ZİYNETİ KOCABIYIK- Kanser tedavisinde yeni yaklaşım olan immünoterapiyi Hematolojik Onkoloji Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş ile konuştuk. 

Kanser, tüm dünya ülkelerinde görülme sıklığı hızla artan bir hastalık. İyi haber, kanserin tedavisi alanında birbiri ardına geliştirilen yeni ilaçlarla, birçok kanser türü ya tamamen tedavi ediliyor ya da neredeyse diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bir haline geliyor. Hastalığın tedavi protokolünde, kanserin türü ve evresine göre karar verilerek cerrahi, kemoterapi ve ilaç tedavisi uygulanıyor. Tedavinin önemli bir bölümü ilaçla yapılıyor. Yıllar boyunca kanserin ilaçla tedavisinde kemoterapi ilaçları kullanıldı. Kemoterapi hâlâ kanserin ilaçla tedavisinde önemli bir silah. Ancak, kemoterapi ilaçlarının, kanser hücreleri ile birlikte sağlıklı hücreleri de öldürmesi ve bu durumun hastaların yaşam kalitesini bozuyor olması bilim adamlarını yeni arayışlara yönlendirdi. Hastalığın genetiğinin çözülmesiyle birlikte “akıllı ilaç” dönemi başladı. Vücuda verildiğinde sadece ilgili kanser hücresini gidip bulan ve farklı mekanizmalarla tümör hücresinin ölümüne sebep olan bu ilaçlarla “kanser tedavisi kişiselleşti”. Bilindiği gibi kanser, tümör hücrelerinin bağışıklık sisteminin gözünden kaçması sonucu ortaya çıkan bir hastalık. Kanserin oluşumunda bağışıklık sisteminin önemli rol oynadığı öğrenildikten sonra, bilim adamları bağışıklık sistemini uyarıp kansere karşı mücadele edecek yeni tedavilerin arayışına girdiler. Bu sebeple bağışıklık sistemi üzerinden etki eden kanser ilaçları birbiri ardına piyasaya girmeye başladı. 
SONUÇLAR BAŞARILI 
Bu alanda çalışmalar öyle yoğunlaştıki artık immünoterapinin ele alındığı özel kongreler bile düzenleniyor. Bunlardan biri olan Hematolojik İmmünoloji Derneği’nin Kıbrıs’ta düzenlediği 1. Hematolojik İmmünoloji Kongresi’nde kanser tedavisinde immünoterapi tartışıldı. Lenfoma, lösemi, myeloma gibi kan, lenf bezi, kemik iliği ve organ kanserlerinde başarılı sonuçlar alınan bu yeni tedavi yaklaşımının Türkiye’deki ve dünyadaki durumu konuşuldu. 

KEMOTERAPİNİN YAN ETKİLERİ ÇOK
Vücudun bağışıklık sistemini uyanık tutmak ve gizlenmeyi başaran kanser hücrelerini avlamayı hedefleyen immünoterapinin, kanser tedavisinde tıbbın elini güçlendirdiğini söyleyen Hematolojik Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Osman İlhami Özcebe, bu yeni tedavi alanının önümüzdeki yıllarda çok daha başarılı sonuçlarla gelişmeler göstereceğini belirtti. Yıllardır hematolojik kanserlerde tedavi için uygulanan kemoterapilerin insan yaşamında çok önemli ilerlemeler sağladığını ifade eden Prof. Dr. Osman İlhami Özcebe “Ancak bu yöntemin hastalarda ateş, kanama, damar içinde pıhtılaşma, akciğer enfeksiyonları gibi pek çok yan etkisi mevcut. Bunun yanı sıra saç dökülmesi, sosyal ve psikolojik sorunlar da gelişiyor, hasta normal yaşamından uzaklaşmak zorunda kalabiliyor. Vücudun direncini ve savunma sistemini güçlendirmeye yönelik tedavi yöntemi immünoterapi, bu olumsuzlukları azaltabilecektir” dedi.

Obama da destekliyor

İmmünoterapi’nin, hematolojik kanserler ve organ kanserlerinde son yıllarda giderek yaygınlaşan bir tedavi yöntemi olduğunu belirten Hematolojik Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Serdar Şıvgın, “Bu tedavide temel yol; insan bağışıklık sisteminin daha da güçlendirilerek tümör hücreleriyle savaşma kabiliyetini artırmaktır. ABD’de başkan Obama’nın başlattığı ‘Kanser: Aya Yolculuk 2020’ projesi kemoterapiden immünoterapi’ye dönüşüm sürecidir. Beş yıl içinde 20.000 hastada 20 tümör tipi için yeni immünoterapilerin klinik denemeleri uygulamayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda; ülkemizde de bu yeni ilaçların hasta tedavisinde yer alması beklenmekte ve bazı ilaçlar erken erişim programları kapsamında özel izinler alınarak kullanılabilmektedir” dedi. 

Kemoterapi hâlâ birinci seçenek

Kanser tedavilerinde çağ atlandığını ve artık ‘immünoterapi dönemi’nin başladığını söyleyen Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, immünoterapinin bazı kanser türlerinin tedavisinde standartları değiştirdiğini ifade etti. Prof. Dr. Altuntaş, immünoterapinin kanser tedavisinin geleceği olabileceğini ancak yine de uzun dönemli etkileri bilinmediği için temkinli olmak gerektiğini belirtti. Bunların yanında kemoterapilerin rafa kalkmadığını hatırlatan Prof. Dr. Altuntaş, “Eskiden elimizdeki tek seçenek kemoterapiydi. Kemoterapiden sonra hedefli tedaviler geldi. Şimdi yanına immünoterapi eklendi. Yıllar içinde kemoterapinin kullanım alanı daha daralacak ama şu anda ‘Kemoterapiyi kaldırdık onun yerine immünoterapi var’ diyemeyiz. Yeni ilaçların klinikte kullanılmaya başlaması ile belki kemoterapi ilaçlarının kullanımı azalacak ancak halihazırda kemoterapi özellikle çocukluk çağı kanserleri ve lösemilerde, lenfomalarda, testis kanserinde, hastalıktan tamamen kurtaran bir tedavi seçeneği”dedi. İmmünoterapinin tamamen kür sağlayan bir tedavi olmadığına da dikkat çeken Prof. Dr. Altuntaş, “Bu ilaçlar hastalığı kronikleştiriyor. Hastalık kontrol altına alınıyor ancak tamamen ortadan kalkmıyor” diye konuştu. 

İlaç hastanın kendisi

Vücudun savunma hücreleri olan T hücreleri ve Dentrik hücrelerin güçlendirilmesi ile yapılan bu tedavilerle ilgili bilgi veren Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özet,   Hücresel tedavilerde vücut savunmasında görevli olan hücreler vücut dışına alınarak tümörün antijenine karşı tanıştırılarak  tekrar vücuda veriliyor. Güçlendirilmiş bağışıklık hücreleri,  bu özellikleri taşıyan kanser hücrelerini avlayarak yok ediyor. İngiltere de T hücrelerinin genetik yapısını değiştirerek onları lösemi hücrelerine karşı daha aktif hale getiren ve lösemi tedavisinde yüzde 80 başarı sağlayan çalışmalar yayınlandı. Dentrik hücrelerle ilgili çalışmalar ülkemizde de deneysel olarak yapılabiliyor” dedi. 

KOBAY DEMEK HASTANIN ZARARINA

 İmmünoterapi ilaçlarının pahallı ilaçlar olduğunu ve Amerika da dahil olmak üzere sağlık sistemlerini kara kara düşündürdüğünü söyleyen Ankara Onkoloji Hastanesi Hematoloji Kliniği ve Kök Hücre Nakil Kliniği’den Doç. Dr. Emre Tekgündüz, bu tedavilere erişim için klinik çalışmalardan faydalanılması gerektiğini belirterek, “Kobay tanımlaması, klinik çalışmaların önündeki en önemli engeldir. Amerika Birleşik Devletleri 160 milyar dolarlık klinik çalışmalar bütçesinin yüzde 60’ını alıyor. Bu sağlık harcamalarına 100 milyar dolarlık bir katkı anlamına geliyor. Oysa biz sadece 600-700 milyon dolarlık kısmını alabiliyoruz. Çünkü hastalar çalışmalara girmek istemiyor” dedi. Klinik çalışmaların, hastaların yeni ve çok pahalı ilaçlara hiçbir ücret ödemeden ‘gönüllü hasta programı’ sayesinde ulaşmasını sağladığını belirten Doç. Dr. Tekgündüz, “Bu ilaçlar elimizde hiçbir tedavi silahı kalmamış hastaları hayata döndürebiliyor. Şunu da unutmamak gerekir ki, bugünün ilaçları da dünün klinik çalışma ilaçlarıydı. Bu sebeple klinik çalışmalardan çekinmemek gerekir” diye konuştu.

İmmünoterapi nedir

Vücudun doğal savunma mekanizmasını güçlendirerek kanserle savaşmak üzere tasarlanmış bir tedavi şeklidir. Bu tedavi yönteminde, ya bağışıklık sistemini iyileştirmek için laboratuvarda üretilmiş moleküller kullanılır ya da kişinin kendi vücut hücreleri alınıp yine laboratuvarda tümör hücrelerini yakalamak üzere eğitildikten sonra geri verilir. Yani kişinin kendi bağışıklık sistemi ilaç olarak kullanılmaktadır.  İmmünoterapi ilaçları ise farklı yöntemlerle çalışırlar. Ya bağışıklık sisteminin doğrudan kanser hücrelerini yok etmesine yardım eder  ya  bu hücrelerin hızlı büyümesini  engeller ya da bu hücrelere direkt olarak radyasyon taşıyarak onları etkisiz hale getirirler.