BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Zirvedeyken bırakmak

İnsan, ölmeden evvel birçok huyları kendinden uzaklaşırmış. En geç terk edense baş olma huyuymuş. Son nefes verilene kadar bu arzu, yakayı bırakmazmış. İnsanda hükmetme, buyurma, işlerin isteğine göre şekillenmesini bekleme zaafı var. Bu zaaf, bazen önlenemez isteklere kadar varabilir. Onun için bir yere teklif edilip de onu kabul etmeyen insan sayısı bütün tarih boyunca son derecede azdır. İnsan, kendini beğenir. Her halükârda üstesinden gelebileceği kanaatini taşır. Mesele ikiye ayrılabilir. Birincisi... Layık olsun-olmasın bir yere gelme hadisesidir. Bunda insan kadar onu oraya getirenler de etkilidir. İnsan, kabul etmeyebilir. Fakat bu, inanılmaz derecede zordur. Ondan ötesiyse işin başına ehlini getirememe vebalidir. Seçimle de olabilir, tayinle de. Takdir hatası rol oynayabilir. Çıkar fikri tesir edebilir. Akrabalık gibi sebepler devreye girebilir. İkincisiyse... Bir yere yükseldikten sonra oradan vakti gelince ayrılmayı da bilmek. O ne kadar zordur. Yaş ne olursa olsun, iş de ne olursa olsun. O vakit hiç gelmez. İdarede, siyasette veya başka bir meslekte baştaki çekilmez duruma düşebilir. Fakat o, kendisi olmasa memleketin yıkılacağını zanneder. Çok kere kavgalar, döğüşler, hatta darbeler, ihtilaller bu yüzden olur. O kadar ki evladın babaya baş kaldırması dahi görülür. Bu bakımdan adı ne olursa olsun bir işin başına gelip de o işi bir gün bırakabileni tebrik etmek lazım. Zira o kişi, az görülür bir hadiseyi gerçekleştirmektedir. Bu bırakma da iki şekilde olabilmekte. Başarısızlıktan dolayı veya zaferden. Zafer kazanmışken, zirveye çıkmışken bırakmak herhalde en akıllı terktir. Azil veya gözden düşme, yahut darbe, isyan ve benzerlerine kadar makamın terk edildiği nadirdir ama zirvede iken terk edilmesi daha da nadirdir. Etraf, iyi gün dostları ile kuşatılmıştır. Dalkavuklar, alkışçılar menfaatçılar ortalığı doldurmuştur. Hakîkati gizlerler. Doğru karar vermeyi engellerler. İşte bu yüzden ister sporda ister siyasette mağlubiyet veya zafer halinde işini bırakabilen insanı takdir etmek lazım. Birincisinde nefsini ayaklar altına alabilmektedir. İkincisinde ise yine nefsini ayaklar altına alabilmektedir. Onda böyle bir haslet vardır. Hele zafer kazanılmışsa. O zaman bir de etrafı yenme kabiliyeti işin içine girer. Etraftan gelen en ince taktik ve telkinlere rağmen doğru karar verebilmek onda ısrarlı olmak, "bundan sonra sadece duacınızım" diyebilmek ne kadar müşgildir. Alkışlayan eller bir gün yumruk haline gelebilir. İnsan nankördür. Karar vermek çetindir. Kararında kalmaksa daha da çetin.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
111806 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/111806.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT