Burcu Çetinkaya

Bu haftaki röportajım başarılı bir iş kadınıyla. 1984'te Diyarbakır’da doğup büyüyen Reyhan Aktar, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) yönetim kurulu üyesi. Ayrıca Diyarbakır İş Kadınları Derneği (DİKAD) Başkanı. Kendisi, şu anda Diyarbakır’ın en büyük yemek işletmelerinden birisini yönetiyor. Kadınların başarılı olması, kendilerini geliştirmesi için bölgede ve Türkiye genelinde sayısız çalışmada parmağı var. “Kim ne der?” korkusunu hızlıca es geçip ideallerinin peşinde mücadele eden bu değerli hanımı sizlere bu hafta tanıtmak istedim. İyi pazarlar...

İş hayatına ilk nasıl başladınız?
2007'de Mali Müşavir stajyeri olarak iş hayatına atıldım.

İlk kendi işinizi kurma deneyiminiz nasıl oldu?
1 buçuk yıl önce aile şirketimizden ayrıldım. Bir arkadaşımla beraber on bin kişi kapasiteli yemek fabrikamızı kurduk. Hem özele hem de kamuya iş yapmaya başladık. Daha sonra Diyarbakır’da 'Meşhur Tavacı Recep Usta' franchisingini aldık. Şimdi yemek fabrikası kapasitemizi yirmi bine çıkarmak için yatırım planlaması yaptık. Yüze yakın sabit çalışanımız var.

Aileniz nasıl baktı ayrılma ve kendi ayaklarınız üstünde durma fikrine?
Aslında istemediler. Ama direkt 'istemiyoruz' demek yerine sermaye vermemeyi tercih ettiler. Böylelikle vazgeçeceğimi düşündüler. İkinci defa sermaye istemedim. Çünkü bu hikâye başkalarına da yol gösterici olmalıydı. Teyzem ve kardeşlerimden borçlandım. Ortağım da ciddi bir sermaye payını üstlendi. Onların bana güvenmiş olmaları en büyük zenginliğim oldu.

Diyarbakır’da nasıl karşıladılar sizin yalnız iş hayatında var olmanızı?
Beni tanıdıkları için çok şaşırmadılar. Desteklediler. Hatta onlar geç kaldığımı bile düşündüler.

Restoran, hatta bu denli büyük bir kebapçı işletmek kadın olarak Diyarbakır’da sanırım ilk… Nasıl gidiyor?
Yaşadığım tek sıkıntı, hâlâ istediğim sayıda kadın çalışan sayısına ulaşamamam. Sayının daha da artması için bu sektörde kadınlara yönelik eğitimlere başlayacağım.

Kadın çalışanların sayısı siz burayı devraldıktan sonra değişti mi?
Ben burayı devraldığımda tek kadın çalışan vardı. Kasiyerdi. Şimdi çalışanlarımızın yüzde 30’u kadın çalışan. Diyarbakır’da çeşitli kurumlarla da irtibat hâlindeyim. İhtiyaç sahibi kadınları yönlendiriyorlar.

DİKAD’dan bahsedelim biraz da…
Kadın girişimciliğinin geliştirilmesi, iş gücüne katılması için mesleki eğitim ve beceri kazandırılması, cinsiyet eşitliği açısından toplumda farkındalık kazandırılması gibi birçok konu üzerinde ciddi projeler gerçekleştiriyoruz.

Diyarbakır’da cinsiyet eşitliği açısından durum nasıl sizce?
Türkiye genelinde 1980’lerden bu yana güçlü bir kadın hareketi var. Bölgedeki kadın hareketi de bu konuda oldukça güçlü ve aktif. Ama maalesef bölgede kadın meselesi fazla siyasallaşmış, politize olmuş durumda. Bu da birçok ideolojik tartışmayı kadın meselesinin önünde tutmakta. Kadın hareketinin gücünü sömürmekte.

Destek verdiğiniz ve sizi mutlu eden kadın hikâyelerinden birini anlatsanız?
İki sene önce ofisime genç bir kız geldi. Erken evlendirilmiş ve eşinden ayrılmış. Silvan’da kalmaya devam ederse aile onu kendinden çok büyük birisiyle evlendirecekti. Baskı uyguluyorlardı. Diyarbakır’da okuyan bir kardeşi vardı onunla kalmak istiyordu. Ona destek olduk. Okumasına. Şimdi öğretmenliği kazandı. Burs verdiğimiz ve bizimle iş birliği yapan dershanede özel ders veriyor. Edebiyata olan ilgisi ve geldiği entelektüel düzey beni kendisine hayran bıraktı. Böyle çok hikâyemiz var. Ama hep aynı sonucu alamıyoruz.