BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Denktaş'ın yanındayız

Kıbrıs, hiçbir zaman Yunanlıların olmamıştır. Buna mukabil asırlarca Türk hakimiyetinde yaşadı. Orası eski bir Türk toprağı. Dini açıdan alakamız daha da eski. Müslümanlar, zaman zaman adaya girmişlerdir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz'in -aleyhisselam- süt halası Kıbrıs'a yapılan seferlerden birine iştirak etmiş ve orada vefat etmiştir. Türbesi Rum kesimindedir. Hal böyle iken Kıbrıs'ı Yunanistan'a katmak Yunanlıların büyük idealidir. Yunanlı okur-yazar Kıbrıs'ı eski sahipleri Türklere bırakalım tarzında bir fikir yürütmez. Halbuki Ege adalarının hemen tamamı, coğrafyaya ters bir şekilde Yunanistan'da kalmıştır. Olsun. Yunanlılar yine de Kıbrıs'ı boşlamazlar. Sebepsiz değil. Akdeniz'in üç çok stratejik adası var. Kıbrıs, Rodos, Girit. Osmanlı bunları alarak Akdeniz'e hakim olabilmiştir. Yunanistan, stratejik mevkiinden dolayı Kıbrıs'la yakın münasebet içindedir. Sadece O mu? Ada'yı bir fırsatını düşürüp İngilizlerin bizden kopardığını, onların dahi bugün Kıbrıs'ta üsleri olduğu nasıl dikkatlerden kaçar? İngiliz, Kıbrıs'ta bir ayak basımlık yer tutmayı kârdan farz ederken bizde birtakım kimseler, "ne işimiz var, ne yapacağız, niye girdik?" vari sözler sarf etmekteler. Aynı kafada Kıbrıslı Türkler de var. Bu tam bir gaflet örneğidir. Evet, güney bölgesi daha fazla kalkındı. Evet, Türkler iş bulamadı. Evet, bazı Türk gençleri güneye gidip çalışmak zorunda kalabiliyorlar. Bunlar doğru, bunlar hakikat. Ama adanın stratejik vaziyeti de hakikat. Kıbrıs'la Akdeniz, kuzeyi ve doğusuyla Akdeniz kıyıları kontrol edilir. Bir diğer hakikatse tarihi trajedi. Banyo küvetlerinde çocuklarıyla birlikte öldürülen Kıbrıs Türkleri nasıl unutulur? Demek ki Kıbrıs'lı gençler yalnız işsiz bırakılmamış. Onlar tarih şuurundan da mahrum kalmış. Gelelim meselenin Rauf Denktaş'la münasebetine. Meydana gelen karamsar havanın müsebbibi cumhurbaşkanı Denktaş değildir. Netice, bizim tutarsız siyasetimizin mahsulüdür. Savaş yaptık, ismine barış dedik. Türkiye'yi ilk defa enflasyonla tanıştıran bir ağır külfete katlandık, adanın üçte birine girdik. Bizden gayrı devletlerin tanımasını istemedik. Bir gün bağımsız devlet derken bir diğer gün konfederasyondan söz ettik. Ve sonunda gençlerin öfkelerini coşturduk. Kusurlu Ankara'nın zikzaklı politikasıdır. Hale bakınız. Rauf Denktaş gibi bir milli kahraman, sonunda şöyle konuşmak zorunda bırakılıyor. "Bunca yıl sonra hiçbir başarı kazanamadan ömrümü tüketmenin pişmanlığını yaşıyorum". Unutulmaz hizmetlerin imza sahibi bir lideri böylesine kahırlandırmak ayıp olarak yeter. Muhterem cumhurbaşkanı! Kendinize haksızlık yapma hakkına sahip değilsiniz. Eğer siz olmasaydınız belki de KKTC de olmazdı. Orada bayraklarımız dalgalanmazdı. Kıbrıs, Yunanistan'a ilhak olmuş, Türkiye güneyden de sarılmış olurdu. Bunlar başarı değilse, başarı nedir? Yanınızdayız. Tarih de yanınızda yer alacaktır. Siz hem başarı, hem şeref sahibisiniz. 4 Aralık müzakeresine bu hislerle çok rahat bir şekilde çıkınız. Türk milleti sizden razıdır. İşsize iş bulunur. Vatan kaybedilirse bir daha nasıl bulunur?
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
131272 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/131272.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT