BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İyi ki sosyal medya var!

 
Dün son zamanların en tuhaf olayını okudum.
Hadise, Anadolu'nun bir ücra kasabasında yaşanıyor.
Süleyman U. isimli bir vatandaşımız oturduğu sitenin önündeki yabancı plakalı aracın sileceğine "Arabayı bıraktığınız alan yol girişidir, bilgilerinize" şeklinde not bırakıyor.
"Buradan çekin" demiyor, "Niye park ettin" diye söylemiyor. Nazikçe hatasını söylüyor.
Ama adam akşam "imzasız mektup yoluyla tehdit" ve "mala zarar verme" suçlamasıyla gözaltına alınıyor.
Emniyete götürülüyor. 6-7 saat bekletiliyor. Sonra olay duyuluyor. Sosyal medyada tepki yükseliyor. Nöbetçi savcı, adamı serbest bırakıyor. Ama takipsizlik kararıyla değil...
Çünkü hakkında bir de mala zarar verme suçlamasıyla tahkikat başlatılmış. Savcı Beyin otomobilinin sileceği zarar görmüş/müş!
Teyit etmek için vatandaşın telefonunu buldum ve aradım.
"Doğrudur" dedi ve başından geçenleri anlattı: "Burası çoğu memur 200 hanenin oturduğu büyük bir site. Kimin kiracı kimin ev sahibi olduğunu bilemiyorsun. Araç yolu kapatmıştı, dolanmanız gerekiyordu. Komşuluk gereği uyarma ihtiyacı hissettim. Aracın sahibinin savcı olduğunu bilmiyordum. Silecekte kırık varmış. Kırıkla hiçbir ilgim yok. Eş dost tepki vermese daha uzun süre kalabilirdim. İyi ki sosyal medya var."
Ne hazin değil mi? Ne acı değil mi?
Sileceğine not bıraktı gözaltına al, dikiz aynasını oynattı yakala...
Böyle iş mi olur?
Adalet dağıtan insanlar böyle yaparsa hâlimiz nice olur?
Bazen sosyal medyadaki linç kültürüne veryansın ediyor, çıt çıt Tweetlerden emirler yağdırılmasına kızıyoruz ya...
İnsan böyle durumlarda "iyi ki sosyal medya var" demekten kendini alamıyor.
 
 
Gelen ağam giden paşam...
 
Hürriyet gazetesi önceki hafta "Evren tabloları elde kaldı" diye bir manşet haberle çıktı.
Yedinci Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in 2 bin 500 liradan açık artırmaya çıkan tablosunu alan olmamıştı.
Bir zamanlar Paşa'yı (pardon sonra rütbeleri alınarak er statüsüne düşürülmüştü) "Yaşayan en pahalı Türk ressamı" yapanlar bu defa burun kıvırmıştı.
Murat Öztekin işin peşini bırakmadı. Evren'in yağlı boya tablosunun 6 bin 350 liraya ismi açıklanmayan birine satıldığını belirledi ve yazdı.
Ben de bir süre önce Sahaflar'dan Kenan Evren'in anılarını aldım. Üç liraya. Evet evet yanlış duymadınız, hepi topu üç lira. Ama kargo için 12 lira verdim. Kargosu, fiyatının dört katı...
Vaktinde kapış kapış giden kitapların yüzüne kimse bakmıyor.
Sebebi kitabın değersiz olmasından mı? Hayır! Esasında Türkiye'nin bir devrini anlatması bakımından kıymetli ve ibretlik.
Pekiyi hangisi daha çok ibretlik?
Paşa'nın bit pazarına düşen anılarında anlattığı Türkiye manzarası mı?
Yoksa bizim milletin ruhuna sinen "Gelen ağam giden paşam" psikolojisi mi?
İnanın karar veremedim!
 
Korsan baskınında gözden kaçan detay
 
Denizci bir arkadaşım var. Gemi makineleri mühendisi. Bir süre Türk denizcilerin kaçırıldığı Gine Körfezi'nde görev yapmış.
Baskın olunca aradım. Enteresan şeyler anlattı.
Dedi ki: "Nijerya bölgesinde korsanlık hep var. İngiliz sigorta şirketleri, bu bölgeye açılan gemileri sigortalar. Ne hikmetse sigorta yaptırmayana korsanlar baskın düzenler. Böylece ikinci geçişte iki üç katı sigorta bedeli dayatılır ki bu büyük kazanç. Hatta zaman zaman sigorta yaptıran gemilere de baskın olur. Böylece sigorta bedeli artar. Bazı denizcilik şirketleri bölgedeki ülkelerden özel güvenlik hizmeti alırlar. Fakat bu sefer yaşanan olay tuhaf! Korsanlar gemilere el koyar, parasını alır gider. Ne gemiye zarar verirler ne mürettebata. Hele Türklere hiç saldırmazlar. İki sebebi var: Birincisi tarihten gelen saygı. İkincisi Türklerin bugün olmazsa yarın mutlaka intikam alacağını bilirler. Bu gemi de zaten Türk bayraklı değildi.
Türkiye'nin millî fırkateyni İstanbul, denize indirildiği gün baskın yapılması akıl kurcalıyor. Bölgede alan hâkimiyeti zayıflayan Fransızlar mesaj mı veriyor? Bilemiyoruz..."
Evet soru bu... Enteresan değil mi?
 
 
Övgüye muhtaç
 
Cumhurbaşkanıyla ilgili övgü dolu şeyler söyleyen müzmin muhalif Nevşin Mengü, mahallede acayip paylaşıldı.
Kısa günde kırk defa hükûmete küfreden Yılmaz Özdil, Trump Türkiye'yi tehdit edince "Dik dur eğilme, yanındayız" mesajı attığı için beğeni manyağı yapılmıştı.
Cüneyt Özdemir, hükûmetin hakkını teslim ettiği sözleriyle zaman zaman alkışlanıyor, videoları paylaşılıyor.
Anlaşıldığı üzere iktidar mahallesi, karşı mahalle medyasının övgüsüne ve takdirine aç.
Ya karşı mahalle? Muhaliflerin alkış almanız için siyasi figürlerini övmeniz değil, hükûmeti eleştirmeniz gerekiyor.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617385 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fatih-selek/617385.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT