BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

İstişarenin önemi

CUMA DİVANI
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil
Facebook
Dinimizde istişare keyfiyeti en önemli hususlardandır. Ancak bazı gelişmeler istişarenin hakkıyla yerine getirilmesinin yolunu tıkar. Doğru karar almanıza mâni olabilir. Bu itibarla istişarenin şartlarına uygun yapılması da çok mühimdir.
Peygamber efendimiz de kendisine vahiyle bildirilmeyen hususlarda ashabıyla istişare yapar ona göre hareket ederdi. Nitekim Uhud muharebesi öncesinde yaptığı görüşme bu hususta çok önemlidir.
Peygamber efendimiz, müşriklerle yapılacak savaşın Medine içinde mi yoksa Medine dışında mı yapılması konusunu ashab-ı kiram ile istişare etmek istemişti. Öncelikle bu hususta görmüş olduğu bir rüyasını ashabı ile paylaştı. Peygamberimiz şöyle nakletti:
“Rüyamda kendimi sağlam bir zırh içinde gördüm. Kılıcım Zülfikar’ın ağzında bir gedik açıldığını, boğazlanmış bir sığırı arkasından da bir koçun getirildiğini müşahede ettim”.
Ashab-ı kiram “Ya Resulallah bu rüyayı nasıl tabir ettiniz?” diye sorduklarında:
“Sağlam zırh giymek Medine’ye, Medine’de kalmaya işarettir. Orada kalınız… Kılıcımın ağzında bir gedik açıldığını görmem bir zarara uğrayacağıma işarettir. Boğazlanmış sığır eshabımdan bazılarının şehit düşeceğine işarettir. Onun arkasından bir koçun getirilmesine gelince, koç, askerî bir birliğe işarettir ki inşallah onları Cenab-ı Hakk öldürecektir” buyurdu.
Peygamber efendimizin bu açıklamalarından sonra ashaptan bazıları Medine’de kalarak müdafaa savaşı yapalım dediler. Bu teklif Peygamber efendimizin arzularına da uygundu. Hazreti Ebubekir, Hazreti Ömer, Sa’d bin Muaz gibi ashabın ileri gelenleri bu teklifi desteklediler.
Öte yandan Bedir gazasında bulunamayan kahraman ve genç sahabiler, Bedr gazasına katılan sahabilerin kazandığı ecir ve sevabı Bedr şehitlerinin ulaştığı yüksek dereceleri Peygamber efendimizden işittikçe o harpte bulunamadıklarına son derece üzülmüşlerdi. Bunun için düşmanı Medine dışında karşılamak ve göğüs göğüse çarpışmak sevdasında idiler. Hazreti Hamza, Numan bin Malik, Sa’d bin Ubade bunlardan idi.
Bu arada Hazreti Hayseme konuşmak için izin alarak:
-Ya Resulallah, Kureyşli müşrikler çeşitli Arap kabilelerinden asker topladılar, develerine atlarına binip topraklarımıza girdiler. Bizi evlerimizde ve kalelerimizde kuşatacak sonra da dönüp gideceklerdir. Arkamızdan pek çok laflar edeceklerdir. Bu hâl onların cesaretlerinin artmasına sebep olacaktır. Akabinde yeni baskınlar düzenleyeceklerdir. Şimdi onların karşısına çıkmazsak diğer Arap kabileleri de bize göz dikeceklerdir. Allahü tealanın bize müşriklerin karşısında zafer ihsan edeceğini umarım.
Çoğunluğun bu fikirde olduğunu gören ve genç sahabilerin cihad azmini kırmak istemeyen şanlı Peygamberimiz, düşmanı Medine dışında karşılama kararını verdiler.
İkindi namazını kıldırdıktan sonra saadetle hanesine geçip kılıncını kuşandılar.
Bu sırada dışarıda eshab-ı kiram toplanmış Peygamber efendimizi bekliyorlardı. Medine’de kalmak ve müdafaa harbi yapmak isteyenler diğerlerine:
“Resulullah, Medine dışına çıkmak niyetinde değildi. Sizin ısrarınız üzerine bunu kabul etti. Bu kadar ısrarcı davranmanız uygun düşmedi” dediler.
Bu sözler karşısında genç ve kahraman sahabiler üzülmüşlerdi. Resulullah efendimize muhalefet etmiş durumuna düşmek istemediler.
Şanlı Peygamber efendimiz saadethanelerinden çıkınca huzuruna varıp:
-Canımız sana feda olsun ya Resulallah! Sen nasıl istiyorsan öyle yapalım. Medine’de kalmak istiyorsan kalalım! Biz senin emrine muhalefet etmekten Cenab-ı Hakk’a sığınız dediler ve özür dilediler. Bu sözler karşısında sevgili Peygamberimiz:
-Bir peygamber giymiş olduğu zırhını harp etmeden çıkarmaz. Ta ki Cenab-ı Allah onunla düşmanı arasında hükmedinceye kadar. Size ise nasihatim şudur ki emrettiğim şeyleri yapar, Allahü tealanın ismini anarak sabredip sebat gösterirseniz, Allahü teala yardımcımızdır.
Böylece şanlı Peygamberimiz hem alınan karardan geri dönülmemesi gerektiğine işaret ederken hem de maddi manevi sebeplere yapışılırsa Cenab-ı Hakk’ın kendileri ile olduğunu belirterek üzgün sahabileri teselli ediyordu.
Nitekim Allahü teala, Âl-i İmran suresinde (159. Ayet) âlemleri hürmetine yarattığı Peygamberine hitaben “Bir kere azmettin mi artık Allah’a güven” buyurmuştu.
 
İkilikte kalanları yok say!
 
İşte şanlı Peygamber efendimizin uygulamaları, istişarenin prensiplerini de belirleyecektir. Şöyle ki:
İstişare eden, danıştığı kimseleri peşin karar ve hükümlerine çekmeye çalışmamalıdır.
İstişare edilen kimselerin istişare hususunda yeterli bilgi ve tecrübe sahibi olmasına dikkat edilmelidir.
İstişareden çıkan netice ittifaklı olursa istişare eden buna uymalıdır. İhtilaflı olursa istişare edenin tercihte bulunma hakkı vardır.
Muhalif fikirde olanlar karar verildikten sonra cemaatten ayrılmayacak ve aynı fikir sahibi hüviyetinde olanlar gibi bir ve beraber hareket edeceklerdir.
Bu itibarla istişareye dikkat edenlerin ve ehil kişilere danışanların hatası çok ama çok az olur.
Meşveretsiz kim ki bir iş işleye
Şol nedamet parmağın çok dişleye
Demişlerdir.
Son seçimden sonra eski başbakanlarımızdan Ahmet Davutoğlu Bey’in açıklaması çok ses getirdi. Kendisini takdir edenler de çok oldu. Belki yorumlarının önemli bir kısmı gerçekleri ifade ediyordu.
Fakat şurası çok mühimdi. Sayın Davutoğlu son üç yıldır neredeyse bir ölüm-kalım mücadelesinin verildiği dönemde, partim ve liderim dediği ekibin aldığı hiçbir kararda beraber hareket etmemişti.
Kim ki kaldı ikilikte yâr değil
Yoğa saygıl sen onu kim var değil.
Bu itibarla da sözleri yıkıcılıktan öte geçmeyecektir.
Ancak şurası da asla unutulmamalıdır. Değerlendirmelerde Davutoğlu gibiler tenkit edilirken gerçekler de sümen altına girmemelidir. Zira ben, parti içinde bulunmadığı hâlde partiye gönül veren nice dostların yapıcı ve yerinde tenkitlerine şahit oluyorum. Bunlar mutlaka dikkate alınmalıdır. Partililer kadar partinin gönül erlerinin dinlenmesi hataları en aza düşürecektir. Belki de hiç gündeme getirilmeyen ama AK Parti’yi halkın gönlünde zayıflatan nice arka plan uygulamalarının görülmesine yardımcı olacaktır.
Aksi hâlde araba devrilince yol göstermenin çok da faydası olmuyor!
 
TEFEKKÜR
 
Kimi yapar kimi yıkar, kimi hayran olup bakar
Bu bir handır gelir geçer, esrarını kimse bilmez
 
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
607780 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-ahmet-simsirgil/607780.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT