BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

KEŞMİR, ORTAK MESELEMİZ!

Batı Asya, Rumeli, Orta ve Kuzey Afrika Osmanlı İmparatorluğunun adaleti altında barış içinde yaşıyordu. Şüphesiz ki sıkıntılar vardı ama asırlar içre vaziyet buydu.
Bunun gibi hemen bütün Güney Asya da Babür İmparatorluğunun adaleti altında barış içinde yaşıyordu.
Bizde kısaca “İngiltere” denen “Büyük Britanya İmparatorluğu”, ondokuzuncu asrın ortasında Babür İmparatorluğunu, diğer adıyla Gürganiyye Devletini, yirminci asrın ilk çeyreğinde de Osmanlı İmparatorluğunu yıkarak Asya kıtasını, Doğu Avrupa’yı ve Afrika’yı; dolayısıyla dünyayı adalet, sulh ve sükûndan mahrum etti. Asya’nın iki ucundaki iki Müslüman Türk devletinin sahadan çekilmesi, dünyanın muvazenesini bozdu. Bugünkü çatışmalar, o günlerin devamıdır.
O yıkımlarla “Büyük Britanya”, tabiatının gereğini yapıyordu. Zira galatı meşhur olarak Osmanlı ve Babür devletlerine “imparatorluk” deniyor olsa da onlar asla ve kat’a imparatorluk değildi. İngiltere, nam-ı diğer Büyük Britanya ise şeksiz ve şüphesiz imparatorluktu.
İmparatorluk, sömüren devlettir. Bu idarelerde bir sömüren ana devlet vardır, bir de sömürgeler. Osmanlı ve Babür’de ise bu manzara yoktu.
Büyük Britanya’nın beyin takımı İngilizlerin bir dikkat çekici taraflarından biri de sözde çıktıkları topraklarda ihtilaf bırakmaları, zehirli tohumlar ekmeden orayı terk etmemeleridir. “İngilizler gitti, rahat yüzü görmedik!” dedirtmek için arkalarında, o bölge ahalisi arasında kin, garez ve ihtilaf bırakırlar. Kavgaların sonu gelmez.
Bugün BM teşkilatının 193 üyesi var. Bu 193’ün üçte bir devleti Osmanlıdan kopmuş, milletlerin kurduğu devletlerdir. Bunun gibi 10 devlete yakın olanı da Babür devletinden kopmuş milletlerin kurduğu irili-ufaklı devletlerdir.
İngilizler, bölgemizde Kıbrıs ve Filistin’i ihtilaf içinde ve hâlli gayrı kabil bir hâlde bıraktıkları gibi 1947’de bölgeyi terk ederken Keşmir ve Arakan’ı da Güney Asya’da ihtilaf ve savaş sebebi olarak bıraktılar.
Hindistan, bir İslam memleketiyken İngiliz emperyalizmi onu birkaç parçaya bölerek Müslümanları azınlığa düşürdü. Bununla da kalmadı. Burma’da Arakan Müslümanlarını Hinduların insafına terk etti. Meşhur “kaşmir kumaşı”nın dokunduğu Keşmir’i de Hindistan ve Pakistan arasında bitmeyen bir kavga sebebi yaptı. Kendisi ayrılırken Keşmir Emîrliği güya Hind idaresini istedi. Bir İslam diyarıyken karmakarışık oldu.
Bugün Keşmir’in güneyi kuzeyi “Cemmu ve Keşmir” adıyla Hindistan’ın, Kuzey ise Pakistan’ın denetimindedir. Pakistan murakabesindeki kısma “Azadlık Keşmir”, Hür Keşmir denir. “Aksa-i Çin” denilen yeri 1960’da Çin işgal etti. Bölgenin Orta Asya’da kalan kısmını da 1977’de Pakistan kendi topraklarına kattı.
Geçen haftanın en sıcak dış gündem konusu, Keşmir ihtilafı yüzünden Hindistan ve Pakistan hava kuvvetlerinin çatışması ve Pakistan’ın 3 Hind jetini düşürmesi oldu. Bu hadise, bu yüzden, bu iki devletin ilk çatışması değildir. Son çatışmaları da olmayacağa benzemekte.
Hâlbuki Hindistan ve Pakistan komşudur. Savaşa değil dayanışmaya ihtiyaçları var. Nitekim ani gelişen bu jet düşürme kavgasından sonra Pakistan Başbakanı İmran Han, iki devlet arasındaki bu ihtilafı yatıştıracak tek devletin Türkiye, tek liderin de Sn. Erdoğan olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Türkiye’nin üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu beyan etti.
Pakistan Başbakanı neden bizi işaret etti?
Bunun bir tarihî, bir de gündelik sebebi vardır. Tarihî sebep Pakistan ve bölge Müslümanlarıyla kardeşliğimizdir. Aktüel sebepse çarpıcıdır. Bu çatışma olunca ABD “Hindistan, terörle mücadele ediyor!” dedi. Çin ise Hindistan’a mukabil Pakistan’ı tutmakta. Demek oluyor ki işin tarihî seyrinden başka bir de bugüne mahsus tarafı vardır. Keşmir üzerinden sürtüşenler, yalnızca Hindistan ve Pakistan değildir, ABD ve Çin de dalaşmaktalar.
Böylesi davalar bitmez.
Bize düşen itidal, vakar ve ağırbaşlılık içinde bu gibi sıkıntılarda kimsesizlerin kimsesi olmak, mazlumlara sahip çıkmak, kardeşlerimizin yanında yer almaktır.
Bu, şu demek değildir:
Şu veya bu devletle ihtilafa düşmek, kavga etmek dileğinde olamayız. Ancak; diplomasiyi konuşturabilir, nüfuzumuzu işletebiliriz. Bu da bizi sözü dinlenir itibarlı bir devlet konumuna yükseltir. Pakistan ve Hindistan’ı aynı masa etrafına oturtabilirsek bu büyük bir muvaffakiyet olur. Neticede de Keşmir halkı, ilgili devletler ve Türkiye kazanır.
Açe, Kıbrıs, Rohingya/Arakan Müslümanları, Kırım, Doğu Türkistan, Filistin ve diğerleri, evvela biz olmak üzere bütün Müslümanların yani İİT-İslam İşbirliği Teşkilatı’nın ortak meselesi olduğu gibi Keşmir de hepimizin ortak meselesidir.
Maceraya atılmak tabii ki yanlıştır. Lakin, dertsiz, gamsız, tasasız, aldırışsız olmak da vahim hatadır. Mesuliyetini vaktinde idrak etmeyen devletlerin yeryüzünde sadece paraları değil sözleri de geçmez.
Paramızın da sözümüzün de geçmesi şarttır.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
606846 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/606846.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT