Antalya Büyükşehir Belediyesi Haşim İşcan Aile Eğitim ve Sosyal Hizmet Merkezi ve Türk Psikologlar Derneği Antalya Şubesi işbirliğiyle 'Travmatik Yaşam Olayları ve Çocuklar' konulu konferans düzenlendi. Bülent Ecevit Kültür Merkezi'ndeki konferansa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Sanem Öztürk ve çok sayıda anne çocuklarıyla birlikte katıldı. Konferansa Suriyeli anneler de yoğun ilgi gösterdi. Yrd. Doç. Dr. Nihan Tezer Yörük, ülke gündeminde son zamanlarda yaşanan olaylar ve bunların etkilerini aileler ile paylaşırken, anneler de merak ettiklerini sordu.

"TRAVMATİK OLAYLAR BEKLENMEDİK OLAYLARDIR"

Nihan Yörük, travmatik olayları ikiye ayırarak, "Birisi doğanın eliyle olan ölüm ve doğal afetlerdir. Diğeri ise kaza, savaş ve terör eylemleri gibi insan eliyle gerçekleşir" şeklinde tanımladı. Yörük, travmatik olayların en önemli özelliğinin, yaşama ya da fiziksel bütünlüğe yönelik tehdit içermesi olduğunu belirtti. Gündelik hayatta sıklıkla stresle karşı karşıya kalındığını ifade eden Yörük, "Bunlar beklendik olaylardır. Kontrol edilebilir. Ama travmatik olaylar normalin dışında beklenmedik olaylardır. Bu tip olaylardan ise en çok çocuklar etkilenir" şeklinde konuştu.

"HER ÇOCUK FARKLIDIR" 

Psikolog Nihan Yörük, travmatik olaylara çocukların yaş gruplarına göre farklı tepkiler gösterdiğini kaydederek, "Bebeklik ve okul öncesi çocukların uyku ve yeme düzenleri değişir. Altını ıslatır. Parmak emer, anne babaya yapışır. Konuşma güçlükleri yaşayarak tikleri oluşur. Sık ağlarlar ve karanlıktan korkarlar. Okul çağındaki çocuklar, çocuksu hareketler yapar. Okul başarısında düşüş yaşanır. Dikkati toplamada güçlük ve öfke patlamaları yaşar. Ergenlik dönemi çocuklarda ise, okul başarısında düşüş, sosyal içe kapanıklık, sorumlu davranışlarında azalma, intihar düşünceleri, üzüntü ve depresyon yaşanır" dedi. 

"OLAYLARI EN KISA VE NET BİR ŞEKİLDE ANLATIN" 

Bu konuda ailelere büyük görev düştüğünün altını çizen Psikolog Yörük, sözlerini şöyle sürdürdü: "Olaylar karşısında çocuklarla konuşulması gerekir. Çocuklarınıza olayları anlatmaya çalışın. Çocuk anlamadığı zaman korkar. Bizler genelde 'çocuklar anlar mı?' deriz. Her yaşın anlayabileceği şeyler vardır. Uygun bir dille yaşanan olayları anlatmalıyız. Mesela ölümlerde uzak yerlere gitti deriz. Ama uzaklardan gelme ihtimali vardır. Geleceğini düşünür. Bunu demek yanlış. Anlayabileceği şekilde en kısa ve net bir şekilde ona ölümü anlatmalıyız. Sevdiğimiz birini kaybetmek üzücüdür. Ama kaynağın yolunu açmalıyız. Yalnız değilsin yanında ben varım mesajları vermeliyiz. Oyun oynamak istiyorsa oyun oynamalıyız. Çocuklar ve ergenlik dönemindekiler ise arkadaşları ile bir araya gelmek ister. Bunlara dikkat edin." 

"SÜREKLİ AYNI KONUYU KONUŞMAYIN" 

Yrd. Doç. Dr. Nihan Tezer Yörük ailelere travmatik olaylar karşısında nelerden uzak durulması gerektiğini ise şöyle anlattı: "Çocuğunuzla konuşun. Ama olayı sürekli hatırlatmayın. Bu onu daha da kötüye sürükler. Çocuğunuzla konuşmanıza ona yardımcı olmanıza rağmen hala bir değişim olmuyorsa hiç vakit kaybetmeden bir uzmana başvurun."