Anasayfa | YAŞAM | Meltem Ünal Erzen, 'Güçlü olup, kadına şiddete son verelim'

Meltem Ünal Erzen, 'Güçlü olup, kadına şiddete son verelim'
Facebook'ta paylaş!

Meltem Ünal Erzen, 'Güçlü olup, kadına şiddete son verelim'

Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen'in, Kent Konseyi Kadın Meclisi'nin başkanlığını yapan eşi Meltem Ünal Erzen, 'Artık kadın cinayetlerinin bir şekilde önü alınmalı' diyor.

Sunuş
Kadın, sosyal yaşam, sivil toplum, annelik ve belediye başkanlığı eşi kimliklerini birarada birleştiren bir isim Meltem Ünal Erzen. Bakırköy Kent Konseyi Kadın Meclisi'nin de başkanlığını yapıyor. Kadınların sorunlarına çözüm aşamasında alternatifler üretiyor ekibiyle, eşine destek derken iki çocuğunu da büyütüyor. Bugün sözü kısa tutalım diyorum Meltem Ünal Erzen'in paylaştıklarını aktaralım istiyorum. Fotoğraflar da sohbetimizi anlatır tarzda oldu sanki, renkli ve samimi, ne dersiniz? İyi Pazarlar G.K.Z.

 

Meltem Ünal Erzen'i tanıyarak başlayalım söze...
Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü'nü bitirdim, kişisel sergimi okuldan mezun olduktan sonra açtım. O dönem, en genç gelecek vaad eden heykeltıraş seçilmiştim. Ama okumaya doyamayanlardan olduğum için İletişim Fakültesi'ne girdim ve orada master yaparken asistan oldum. Daha sonra öğretim üyesi olarak Marmara Üniversitesi'ne girdim ve daha sonra da İstanbul Üniversitesi'ne geçtim. Hâlâ da aynı yerdeyim. İstanbul Üniversitesi'nde verdiğim dersler Lobicilik, Kamu Diplomasisi ve Siyasal İletişim'dir.


Heykeltıraşlık okulda mı kaldı, devam ediyor mu?
Heykeltıraşlık, heykel eğitimi almam benim için çok önemli bir şey. Çünkü bizim rahmetli hocamız Hakkı Karayiğitoğlu derdi ki; bir heykele üç yüz altmış derece hakim olmalısınız. Yani iki boyutlu değil, tam dört boyutlu. Dolayısıyla her cepheden hakim olmak sizin mükemmeliyetçiliğinizi de beraberinde getiriyor. Yani heykel hiçbir yerde hata kabul etmez. Heykel eğitimi almam benim hayatıma da çok yansıdı. Şu anda sosyal bilimler alanında yayınlar yapıyorum, ders veriyorum ve tüm bunlara üç yüz altmış dereceden hakim olmaya çalışıyorum. 


İki oğlunuz var, annelik, hocalık, iş hayatını nasıl organize ediyorsunuz?
İki oğlum var. Büyüğü on yedi, küçüğü ise beş yaşında. Kendi hayatıma objektif olarak dışardan baktığım zaman, çok yoğun ve yorucu bir tempo içerisindeyim. Bir başkası benim hayatımı yaşamış olsaydı, nasıl her şeye yetişebiliyorsun diyebilirdim. İşin en güzel tarafı bütün yaptığım işlerin birbiriyle bağlantılı olmasıdır. 2006'da kurduğumuz Kadın Meclisi'nin aynı zamanda başkanlığını da yapıyorum. Kadın Meclisi'nde yaptığım faaliyetler, üniversitede verdiğim dersler, anneliğim ve aynı zamanda da belediye başkanı eşi gibi de bir mesleği yürütmekteyim. 


Zamanı kaliteli kullanıyorum diyenlerden misiniz?
Kaliteli iş yapmaya çalışıyorum. Harcadığım zamanı kaliteli değerlendirmeye çalışıyorum. Çocuklarımın annesiysem o zamanı çocuklarıma en verimli şekilde geçirmeye özen gösteriyorum. Yani 24 saat beraber olup da, o çocukları bilinçsiz ve mutsuz yetiştirmektense, çok daha kısa bir süreyi onlara ayırmak ve daha verimli olmayı tercih ediyorum. Ama çok daha tatminkâr oluyor benim anneliğim. Yani benim büyük oğlum der ki, sen hep benim yanımdaydın anne. Sensizliği hiç tatmadım. Bu çok önemli bir şey benim için. Demek ki onu hissettirmişim çocuğuma. Çocuklar her zaman en önce gelir benim için.  


Belediye başkanı eşi olmak size nasıl bir sorumluluk getiriyor?
Bakırköy, sorumluluğu yüksek olan bir yer. Halkın bilinci çok yüksek, sosyal kültürel anlamda da yüksek. Dolayısıyla verdiğiniz hizmetten tatmin olmaları gerekiyor. Eşimle kültürel anlamda paralel çizgilerdeyiz. Aynı dili konuşabiliyoruz, aynı noktadan bakabiliyoruz veya aynı noktaya bakabiliyoruz. Bu çok önemli bir şey. Çünkü birbirimizden fikir alışverişi yapabiliyoruz, birbirimizin ufkunu açabiliyoruz. Tıkandığımız noktada yardım isteyebiliyoruz. Böyle ortak bir dil kullanıyor olmak bir belediye başkanı eşi için çok önemli.


Kadın Meclisi'nin başındasınız. Belediyeye mi bağlısınız?
Kadın meclisi olarak belediyeye bağlı değiliz. BM'ye bağlı olarak çalışıyoruz. Eşim belediye başkanı olduğu için belediyeye bağlı çalışıyormuşuz gibi bir algı var insanlarda. Bizim proje ortaklarımız, BM, Avrupa Birliği, UNESCO, gibi kurumlar. Belediyeler de yasal olarak bize lojistik destek vermek zorundalar. Dolayısıyla belediyeden de destek alabiliyoruz, çünkü bizim tüzel kişiliğimiz yok. Belediye başkanı eşi olmak kısmına gelince, bir seçimi kazandığınız zaman eşlerin de mutlaka taşın altına elini koyması gerektiğine inanıyorum. Çünkü Belediye başkanı eşi olarak yerel halka ve kadınlara daha yakınsınız, sorunlarını siz çözebilirsiniz. Bu da eşinizin yükünü biraz da olsa hafifletmek demek oluyor. Proje ve çözüm üretip, eşinize sunduğunuz zaman, eşiniz de buna onay verirse işleriniz çok daha kolay yürüyor. 


Kadın meclisini nasıl kurdunuz? Faaliyetleriniz nelerdir?
2006 yılında kurulduk. Türkiye'de ve başka ülkelerde bizden önce kadınlarla ilgili faaliyetler başlamıştı ve ben bunu öğrendiğimde ne yapabiliriz diye bir araştırma yaptım. Avrupa Birliği danışmanı bir arkadaşım var onunla konuştum. Ondan sonra yavaş yavaş alt yapısını hazırladık. Daha sonra Bakırköy'de çok fazla sivil toplum örgütleri var. Biz de buralara davetiyeler yolladık. Hepsiyle bir kahvaltı organize ettik ve kadın meclisinin ne olduğunu anlattık ve bütün sivil toplum kuruluşlarından birer temsilci istedik ve bize üye oldular. Böylece biz de faaliyetlerimize başlamış olduk. 


“Kıvılcımlar gecesi” neyin sonucunda gerçekleşti?
Kıvılcımlar gecesi benim asistanlarımdan biri üniversitede okurken bir burs almış ve burslu okumuş. TEV'den bir burs almış ve bir proje gerçekleştirmiş. 'Hocam' dedi. 'Ben TEV'e gönül borcumu ödemek istiyorum.' Baktım projeye yapılabilir bir şey ve gayet güzel. Bu projeyi büyüttük ve ciddi anlamda bir bölgeciliğe dönüştürdük. Altmış dört ünlü anneye tişört tasarlattık ve bu tişörtlerin her birini çocukların eğitim bursu karşılığında açık arttırmayla sattık. Üç, beş, on, elli aylık gibi çocuklara burs sağladık. Açık arttırmada en çok rağbet gören Müge Anlı'nın tasarladığı tişörttü. Sonra biz TEV'le görüştük, o geceye katılamamışlardı. Bize dedikleri şey, biz bile bugüne kadar böylesine güzel bir organizasyon düzenlememiştik. O gece gelenler çok eğlendiler, aynı zamanda tatlı bir rekabet vardı.


Kadın cinayetlerini önleme anlamında bir takım faaliyetleriniz var?
Güldünya'yı hatırlarsınız. Bakırköy Devlet Hastanesi'nde kalıyordu. Devlet koruyamadı. Ağabeyleri tarafından katledildi. Bu olaydan sonra bizim hiçbir sorumluluğumuz olmamasına rağmen büyük bir ve sorumluluk hissettik. Her yıl kadın cinayetlerine dikkat çekmek için çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. En son dört tane alış veriş merkezimizde tiyatro gösterilerimiz, yürüyüşlerimiz oldu ve halkın büyük ilgisini gördük. Organizasyonlarımızı her yıl mart ayında kadın cinayetlerine dikkat çekmek için düzenliyoruz. Artık kadın cinayetlerinin bir şekilde önünün alınması gerekiyor.
Ama şimdi gittikçe biz başka bir toplum olmaya başladık. Soğuk, beton yığını gibi şehirler hâline dönüştük. Biz burada kadınlarla çok sayıda faaliyet düzenliyoruz. Bizleri de alkışlıyorlar, sizin gibi insanlar çoğalmalı diyorlar. Peki, o zaman siz de bize katılın ve hep beraber güçlenelim. Daha fazla sayımız olsun, daha fazla korkutalım.


Kamu spotu?
Biz şiddet konusunu çok fazla işlemeye gayret ediyoruz. Kadına şiddeti kadınlar sadece fiziksel şiddet olarak görüyorlar. Oysa kadına yönelik şiddet çok çeşitli. Ekonomik şiddet, çocuğu kadına karşı kullanarak yapılan şiddet, duygusal şiddet gibi birçok çeşit şiddet şekli var. Biz dedik ki; bu şiddetleri anlatan kamu spotları çekelim ve televizyonlarda yayınlansın. Kadınlar şiddet gördüklerinin bilincine varsınlar. Kadın çalışıyor eve para getiriyor ama para nereye gidiyor, kocası ne kadar kazanıyor ve kazandığı parayı ne yapıyor hiç bilmiyor. Bu mesela ekonomik bir şiddettir. Bunun dışında aşağılama, lakap takma da bir duygusal şiddettir ve bunların bilincini yerleştirmeye çalışıyoruz. Bu kamu spotlarımız eylül ayından itibaren yayınlanmaya başlayacak. Umarım bu projemizle de birçok kişiye dokunuruz.





BAKIRKÖY'DE YEŞİLE DİKKAT ÇEKMEK İÇİN FESTİVAL DÜZENLENİYOR
En güzel balkon yarışması!
Bakırköy güzel yeşil alanı bol olan bir semt. Bahçeli evlerimiz çoğunlukta. Her evin mutlaka balkonu vardır ve bu balkonlar aktif olarak kullanılır. 'Bu sene balkon bahçe yarışması yapalım, böylece insanları da teşvik etmiş oluruz' dedik. Şimdi aldığım duyumlara göre erkekler bile harıl harıl bahçe güzelleştirme çalışmaları yapıyorlarmış. İstanbul'un güzelleşmesi için önce evinizin önünü süpürün derler ya bizde bunun için iyi bir faaliyet yaptığımıza inanıyoruz.


Festivalinizin tarihi yaklaşıyor, şenlik havasında tüm gün sürecek bir etkinlik mi olacak?
Biz bu kadar yoğun çalıştığımız bir sezonun sonunda da eğlenelim diyoruz. Bu sene altıncısını yapacağız. Her sene festivalimiz 9 Haziran'da Yeşilköy'de öğlen başlayıp akşama kadar devam ediyor. 21 sanatçımız sahneye çıkacak. Yazarlarımız gelecek, dans gösterilerimiz olacak. Bu sene ek olarak sivil toplum örgütleri gelip kendi yaptıkları el emeklerini de stant açıp satacaklar. Bir takım firmalarda stant açacak ve yiyeceklerini çok ucuz fiyata satacaklar. Saat dokuzdan sonra yıldızları seyredeceğiz.