Konuşamayan ve yürüyemeyen 35 yaşındaki oğlu için hastaneden çıktığı günden bu yana günlük de tutan Tiryaki'nin en büyük hayali, oğlunun iyileştiğinde bu günlüğü okuması Baba Tiryaki:"Onu bir nebze mutlu edebiliyorsam, dünyanın en mutlu babası benim. Her şey oğlum için" "Oğlum 10 sene, 3 ay, 3 gündür bu durumda. Yapan cezasını çeksin. Ben bunlara hiç takılmadım. Yıllardır evladımı kazanabilmenin derdindeyim""Bütün evi oğluma uygun bir şekle dönüştürdüm. Her sabah mutlaka sporumuz vardır, ellerini, ayaklarını yatağındaki aleti, kendi yaptığım pedallı alet ile çalıştırırım. Hava güzelse mutlaka dışarı çıkarız. Tutup, bırakmayı yeniden öğrettim. Yazı yazmayı öğretmeye çalışıyorum.Emekli polis İbrahim Tiryaki, 10 yıl önce "maganda kurşunu" ile hayatı kararan oğlunu yaşama tutundurmak için 80 metrekarelik evini kendi yaptığı egzersiz aletleri ile adeta bir fizik tedavi merkezine çevirdi.

Konuşamayan ve yürüyemeyen oğlu için hastaneden çıktığı günden bu yana günlük de tutan Tiryaki'nin en büyük hayali, oğlunun bir gün iyileştiğinde bu günlüğü okuması.Şu an 35 yaşında olan Murat Tiryaki ve ailesinin hayatı, 12 Mart 2006'da güvenlik görevlisi olarak çalıştığı yerde havaya ateş açılması sonucu bir kurşunun başına isabet etmesi nedeniyle alt üst oldu. Bir yıllık evliliği bu olay sonrasında sonlanan, o günden beri konuşamayan, yürüyemeyen ve denge bozukluğu yaşayan Tiryaki, beynindeki riskli olduğu için çıkarılamayan bir kurşunla, yatağa bağımlı olarak hayatını sürdürmek zorunda kaldı.Bu süreçte tutma, bırakma, parmaklarını oynatma, yazma gibi fiziksel anlamdaki tüm becerileri bir bebek gibi sil baştan öğrenen Tiryaki'nin en büyük destekçisi, babası İbrahim Tiryaki oldu.

"On sene, üç ay, üç gün oldu..."

Oğlu için 10 yıldır verdiği mücadeleyi AA muhabirine anlatan Baba Tiryaki, "Onu bir nebze mutlu edebiliyorsam, dünyanın en mutlu babası benim. Her şey oğlum için." diyerek, oğlunun ayağa kalkacağı, eskisi gibi yeniden konuşabileceği günleri büyük bir umutla beklediğini ve bunun için her şeyi yaptığını söyledi.Oğluna ateş eden kişilerden birinin 18 yıl, diğerinin de 10 yıl ceza aldığını aktaran Tiryaki, "Oğlum 10 sene, 3 ay, 3 gündür bu durumda. Yapan cezasını çeksin. Ben bunlara hiç takılmadım. Yıllardır evladımı kazanabilmenin derdindeyim." diye konuştu.

Günün 24 saatini oğluna ayırıyor

Tiryaki, 10 yıldır oğlunun yatağının yanı başındaki kanepede yatıp kalktığını, "yatak yaraları" olmasın diye de gece 3-4 kez oğlunu hareket ettirdiğini belirterek, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:"Oğlum, kurşun beynine isabet ettikten sonra 8,5 ay komada kaldı. Üç ameliyat geçirdi. Sonrasında bir gün, askerlik anısını yanında anlattığımız esnada önce parmağını hafifçe oynattı ardından da gülümsedi. Bilincinin açıldığını böyle anladık. Bu süreçte bizden desteğini esirgemeyen Hacettepe Üniversitesi doktorlarına çok teşekkür ediyorum. Üç kez denendi ama beynindeki kurşun riskli olduğu için çıkarılamadı.

Kurşun, oğlumun konuşma ve denge kurmasını etkiliyor.Oğlum önceleri makinelerle beslendi, ardından gırtlağından ve midesinden kanal açıldı, öyle besledik. Sonra çay kaşıkları ve çorba kaşığına kadar dönüştürdük. Hummalı bir çalışma sonucunda sıvılardan, katılara doğru yavaş yavaş yedirmeye başladık. Ama halen yutma ve konuşmada çok sıkıntılı. Konuşamıyor ve dengesini sağlayamıyor. Yürüyemiyor. Doktorlar, 37 yaşına kadar hücreler yenilenecek dedi. Bir umutla bekliyoruz."Gününün 24 saatini oğluna ayırdığını anlatan Tiryaki, "Ya yerinde sayar bu hastalık ya geriye gider. Çok ender ileriye gittiğini söylüyorlar. Çok şükür ilerliyor oğlum, yavaş yavaş da olsa... Doğuştan engelli olsaydı ne evliliği ne de hayatın ne olduğunu bilirdi. Hep böyle zannederdi. Ama hepsini gördü." dedi. 

 Evini "fizik tedavi" merkezine çevirdi

Tiryaki, oğlunu iyileştirebilmek için 80 metrekarelik evini hayal gücü ve el emeğiyle yaptığı egzersiz aletleri ile donattı. Oğlundan geriye kalan bütün vaktini bu aletleri yapabilmek için malzeme aramakla geçirdiğini aktaran Tiryaki, oğlunun yatağına yaptığı bir egzersiz aleti ile her sabah ayaklarını çalıştırıyor.Pedalla çalışan bir egzersiz aleti geliştiren, tutma, bırakma hareketlerini yapabilmesi için her gün oğlunu çalıştıran Tiryaki, oğluyla iletişimini de yine kendi yaptığı harf şablonu üzerinden gerçekleştiriyor. Oğul Tiryaki, bu şablon üzerinden harfleri seçerek ailesine isteklerini ve düşüncelerini aktarıyor.

Evde, Baba Tiryaki'nin oğlu için aldığı akülü arabalar ve basmayı yeniden öğrenmesi için geliştirilen özel ayakkabı da bulunuyor.Tiryaki, oğlunu yaşama tutundurmak için geçen günlerini "Egzersiz aletlerini kendim yaptım. Satın aldıklarım da oldu. Bütün evi oğluma uygun bir şekle dönüştürdüm. Her sabah mutlaka sporumuz vardır, ellerini ayaklarını yatağındaki aleti, kendi yaptığım pedallı alet ile çalıştırırım. Hava güzelse akülü arabası ile mutlaka dışarı çıkarız. Tutup, bırakmayı yeniden öğrettim. Ayrıca yaz, bozu var. Yazı yazmayı öğretmeye çalışıyorum." sözleri ile özetledi.

Oğlu için günlük tuttu

Baba Tiryaki, ayrıca hastaneden çıktığı süreçten bu yana oğlu için günlük de tutmaya başladı. Günlüklere oğlunun hangi saatte, hangi ilacı, ne amaçla aldığından, banyosunu ne zaman yaptığına kadar tüm detayları kaydeden Tiryaki, yaşadığı zor günlerdeki duygularını da yine bu günlüğe yazdı.Zorlu geçen 10 yılı 15 deftere sığdırdığını ifade eden Tiryaki, "Her şeyim o defterlerin içerisinde. Vasiyetim de o. Yavrularım açıp baksınlar o defterlere. 10 sene 3 ay 3 gün oldu... Oğlumun hastaneden çıktığından beri tuttuğum defterler. Şiirler de yazıyorum. Oğlum inşallah ayağa kalkar da sağlığına kavuşursa bu defterleri saklasın, açıp okusun. Defterleri bazen oğluma da okuyorum. Birlikte ağlıyoruz. Ömrüm yettiğince oğlumlayım." dedi.

"Evlat kokusu, cennet kokusunun aynısıdır"

Tiryaki'nin "Evlat kokusu cennet kokusunun aynısıdır" yazısı ile başlayan defterinde "10 yılını sabırla geride bıraktın oğlum. Gülüşüne rahmet ya sabreyle. Karanlık gecenin bir gündüzü var. Gün doğmadan neler doğar sabreyle. Düştün sonu tükenmeyen bir yola. Getirdi kara talihin başına bela. Yerleri gökleri yaratan mevla, senin derdine derman olur sabreyle." dizeleri yer alıyor.Başka bir defterde ise Tiryaki, oğlunun 34. yaş gününü, "Oğlum Murat bugün 34 yaşına girdin. Senden istediğim sağlıklı, sıhhatli, üzüntüsüz, neşeli, güzel, uzun ömürler versin Allah sana." ifadeleriyle kutluyor.- "Ellerini, ayaklarını öpeceğim baba"Tiryaki doktorlara "Hocalardan, profesörlerden oğlumun beynindeki kurşunun alınması için konuşma ve denge merkezinin düzelebilmesi, oğlumun bir an evvel sağlığına kavuşabilmesi için bir çare bekliyorum. 'Beni Türk hekimlerine emanet edin' demiş Mustafa Kemal Atatürk. Benim oğlum da Türk hekimlerine emanet. Bir yerde oğluma şifa verebilecek, iyileştirebilecek hocalarımızdan yardım, çare bekliyorum. Allah hepsinden razı olsun." diye seslendi.Oğul Murat Tiryaki de önündeki şablon üzerinden harfleri tek tek göstererek "Babacığım ellerini, ayaklarını öpeceğim." yazıp babasının "Babalar Günü"nü kutladı.