BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Taksim... Camili şehrin camisiz semtiydi

İrfan Özfatura
Facebook

Turistler ıslak sokakta saf tutan cemaate hayretle bakar, teneke minareyi İstanbul’a yakıştıramazlar.

Salgından evvel otel toplantıları sık yapılırdı, ürün ve model tanıtanlar, sene-i devriye kutlayanlar, ödül törenleri, beyanatlar, konferanslar…
Haftada beş defa Taksim’e gittiğimiz olurdu, yollar ezberimizdeydi âdeta. E-5 sıkışınca şoföre “in abicim Okmeydanı’ndan” derdik, “sallan Kasımpaşa’ya, Dolapdere tarikiyle Elmadağ’a!”
Otel toplantıları mesleğin keyfidir, çayı kahvesi eksik olmaz, kurabiyeleri kalitelidir, aramakla bulunmaz.
Diğer günler mesele yok da cumaları bir telaş basar. Evet Maksem Sokağı’nda (pidecinin üstü) evden bozma bir mescid vardır ama sefer tası gibidir. İçeri girmek ne mümkün, selalar verilirken dolar daha. Eee n’apcaz? Islak kaldırımlara, muşamba, mukavva yayacak, üşüyeceğiz huşuyla.
Saf tuttuğunuz sokakta Fransız Kültür Merkezi vardır. Bilirsiniz konsolosluklar sıkı korunurlar. Elemanlar ikide biri gelir, yok motosikletini çek, bisikletini koyma, kapıya yaslanma, ne var o çantada?
Emir kulu n’apsın, amirleri kameradan görüp yolluyor başımıza.
Hâlbuki çok değil yarım saat sonra hasırlar toplanacak, kimse kalmayacaktır ortalıkta. La havle çeker susarsınız, diyeceğin bir şey yok, gavurun duvarı sonunda.
Ezilirsiniz, üzülürsünüz,  ellerinizi açar yalvarırsınız. “Ya Rabbi şurada bir camimiz olur mu acaba?”

EVVEL ZAMANLARDA
Peki Taksim’de eskiden cami yok muydu?
Osmanlıda Taksim yoktu ki camisi ola. Cadde-i Kebir’den (İstiklâl) ötesi kır, bayır, tarla...
III. Selim kışlayı o yüzden buraya yaptırır (1806). Koyver top atsınlar rahatlıkla.
Ancak Yeniçeri artıkları Nizam-ı Cedit’ten hoşlanmaz, isyankârlar gelir kışlayı dağıtırlar.
II. Mahmud Han yine  yaptırır (1812). Sultan Mecid tekrar onartır. Kirkor Balyan’ın elinden çıkan kışla gerçekten sanatlıdır. Soğan kubbeleri Hint, Rus mimarisinden izler taşır, bir benzeri yoktur İstanbul’da.
İtalyan seyyah Edmondo de Amicis hayran kalır, nedense bir Mağrib edası bulur onda.
Halil Paşa Kışlasında  yeni usuller öğretilir, Mehmetçik “Talimhane”de talime çıkar. Bir keresinde Abdülaziz Han uğrar, hatta o gece misafir kalır, asker evladların gönlünü yapar.
 İstanbul’u basan Hareket Ordusu yıkıcıdır, kışlayı topa tutar, gereksiz yere hırpalar. Saflarında Sırp ve Bulgar komitacılar vardır, nazenin şehre acımazlar.
Kışla bir süre metruk kalır. Sonra Bolşeviklerden kaçan Rusları ağırlar, derken Said Çelebi tutar. Ortadaki avluyu futbol takımlarına kiralar.  
Balkan Güreş ve Atletizm Şampiyonası burada yapılır. Jimnastikçiler, bisikletçiler, atlılar, cambazlar...
Mete Caddesi’ne bakan tarafta tribünü vardır. İlk millî maça burada çıkarız (Türkiye - Romanya: 2-2 )
Artık Taksim Stadı denir ona.
Kışlanın Valide Sultan’dan yadigâr bir camisi vardır, beş vakit ezan okunur, müminler saf tutar huzurla.

İSMETİSTLERİN MEKÂNI
 Yıl 1937. Başbakan İnönü Atatürk’ün emriyle iktidardan alınır, yerine Celal Bayar atanır.  
Bu İsmet Paşa’ya çok koyar, Ankara’da Pembe Köşk’e çekilir ama siyasetten çekilmeyecektir asla..
10 Kasım 1938’den sonra ipleri ele alır. Bürokrat ve subayları etrafında toplar, bir sınıf iktidarı kurar. Artık “İkinci Adamlıktan” kurtulma zamanıdır. Paralardan pullardan M. Kemal’in resimlerini kaldırtır ve Taksim’e Cumhuriyet anıtından daha yüksek bir heykel ısmarlar. (Takriben 5 katlı apartman ebadında). Heykelin tavrı müstehzidir elini beline atmış, aşağıdaki zavallılara bakmaktadır âdeta. Gereksiz büyüktür Rudolf Belling Güzel Sanatların tavanını deldirmek zorunda kalır.


O günlerde Necip Fazıl da ders vermektedir orada, “bu ne ya” der, “cee diyen çocuk gibi çatıdan çıkan kafa!”
Üstad pratik bir çare bulmuştur oysa “heykellerin başları vidalı yapılmalı, iktidara kim gelirse onun ki burgulanmalıdır boyna. Böylece anıt enf-lasyonu olmayacak, masraflar hazineye kalacaktır.” Hasan Ali Yücel çok kızar, tebessüm bile etmez şakaya.  
İsmet Paşa bizzat atölyeye gelir, heykeli inceler, akıl verir Alman’a. Yok şurası şöyle, burası böyle ola...
Olur, birileri heykelinizi diker, “ya ne gereği vardı, zahmet etmişsiniz” der geçersiniz. Ama gidip kendi heykelini denetlemek...
Hoş bir şey değil, yapanı rencide eder en azından. Hani parası cebinden çıksa tamam da...

PARTİNİN ZULMÜ
İnönü’nün kurduğu sisteme bir “tapınak” lazımdır. Taksim, Elmadağ, Harbiye, Taşkışla, Maçka, Taşlık arasını münhal ve münasip bulurlar. Getirip Prost adlı şehir katilini bulaştırırlar. Şaibeli mimar oturup “İnönü gezisi”ni planlar.
Bahsi geçen Gezi, Taksim İnönü anıtından başlayacak, Taşlık İnönü Malikanesinde (planda vardır) son bulacaktır. Dolmabahçe’nin Has Ahırları üzerine İnönü Stadyumu, Taksim Meydanı’na İnönü Operası kondurulacaktır.  
Malum İnönü Batı müziğine müpteladır, vatandaşa arya oratoryo dayatır... Kültür merkezinin temeli şaşaayla atılır (1946) ama hani para? Bina ancak 23 sene sonra Süleyman Demirel devrinde tamamlanacak ve Verdi’nin Aida Operası ile açılacaktır (69). Üstelik AKM olacak, adını da hasmına kaptıracaktır.


Prost İnönü heykelinin görünür olması için parmağını kışlaya çevirir: “Burası yıkıla!”
Tek Partinin atanmış Belediye Başkanı (ayrıca Valisi) Lütfi Kırdar’a “Hadi” derler, “ne duruyorsun daha!”
Kırdar, kırdırır kaldırır. Kışlanın zarif kulelerini, armalarını, kitabelerini, çinilerini, vitraylarını, somaki mermerlerini ufalatır, attırır moloza.
İzindeyiz Kabakçı Mustafa.

VANDALA  BALYOZ GEREK
Hâlbuki Taksim Kışlası fevkalade bir mekândır, kütüphane, müze, sergi alanı, spor ve gösteri merkezi yapılabilir pekâlâ. Salonları ferah, tavanları yüksek, camları geniş ve aydınlıktır. Avrupalının eline geçse Louvre gibi parlatır.
Eğer Taşkışla’yı yıksalardı, İTÜ Mimarlık öyle binayı nerede bulacaktı? Elinizi vicdanınıza koyun, Harbiye’ye “Askerî Müze” yakışmadı mı? Tophane Kışlası da sanatlı bir binadır, Prost tarafından yol bahanesi ile yıkılır, geriye bir kaç kubbe kalır anca.  
Gezi olayları ağaçtan çıkmıştı di mi? İnönü Gezisi kabristana doğru
yayılır, asırlık selviler kıymık kıymık doğranır. Kırılan mezar taşları tam bir tarih katliamıdır.  
Sadece Müslüman kabirleri değil, Rumların ve Ermenilerin (Surp Agop) mezarlığı da kaldırılır. Yerine TRT İstanbul Radyosu ve etrafındaki apartmanlar yapılır. Emniyet Sandığı marifetiyle Divan ve Hilton otellerine yer sağlanır.
CHP, iktidarı çarıklılara vermemek için elinden geleni yapar. Ancak 1950 seçimlerini DP farklı kazanır.  Tek Parti diktası biter, o heykel yüzünden MTTB musallat olur başlarına.
Heykeli götürüp bir depoya atarlar, yıllar sonra Hürriyet gazetesi bulur çıkarır ortaya.

GEÇ OLDU
Aradan yıllar geçer, Taksim, aynen Eminönü ve Aksaray gibi gelişir merkezîleşir. Artık İETT’nin başduraklarından biridir.
Bürolar, dükkânlar, seyyahlar, seyyarlar derken kalabalık artar, cami ihtiyacı doğar.  
Allah razı olsun hayırseverler Maksem arkasında evceğizi mescid yapar. İki varili kaynatıp çatısına oturturlar. Koca koca kiliseler, devasa çan kuleleri arasında, tenekeden minare. Burası İstanbul mu acaba?
İçi de nasıl dar, cemaat merdivende sıkışır, kıpırdayamaz. 
1968 yılında cami için harekete geçilir. Şu anki yer, imar planında ibadethane olarak belirlenir (1977). Ancak Danıştay aldığı bir kararla (1983) milletin hevesini kursağında koyar. Kurulan dernek kürek çeker akıntıya.

GÜÇ OLMASIN
Doksanlarda sokaklarda saf tutan müminler yabancı basına mevzu olur. Tekrar dosyalar hazırlanır, dilekçeler yazılır ilgili makamlara.  
Cami istemeyen arkadaşlar da, Beyoğlu Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İBB aleyhine dava açar, yürütmeyi durdururlar.
Yıllarca gider gelir, İdare Mahkemesi, Danıştay, Koruma kurulları derken hukuki zemin bulunur sonunda.
Bu arada Ahmet Vefik Alp’in hazırladığı plan (International Union of Architects) Ödülü’nü kazanır (2012).  
Ve sonunda Şefik Birkiye ve Selim Dalaman’ın çizdiği proje Kültür Varlıklarını Koruma Kurulundan onay almayı başarır. (19 Ocak 2017)
Sağ olsun SUR YAPI inşaatı üstlenir. Taksim’e değer katar.
Gidin bakın turistler önünde resim çektirmek için nasıl yarışıyorlar.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
618834 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/irfan-ozfatura/618834.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT