İran, stratejik hedefleri için, Suriye'de başkalarının ne dediğine hiç bakmaksızın, politikalarını uyguluyor. Ve bunu kendine göre savunuyor. Erdoğan'ın son ziyareti sırasında da ileri sürdükleri tez şu: Suriye'de savaşan terör örgütleri orada oldukça, Beşar Esad'ın gitmesinin bir anlamı yok... Tabii İran tarafının şu soruya inandırıcı bir cevabı da bulunmuyor: Suriye'de savaşan Hizbullah Örgütünün konumu nedir? Yahut şöyle soralım: Hizbullah'ın oradaki militanlarının El Nusra veya IŞİD militanlarından farkı nedir? Kaldı ki, El Nusra ve IŞID gibi El kaide bağlantılı örgütler, esasen rejime karşı mücadele eden Özgür Suriye ordusu ile çatışıyor! Bu ve benzer örgütlerin (Bunlara PYD de dâhildir), Suriye'deki faaliyetleri, hiç de Baas rejimi aleyhine değil. Zaman zaman görülen çatışma sahneleri, aslında kayıkçı kavgasından ibaret. Başbakan Tahran ziyaretinin dönüş yolunda, gazetecilere değerlendirmelerde bulunurken, "Suriye konusunda anlaştığımızı söyleyemem..." dedi. Her iki ülkenin dışişleri bakanları ve istihbarat başkanları, verilen talimatlar doğrultusunda çalışmalar yapacak ve bu arada sık temaslarla görüş teatisinde bulunacak. Lakin görünen o ki, yakın gelecekte Türkiye ile İran arasında; Suriye üzerinde bir mutabakat sağlanması, hiç de kolay değil. Burada Rusya'nın etkisini de özellikle dikkate almak gerekiyor. Rusya'nın Suriye ile ilgili katı politikası, temelde ABD'nin politikalarına karşı olsa da, aynı zamanda İran için çok değerli bir destek mahiyetinde. Cenevre-2 konferansına, bütün çabalarına rağmen İran'ı dâhil edemeyen Rusya, Türkiye'nin ortaya koyduğu başarılardan da son derece rahatsız...
Dışişleri kaynaklarına göre, Cenevre-2'de, son derece önemli iki başarı sağlandı ve bunların da arkasında kesinlikle Türkiye var. Birincisi, uluslararası arenada Suriye meselesinin artık resmen iki tarafı var: Baas Rejimi ve Suriye muhalefeti... Bu statüden artık geri dönüş mümkün değil. İkinci başarı da şu: Rusya'nın bütün çabası, Suriye muhalefetini parça-bölük şekilde konferansa taşıyarak, Rejim karşısında zayıf göstermek ve Beşar Esad'ın vazgeçilmezliğini kabul ettirmekti. Ancak, Türkiye'nin büyük gayreti ve diplomatik başarısı ile muhalefet yekpare şekilde katıldı. Rusya bunu hiç beklemiyordu ve fena halde rahatsız oldu...

