Sesi Çok Güzel yarışmasında Mutlu'yu veliahtı olarak gösteren Sibel Can'a Mutlu'nun ve ailesinin sitemi büyük...Daha sonra konuşmak istediğini belirten Mutlu'nun ağızından çıkan ikinci cümle "Sibel Can'dan nefret ediyorum. Yalan konuşuyor" oldu. Detaylarını aileye sorduğumda ise anne Kaya, "Sibel Can yardım ediyorum diye kendini ortaya koydu, daha çok yardım edeceklerin önünü kapattı. Nasıl olsa Sibel Can arkalarında diyenler yardımdan vazgeçti. Sibel Can sadece Diyarbakır'daki hastaneyi iki kere menajerine arattı, bir defa da gazetecilerle yanımıza geldi. Kimse bize yardım etmek zorunda değil. Ama Sibel Can'ın yaptığı çok ağrımıza gitti. Ne hassasiyeti, ne de bir yardımı oldu" dedi. Uğradığı silahlı saldırı sonucu başından yaralanan Mutlu Kaya, 38 gün komada kaldıktan sonra hayata dört elle sarıldı ve yaşam savaşını kazandı. Hayatına ve hayallerine kaldığı yerden devam etmek için GATA'daki tedavisine azimle cevap veren Mutlu'nun sağlığı her geçen gün daha iyiye gidiyor.

Uğradığı silahlı saldırı sonucu başından yaralanan Mutlu Kaya, 38 gün komada kaldıktan sonra hayata dört elle sarıldı ve kazandı. Hayatına ve hayallerine kaldığı yerden devam etmek için GATA'daki tedavisine azimle cevap veren Mutlu'nun sağlığı her geçen gün daha iyiye gidiyor. Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde yaşayan 19 yaşındaki Mutlu Kaya'yı Sesi Çok Güzel şarkı yarışmasında, Sibel Can'ın İstanbul'a getirdiği yarışmacısı olarak tanıdık. Ancak kısa bir süre sonra Türkiye yarışmanın yayınlandığı ilk günden itibaren sesi ve güzelliğiyle dikkat çeken Kaya'dan gelen kötü haberle sarsıldı. 18 Mayıs gecesi ablasının evinde silahlı saldırıya uğrayan ve başından yaralanan Kaya uzun süre yoğun bakımda kaldıktan sonra hayata dört elle sarıldı. Annesi Hanım Kaya'nın anlatımına göre; Mutlu 38 gün boyunca Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesi'nde yoğun bakımda kaldı. 1.78 boyundaki genç kız 22 kilo vererek 72'den 50 kiloya düştü. Doktorlar ailesine fişini çekeceklerini söyledi. Ama o vazgeçmedi, azimle hayata tutundu. Başında kalan kurşuna rağmen gözlerini tekrar açtı... Mutlu'yu ilk hastane bahçesinde hava alırken gördüm. Yanına gittim. Mutlu yedi haftalık fizik tedavi sonucunda yeni yeni adım atmaya başlamış. Bacakları henüz bedenenini taşıyacak kadar güçlenmemiş ama doktorları denge sorununu hallettiği anda desteksiz yürüyebileceğini söylüyor. Tedavi sürecini anlatan ablası Dilek, "Yoğun bakımdan çıktıktan sonra tamamen felçliydi. Çenesini bile kıpırdatamıyordu. Ama bir hafta önce yemek yemeye başladı. Şimdi kısık sesle de olsa derdini anlatabiliyor, konuşmaya başladı. Doktorlar üç yıllık bir tedaviden bahsediyor. Sabır ve süreç lazım" diyor.
 
Ablası GATA'daki tedavinin onlar için bir şans olduğunu da vurguluyor, "GATA'ya gelmek bizim en büyük şansımız. Doktorlar, hemşireler Mutlu'ya bebek gibi bakıyorlar. O kadar iyi insanlar ki Mutlu onlar sayesinde iyileşme gösteriyor. Hepsini çok seviyor. Allah hepsinden razı olsun. Kardeşim çok güçlü ve azimli biri. Ona kalsa gece gündüz hep çalışıp egzersiz yapacağız. Zaten hep 'çok çalışmam lazım' diyor. Doktorun verdiği yemek listesine göre besleniyor. Daha yeni yeni katı besinler yemeye başladı. Aylardır sıvıyla besleniyordu. Bu şekilde iyileşmesine çok seviniyorum. 22 kilo verdi. 72 kilodan 50 kiloya düştü. Ama bir haftadan beri yediği mamalarla toparlamaya başladı" diyerek tedavi sürecini anlatıyor.

Anne Hanım Kaya da doktorunun tavsiyesiyle yoğurt içine ezilmiş ceviz Mutlu'ya en iyi gelen besinlerden biri olduğunu, ancak ailenin maddi durumunun ceviz almaya bile yetmediğini çaresizlik içinde söylüyor. "Yardım beklemekten başka bir şey yapamıyoruz" diyor.  Valiliğin açtığı yardım hesabını sorduğumda ise anne Kaya, "İnsanlar çok duyarsız kaldı. Açın hesaba bir bakın ne kadar toplanmış diye. Bu tedavi için kimi 500 binin, kimi 1 milyonun, kimi de 1,5 milyonun vardır diyor. Ama benim cebimde 1,5 liram bile yok" diyerek durumunu anlatıyor.

Emekli baba Mehmet Kaya'nın maaşının kredi borçlarına gitmesi üzerine hiçbir yerden gelir elde edemeyen aileye yardım elini ise devlet uzattı. Hanım Kaya "Allah devletten razı olsun. Demek ki devlet olmasa kulun kula faydası yok. Yedi haftadan beri buradayız. Artık devletten de bir şey bekleyemiyoruz. Bizi buralara almaları bile yeter" diyor.

Mutlu'nun yarışmaya fakirlik ve çaresizlik yüzünden katıldığını anlatan Hanım Kaya, "Ünlü olmak isteseydi ona zaten birçok reklam teklifi, gelinlik katalog çekimi gelmişti. Ama o, 'Şarkı söylemeyi seviyorum. Paramı şarkı söyleyerek kazanacağım' dedi. Ben de onu yarışmayı kazansın, aldığı parayla okulunu bitirsin diye İstanbul'a götürdüm. Bizi fakirlik ve çaresizlik böyle yaptı. Bu halde olmasaydık Mutlu İstanbul kızı mıydı? Onu İstanbul'a göndermek değil, balkona çıkarmaya kıyamazdım" diye sitem ediyor.

Hanım Kaya için Sare Davutoğlu'nun ayrı bir yeri var "Sare Hanım'ın hakkını ödeyemeyiz. Bize hastane ve lojman için çok yardımcı oldu. Eli sürekli üzerimizde, devamlı arayıp Mutlu'nun durumunu takip ediyorlar. İbrahim Tatlıses'ten de Allah razı olsun. Kalan herkes bizi kandırdı. Mutlu her şeyin farkında, iyileşince hepsini kendi anlatmak isteyecek. Çok yanlış şeyler yazıldı. Bunları düzeltmek istiyor" diye konuştu.

Mutlu yoğun bakımdan çıktıktan sonra tedavisi için Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu destek oldu. GATA'daki Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi'ne götürülerek tedavi altına alındı. Hastanede yedinci haftasını dolduran Mutlu'nun durumu ise gün geçtikçe iyiye gidiyor. Hastaneye geldiğinde tüm vücudu felçli olan ve çenesini dahi oynatmakta zorlanan Mutlu konuşmaya, kendini ifade etmeye ve adım atmaya başladı... Tedavi sürecinin üç yıllık olacağını söyleyen doktorları bile azmiyle şaşırtan genç kız, dört ayda ayağa kalkmak için sürekli egzersiz yaparak çalışıyor. Mutlu "Dört ay sonra iyileşip ayağa kalkıp, hastaneden çıkacağım" diyor...

Tatlıses kızımı çocuğu gibi sahiplendi
İbrahim Tatlıses'in yardımlarından bahseden anne Kaya, "Eğer İbrahim Tatlıses olmasaydı ben ikinci hafta buradan geri dönerdim. Mutlu'yu öyle sevdi, öyle destek verdi ki her gün fizik tedaviye el ele girdiler. Çocuğu gibi sahiplendi kızımı."  (Vatan-Melis Güvenç)