçekleri taşıyan yapraklarıyla birlikte kullanılması gerekmektedir. Ne sadece çiçekler, ne sadece yapraklar bizim istediğimiz etken bileşiği taşımıyorlar. İkisi birlikte olduğunda bizim istediğimiz etken bileşiklere sahipler. Bu etken bileşikler, uçucu yağlar, flavonoid yapısında bileşikler ve musilaj var, bunların 3 gurubunda kendine özgü etkileri var. Bu nedenle demlenirken dikkatli demlenmesi gerekiyor.

Genellikle bizim tercih ettiğimiz şekil ıhlamurun bir süzgeç üzerine koyulup, onun üzerine sıcak su dökülmesi ve belirli soğukluğa geldiğinde hafif ılık seviyeye geldiğinde içilmesidir. Bu bize uçucu yağların içinde kalmasını sağlıyor. Etki olarak vücudun terlemesine yardımcı oluyor, terlemeyi daha çok arttırıyor. Biz ıhlamuru tavsiye ederken özellikle içilmesi istediğimiz durumlar insanının rahat hissettiği ve yatağına gittiği anda, böylece etki daha da desteklenmiş oluyor. Terleme kolaylaşmış oluyor, terlemenin kolaylaşmasıyla birlikte ateşin düşmesi sağlanmış oluyor. Bununla beraber uçucu yağlar hastayı sakinleştiriyor. Atakların daha kolay atlatılmasını sağlıyor musilajın göğüs yumuşatıcı etkisini destekliyorlar.

Aynı zaman da flavonoidlerin hem terletici hem de idrar arttırıcı etkilerinden dolayı vücudun kolaylıkla toksinlerden, ateşten arınmasına yarımcı oluyor. Burada dikkat etmemiz gereken doğru bitki olması, doğru kullanım şekli olması ve kullanırken de sosyal olarak buna hazırlamamız gerekir. Bu şekilde ıhlamur kullanırsak, ıhlamurdan gerçekten her aşamada sonuç alabiliriz” ifadelerini kullandı