ZİYNETİ KOCABIYIK

Günde dört-beş defa kan şekerinizi ölçmek için parmaklarınızı delseniz; dört beş defa da bu sonuca göre kendinize insülin iğnesi yapsanız... Gönlünüze göre yemek yerine, her lokmanızı sayarak yeseniz… Ve bunu, bütün ömrünüz boyunca hiç aksatmadan tekrarlamak zorunda olsanız… Atladığınızda ya da ihmal ettiğinizde gözlerinizi, böbreğinizi, kalp ve damar sağlığınızı ve hatta hayatınızı kaybetme riski ile karşı karşıya kalsanız… Ne yapardınız?

LİDERLİĞİ ÖĞRENİYORLAR
Geçtiğimiz günlerde Avrupalı diyabetli gençlerden oluşan böyle bir grupla tanıştım. Daha önce Avrupa’nın farklı ülkelerinde gerçekleştirilen ve ilk defa Türkiye’de yapılan “Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) Avrupa Bölgesi Genç Liderlik Kampı” için İstanbul’a gelmişlerdi.

HASTALIKLARINI FIRSATA ÇEVİRDİLER
Birçok kişinin kaldıramayacağı bu diyabet yükü, onlar için fırsat olmuştu. Önceki yıllarda İtalya, Slovenya, Hırvatisyan, Çek Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs’ta yapılan bu özel kampın İstanbul’a getirilmesinde IDF Avrupa Başkanı ve Diyabetle Yaşam Derneği Başkanı Prof. Dr. Şehnaz Karadeniz’in katkıları büyük olmuştu. IDF Avrupa’nın ilk Türk ve kadın başkanı olan Prof. Dr. Karadeniz “Diyabet kampları diyabetli gençleri bir araya getirmek, kendileri gibi diyabetli olan diğer gençlerle tanışmak, ortak problemlerine kendi aralarında tartışarak çözümler aramak, birbirlerinin tecrübelerinden  faydalanmak, kendi ayakları üzerinde durabileceklerini öğrenmek açısından büyük bir tecrübe” dedi.

TÜRKİYE’NİN TANITIMI
Dünyada diyabetle ilgili en büyük kuruluş olan Uluslararası Diyabet Federasyonunun Avrupa Bölgesi kampı için İstanbul’un seçilmesinin ayrı bir önem taşıdığına da işaret eden Prof. Dr. Karadeniz “Bu gençlerin her biri özel olarak seçilmiş ve kendi ülkelerinde diyabet farkındalığı ve diyabet politikaları ile ilgili liderlik yapabilecek kişiler. Türkiye’yi tanımaları ve burada bağlantılar oluşturmaları Türkiye’nin tanıtımı açısından son derece önemli” diye açıkladı.

YÖNETCİLER DE DİYABETLİ
İstanbul Kampı’na gelen IDF Avrupa yönetim kurulu üyeleri de diyabetli. İki dönemdir yönetim kurulu üyesi olan Romanya’dan Christina Petrut 18, Ukrayna’dan İryna Vlasenko ise 25 yıllık Tip 1 diyabetli. Her iki yönetici de diyabetin başarya engel olmadığını tam tersine farklı kapılar açtığını söylüyor.

BOĞAZ’DA ANLAMLI BULUŞMA
İsveç, Litvanya, Norveç, Polonya, Azerbaycan, Portekiz ve daha birçok ülkeden, her biri diyabetle ilgili farklı bir başarıya imza atmış, pırıl pırıl 20 genç, 7-13 Temmuz tarihleri arasında Türkiye Diyabet Vakfının ev sahipliğinde Şile Doğa Tatil Köyü’nde kampta bir araya geldi. Kendi ülkelerinde ciddi bir seçim sürecinden sonra kampa katılmaya hak kazanan gençler, kendi ülkelerinde diyabet sözcülüğüne hazırlandılar. Gençler, gün içinde düzenlenen seminerlerde kişisel tecrübelerini paylaştılar, kendi alanlarında başarılı konuşmacılardan liderlik hikâyelerini dinlediler, doğada spor yaptılar, Boğaz’da İstanbul’un güzelliklerine şahit oldular…

KATILANLAR NE DEDİ?
Hayal etti istediği oldu: Romanya’dan Ines Nerina Rambu da, diyabet hastalığı ile hayatı değişenlerden. İki sene evvel Tip 1 diyabet teşhisi konulan genç kız, bundan sonraki hayatını diyabetlilerin hayatını kolaylaştırmaya adamış. Aynı zamanda blog yazarı olan Ines, Tip 1 Dreamers (Tip 1 Hayalperestleri) adını verdiği bir organizasyon kurmuş. Sponsorlardan para bularak ücretsiz diyabet kampları ve eğitim programları düzenleyen Ines “Diyabet bana, benden aldığından daha fazlasını verdi. Zamanımın çoğunda doktorlar ve organizasyonlarla birlikte gönüllü olarak çalışıyorum. Artık hayatta anlamlı bir hedefim var: Ülkemde, diyabeti karar vericilerin ajandasına sokmak” diyor.

Hastalığı sayesinde milyonlara ulaşan aplikasyon geliştirdi: Kampın sorumlularından IDF Avrupa yönetim kurulu üyesi Kyle Jack Rose da 25 yıllık diyabetli. Diyabetin hayatında hiçbir şeyi engellemediğini aksine yeni imkânlar sunduğunu anlatan Rose “Uluslararası Diyabet Federasyonu ile tanışmama ve diğer insanlara yardımcı olmama imkân tanıdı. Özellikle bu kamplara katılan gençler diyabetin geleceği ve diyabetlilerin sözcüleri. Dünyanın her yerinde çocuk kampları düzenleniyor ama gençlere yönelik kamp yok” diyor. Cornell ve Stanford Üniversitelerinde mühendislik okuyan Rose, ayrıca kan şekerini sürekli ölçen ve insülin dozunu ayarlayan bir telefon aplikasyonu da geliştirmiş. Bugün büyük bir firmaya satılan aplikasyonu dünyada bir buçuk milyon insan kullanıyor.

Dizilerden Türkçe öğrenmiş: Kampın en neşeli karakterlerinden biri de annesi Somalili, babası Eritreli Rania Mohammed Sadik. İsveç’in Stockholm kentinde doğan Rania tam bir Türkiye aşığı. İsveç’te sürekli olarak Türk dizilerini seyrettiği için de bülbül gibi Türkçe konuşuyor. Özellikle de geçtiğimiz yıllarda KanalD’de gösterilen “Paramparça” dizisinin hayranı. Dizinin oyuncularını bir çırpıda sayıyor. En çok da Ebru Özkan’ın canlandırdığı Dilâra karakterini sevdiğini söyleyen Rania aslında bir biyolog. Amacı ise çalışmalarıyla diyabetin tedavisine katkıda bulunmak.