Sur’un son şehidi Jandarma Teğmen Abdulselam Özatak, Hakkarili kahraman bir askerdi. Gönüllü köy korucusu babanın 12 çocuğundan biriydi. Çalışıp azmederek Kara Harp Okulu’na girmeyi başardı ve teğmen oldu. Ailesinin gurur kaynağıydı. Memleketinde ailesine rahat verilmeyeceğini anlayınca en küçüğü 5 yaşında olan 9 kardeşini Ankara’ya yerleştirdi. Kardeşleri Abdulselam teğmenin Ankara’da kiraladığı evde kalıyor; biri hariç hepsi okuyordu. 23 yaşındaki ablaları, kardeşlerine annelik yaparken 20 yaşındaki erkek kardeşi YGS’ye hazırlanıyordu. Ağabeyi Kazakistan’da öğretmen oldu, diğer kardeşi de Hakkari’de devlet memuru... Baba Salih Özatak ile eşi Zübeyde Özatak ise, Hakkari’de yaşamaya devam etti. “Çocuklarımızın geleceği kararmasın” diyerek hasretliğe rıza gösteren anne-baba, bağırlarına taş bastı. Şehit teğmenin görev yeri normalde Diyarbakır Cezaevi’ydi. Ama iki teğmen arkadaşının Sur’da şehadet şerbeti içmesine çok içerledi ve dilekçe vererek Jandarma Özel Harekat’ta görev almak istedi. Talebi kabul edildi. “Arkadaşlarım şehit olurken burada ne işim var?” diyerek teröristlerle kahramanca mücadele etti. Yüreği vatan için çarpıyordu çünkü. Ölüm önceki gün Sur’da yakaladı, hainlerle çarpışırken şehit düştü. Baba Salih Özatak, TSK’dan gelen heyete, “Ne olur, Ankara’daki çocuklarım duymasın. Buraya gelsinler, yanımızdayken paylaşalım bu acıyı” ricasında bulundu. Keçiören’deki evin önünde bekleyen heyet, ailenin isteği üzerine bir türlü kapıyı çalamadı. Ancak 9 kardeşten en büyük olan altıncısına acı haber bir şekilde ulaştırıldı. Ağabey ve ablaları, kardeşlerine, “Yarın sizi sömestr tatiline, annemize ve babamıza götüreceğiz” dedi. Küçük kardeşler bu habere sevindi. Kendilerini koruyup kollayan, Hakkari’den Ankara’ya getirip onlara yuva açan ağabeylerinin cenazesine gittiklerini bilmiyorlardı.