ZİYNETİ KOCABIYIK

Kadın ve erkek arasındaki farklılık ruh sağlığı alanında da kendini gösteriyor. Kadınların hassaslıkları, incinebilirlikleri, toplum içindeki rolleri ve her şeyden öte hormonları sebebiyle ruhsal problemlere daha yatkın oldukları biliniyor. Örneğin depresyon kadınları erkeklerden daha fazla etkiliyor. Her beş kadından biri yaşamının bir döneminde depresyona girerken bu oran erkeklerde yüzde 5 olarak görülüyor. Buna karşılık erkekleri daha fazla etkileyen ruhsal problemler de var. Sigara, alkol, uyuşturucu madde bağımlılığı gibi problemler de erkekleri kadınlardan daha fazla görülüyor. Hâl böyleyken, ruhsal problemlerin çözümünde kadınlarla erkekleri aynı şekilde değerlendirip tedavi etmeye çalışmak, başarıyı düşürüyor. 
Bu gerçekten yola çıkılarak kadınlara özgü ruhsal problemlerin tedavi edildiği Kadın Ruh Sağlığı Merkezi, Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde kuruldu. Türkiye’de ilk ve tek olan bu merkezin özelliği, kadınların diledikleri zamana randevu alarak gittikleri, kendilerini rahat hissettikleri bir ortamda, problemlerini yeterli zamanda aktarabildikleri, psikoterapi gördükleri gerektiği zaman ilaç tedavisi aldıkları bir yer olması. Merkezin yöneticisi Prof. Dr. Nazan Aydın, devlette ve özelde benzeri olmayan bu tür merkezlerin sayısının artırılmasının toplum sağlığı açısından önemi olduğunu vurguluyor.
Merkezin kuruluş amacı nedir?
Bu merkezi kurarken öncelikli olarak ihmal edildiğini ve yardım alamadığını düşündüğümüz  gebelik ve doğum sonrası ruhsal bozukluk yaşayan kadınlara yardımcı olmayı hedefledik. Çünkü özellikle gebelikte ortaya çıkan depresyon ve doğum sonrası depresyonu 5 kadından birinde görülüyor. Bu hastalık sadece anneyi değil bebeği ve aileyi de etkiliyor. Dolayısıyla anneyi tedavi ettiğimizde hem gelecek nesillerimize hem aile bütünlüğüne hizmet ettiğimizi biliyoruz. 
Sık görüldüğünü söylüyorsunuz doğum sonrası depresyonun belirtileri nelerdir?
Karamsarlık, hiçbir sebep yokken ağlama, umutsuzluk, boşluk hissi, kaygı, günlük aktivitelere karşı ilgide azalma, uyku problemleri, iştah ve kilo değişimi, bebek bakımına bağlı olmayan uyku problemleri, enerjide azalma, suçluluk ve değersizlik düşünceleri, ölüm ve intihar düşünceleri. Doğum sonrası depresyon bir kadının günlük işlerini yapmasını, bebeğine bağlanma ve bakımını imkânsız hale getirebilir. Gazetelerde okuduğumuz ‘çocuğu ile ilgilenmediği’ ya da ‘bırakıp tatile gittiği için bebeğin kaybedildiği’ olayların bir kısmının altında da doğum sonrası depresyonu yatmaktadır. Gebelik ve doğum olayı, altta yatan ruhsal problemleri ortaya çıkarabilir. Maalesef bu tür olaylar toplumda adli olay olarak algılanmakta ve kadın damgalanmaktadır. Oysa teşhis edilip tedavi edilse, bu kötü sonuçlar ortaya çıkmayacaktır. 
Merkezde başka hangi hastalıklara yönelik bölümler var?
Menopoz da, kadınların ruhsal problemlerinin arttığı dönemlerdendir. Çünkü bir taraftan hormonlar değişirken, diğer taraftan da, çocuklar evden ayrılır, çalışıyorsa kadın emekli olur, kısacası kadının sosyal statüsü değişir. Bu dönemdeki kadınlara da yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ayrıca adet döneminde yaşanan sıkıntılar da çok sayıda kadının hayatını zindan ediyor. Kısırlık tedavisi de son yıllarda çok başvurulan tedavi yöntemlerinden biri. Ancak tüp bebek merkezlerinde daha çok bebek üzerinde yoğunlaşılıyor. Gebelik oluşmadıysa ya da düşükle sonuçlandıysa ‘bu defa olmadı’ diye aktarılıyor. Oysa kadınlar bu süreçte çocuklarını kaybediyorlar. Bu kadınlarımıza da yardımcı olmaya çalışıyoruz. Yakın bir gelecekte yeme bozukluklarıyla ilgili sorunlara da destek vermeyi hedefliyoruz. 
Toplumda kadınların psikiyatrik sorunlarına yaklaşım nedir? Kadın sürekli şikâyet eden kişi gibi mi algılanıyor?
Maalesef... Bazen kadın kendini ifade ederken çevrelerinde onları anlayamayacak insanlar varsa, bir süre sonra öğrenilmiş davranış biçimi olarak daha çok bedensel şikâyetler daha çok ön plana geçebiliyor. Mesela ‘Canım sıkılıyor’ dediğinde verilen tepki ile ‘Başım ağrıyor’ veya ‘Vücudumda uyuşma var’ dediğinde verilen tepki genellikle aynı olmuyor. Kadınlar bir süre sonra kendilerini ifade etmek için bunu öğreniyorlar. Ruhsal problemlerini bu şekilde ifade etmek onlar için daha uygun olabiliyor. Ama bu ‘başım ağrıyor diyeyim de benimle ilgilensin’ şeklinde farkında olarak yaptığı bir şey olduğu anlamına gelmiyor. Bu tepkiyi farkında olmadan geliştiriyor.
Biraz kapris gibi algılanıp göz ardı mı ediliyor?
Aslında kadınların erkeklere göre kendilerini ifade etme şekilleri farklı olabiliyor. Kadınlar daha duygusallar daha hassaslar, daha duyarlılar. Bir şey anlatırken daha fazla duygulanmaları, biraz daha yoğun reaksiyon vermeleri aslında kadın yapısına ruhuna uygun olan bir şey. Kadınlarımız her ne şekilde olursa olsun, ‘hastalıktla’ kendilerini ifade ettiklerinde mutlaka bir yardıma ihtiyaçlarının olduğunu,  bunun onların yardım çığlığını olduğunu da düşünmemiz gerekiyor. 

Canavar değil Hasta anne

Gebelik ve doğum bir kadının hayatındaki çok özel dönemler. Bu dönemde kadının sosyal statüsünden önce hormonları değişiyor. Gebelik ve doğum olayı altta yatan ruhsal problemleri ortaya çıkarabileceği gibi, bu dönemde yaşananlar da depresyon ve anksiyete adı verilen aşırı endişeye de sebep oluyor. Her 5 kadından birinin gebelik ve doğum sonrası depresyonunu çeşitli düzeylerde yaşadığını söyleyen Prof. Dr. Nazan Aydın,  “Doğumdan sonraki ilk 6 hafta bu açıdan çok risklidir. Eğer bu anneler tedavi edilmezse bebeklerine de zarar verebilirler. ‘Gebeliği inkâr’ da sık görülen ruhsal hastalıklardan biridir. 2500 doğumda bir görülüyor. Anne hastalığı sebebiyle gebeliğin farkına varamıyor. Bu bazen gebeliğin ilerleyen haftalarına kadar sürebiliyor, bazen de doğumda fark ediliyor. Doğumda fark ettiği zaman da bebeğe gereken müdahaleyi yapamıyor. Tek başınaysa gereken müdahaleyi yapamıyor. Hakimler de hastalığın farkında olmadığı için bu durum adli olay olarak geçiyor. Bu kadınlar ‘katil anne’ diye damgalanıp, çok ağır cezalara çarptırılabiliyorlar” dedi.

Bu merkez kadının ruhuna ilaç oluyor

Sadece kadınlara özgü ruh sağlığı problemlerine yönelik olarak hizmet veren Kadın Ruh Sağlığı Merkezi, geçtiğimiz yılın aralık ayında Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde açıldı. Özel randevu ile çalışan ve problemlerin dört dörtlük ele alındığı bu merkezde gebelik ve doğum sonrası, menopoz ve kısırlık tedavisi ile kadınların cinsel işlev bozuklukları tedavi ediliyor. Yakın bir gelecekte daha çok kadınları etkileyen yeme bozukluklarıyla ilgili bir bölümün açılması planlanıyor. Açılalı 3 ay olmasına karşın yaklaşık 300 kayıtlı hastalarının olduğunu söyleyen merkezin yöneticisi Prof. Dr. Nazan Aydın “Bakırköy’de kadın hastalarımızla birlikte erkek hastalarımıza da hizmet veriliyor ama özellikle kadın ruh sağlığı merkezi adı altında özel bir merkez kurmayı çok istedik. Çünkü kadınlarımızın kendi cinsiyetlerine has ruhsal sorunları var. Bu nedenle onlara daha iyi odaklanalım, ihtiyaçları daha iyi görüp spesifik hizmet verelim diye düşündük. Bu kadar fazla alt dalda hizmet veren kadınlara özel bir ruh sağlığı merkezi, yurt dışında da yok. Bildiğim kadarıyla en kapsamlısı Harvard Üniversitesi’nde ama onlar sadece gebelik ve doğum, menopoz ve adet dönemlerinde yaşanan sıkıntılarla ilgili hizmet veriyorlar. Bizimki kadar çeşitli değil” diyor. 

Ailenin huzuru kadının mutluluğunda 

Şiddetli geçimsizlik sebebiyle yaşanan boşanmaların önemli bir bölümünün altta yatan ruhsal problemlere bağlı olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Nazan Aydın, “Bazen hastalık belirtileri fark edilemeyebiliyor. Eşler birbirlerinin özelliği zannediyorlar. Sonra iyileşince tarafların gerçek kişilikleri ortaya çıkıyor. Bize geldiklerinde bir krizin ortasında oluyorlar. Hasta çok tükenmiş oluyor. Eşler çok yıpranmış oluyor. Artık insanların o tahammül gücü kalmadığı için de söylenmeyecek sözler, yapılmayacak davranışlar yapılmış olarak geliyorlar. Tedavi olup ayrılırken kadın, daha önce yaşananlara kendileri bile inanamıyorlar” dedi.
ERKEKLER DE TEDAVİ SÜRECİNE KATILMALI
Kadın Ruh Sağlığı Merkezi’nde mümkün olduğunda erkeklerin de tedaviye katıldığını belirten Prof. Dr. Aydın, “Bu erkek kadının hayatındaki abi, baba, eş, kardeş, çocuk olabilir. Erkeğin her anlamda kadının yanında olması ve ona desteğini hissettirmesi çok önemli. Çünkü cinsiyetlerin de kendilerine göre sorumlulukları ve rolleri farklı oluyor. Yanınızda bir erkek olması, kadına güven, güç, anlaşıldığı hissini veriyor. Yalnız değilim düşüncesi oluyor. Tedavinin sonucu da olumlu etkileniyor. Depresyonu sebebiyle, evinde işini yapamayan, çocuklarıyla ilgilenemeyen ve kendini yetersiz hisseden kadın, eşiyle birlikte tedaviye geldiğinde, eşi de bu durumların hastalık sebebiyle yaşandığını anlıyor. Bunu belli ettiğinde de yanında destek hisseden kadının tedavisi daha iyi gidiyor” diye konuştu.

TÜRKİYE’DE YILDA 270 BİN ANNE DOĞUM SONRASI DEPRESYON VEYA ANKSİYETE BOZUKLUĞU YAŞIYOR

 

Tüm dünyada her 5 kadından biri gebelik ya da doğumla ilişkili bir ruhsal bozukluk yaşamaktadır. Görülme oranları ülkeden ülkeye değişse de bu durum her kültür, yaş, gelir seviyesi ve ıraktan kadınları etkileyen dünya çapında bir problemdir. 
Gebelik ve doğum sonrası ruhsal problemler yaşayan her 10 kadından 7’si anlaşılamayacağı veya eleştirileceği düşüncesiyle belirtileri gizlemeye çalışır. Anlaşılma, destek ve tedavi olmadığında bu ruhsal durum, hastalığı yaşayan kadının yanında eşi ve ailesi üzerinde de yıkıcı etkiler oluşturur.
Gebelik ve doğumla ilişkili ruhsal bozukluklar tüm aileyi etkiler. Çoğu insan, her 10 babadan birinin bu dönemde depresyon yaşadığını bilmez.
İntihar, kanserden sonra en sık görülen anne ölüm sebebidir. Dünya Sağlık Örgütü, son 20 yılda meydana gelen anne intiharlarının çoğunun önlenebilir anne ölümü olduğunu bildirmektedir. 
Annelerin yaşadığı ruhsal problemler çocuklarda anskiyete, depresyon ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu gibi problemlerin daha yüksek oranda ortaya çıkmasına, bu çocukların öğrenmelerinin daha yavaş olmasına, okulda yaşıtlarına kıyasla daha kötü bir tablo sergilemelerine sebep olmaktadır.