BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Bu ülke için seve seve...

Bir kere daha tekrarlamanın günü "Haydi İyimserliğe". Mesele artık ekonomik kriz olmayı aştı. Ekonomik kaza yaşıyoruz. Fakat 70 milyon da insan var. O kadar ki bu nüfusun milyonlarcası Avrupa'da. Onbinleri Amerika ve Kanada'da. Onbinleri Rusya ve Orta Asya'da, yüz bini Avustralya'da. O müteşebbis insanlar, bir şekilde ülke ekonomisine katkıda bulunuyorlar. Dahası. Kriz birçok kimseyi mecburen iş adamı yapmakta. Önceleri, şu-bu şirkette sıradan bir eleman olarak çalışan nice vatandaşımız, kendini önce sokakta buldu. Şaşırdı. Belki gözyaşı döktü. Sonunda baktı ki dram çare değil. Bir işin ucundan tutmaya başladı. Ve inandı ki o işi yapabilecek. Bir zaman sonra mecburen zengin olmuş talihlilerle karşılaşacağız. Eminiz ki bugün ne çok kişi "keşke zamanında üniversiteye gideceğime, Avrupa'ya işçi yazılsaydım" diye hayıflanıyordur. Onun gibi yarın da bazıları "ah keşke ben de o zaman işten atılsaydım" diye düşünecektir. Dikkatlerden kaçmaması gereken bir gerçek daha var. Bu krizle birlikte ailenin değeri daha bir anlaşıldı. Bu gidişle aslında bize yabancı olan 'çekirdek aile' hadisesi terk edilecektir. Hısım-akrabalık yeniden hatırlandı. Köyün değeri öne çıktı. Dayanışma ruhu canlandı. Evet, madem 70 milyonuz; madem ki 70 milyonun önemli kısmı taşı sıksa suyunu çıkartacak gençlik. Ve madem ki bu 70 milyonun yaklaşık 5 milyonu çepeçevre dünyayı kuşatmış, müteahhit, işçi, işveren olarak dünya ekonomisi ile entegre vaziyette çalışıyor.... O halde bütün berbat tablolara rağmen biz bu krizi yeneceğiz. İktisadi Kurtuluş Harbindeyiz. 'Keşke şu IMF de 10 milyar doları vermeseydi' diyeceğimiz geliyor. Verilen nedir? Borç para. Bir zaman sonra faiziyle beraber katbekat geri ödenecek. Ama hükümetler günü kurtarma politikalarıyla o paraları yalvara yakara istiyorlar. Bu borç paralar, bu krediler, Ortadoğuluyu petrolün uyuşturduğu gibi bizi de rahata, rehavete, tembelliğe alıştırmakta. Nerede o dünya bankası, IMF ve kalkınmış ülke hükümetlerinin borç tekliflerini hatta bu yoldaki ısrarlarını nezaketle reddedecek iktidarlar? Bizde borç alana kahraman, verene efendi gözüyle bakılıyor. İşte bundan kurtulmak lazım. Öz kaynaklarımıza dönüp onlarla yaşamaya alışırsak paramızın da değeri olur. Kredi kartı zor şartlara bağlansa, çek zor şartlara bağlansa, paramız altına endekslense. Ve o borçlardan, IMF peşinde koşmalardan vazgeçilse. O zaman bu krizlerden kurtulmak daha kolay olmaz mı? Çünkü her şey 'bu ülke için seve seve'... Vergi, askerlik, tasarruf, cömertlik, fedakârlık... Lüzumsuz turistik gezi, nafile hac, her çeşidiyle lüks ve benzerleri. 7 iklim, 7 bölge, 1 milyon km2'ye yakın toprak, büyük bir nüfus, engin tecrübe, zengin tarih, güçlü ordu, muazzam gençlik, temelde eşsiz aile yapısı ve İLO'nun Kalkınmış Ülke Statüsü'ne aldığı bir bölge devleti. Medya bundan böyle gerçek bile olsa iç karartan değil, insanları ümide, hayata gayrete sevk eden haberlere yönelmeli. Unutulmasın. Bu ülke için herkese ama herkese iş düşüyor fakat seve seve. Kriz de sevgiyle aşılır.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
130152 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/130152.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT