BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

28 ŞUBATLARI SİSTEM DOĞURDU

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, e-Muhtıra.. diye ne kadar zorbalık varsa onların tamamı devrin sisteminin eseridir. O günlerde parlamenter sistem vardı. Kastımız, parlamenter sistemi kötülemek değildir. Yaşanan gerçekleri dile getirerek bir de bu cepheden bakılsın istiyoruz. Nitekim parlamenter sistem, özürsüz değilmiş ki şimdilerde Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne karşı olanlar “CB sistemini bırakarak güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçelim’’ teklifini yapmaktalar. Dikkat çeken, güçlendirme kelimesidir.
1876’dan 2018’e kadarki yasama hayatımız parlamenter sistemdir. Ancak bu süreç çok inişli-çıkışlıdır ve yekpâre değildir. Memleketin meclis eliyle parçalanması gibi vahim bir vaziyet ortaya çıkınca Sultan, 1878’de Meclis-i Meb’usan’ı lağvetti. Âyân Meclisi, açık kaldı. Kanun-ı Esasi, anayasa da yürürlükteydi. 1908’de İttihatçıların darbesiyle Meclis-i Meb’usan tekrar devreye girdi. Aynı zamanda çok partili hayata da geçildi. 1923’ten 1945’e kadar tek partili hayat ve parti devleti vardı. 1945’te Washington’ın baskısıyla Ankara’da “Türk Baharı’’ açtı. 1945’ten 1960’a kadar tekrar çok partili hayat, siyaset sahnesinde yer aldı. 1923-1960 arası âyân yani senato yoktu. 1961 Anayasası’yla 40 yıla yakın bir aradan sonra senatonun da dâhil olmasıyla yeniden çift meclisli hayat başladı. 12 Eylül darbesinde senato kapatıldı. 1982 yılında yeni anayasa kabul edildi. 2018 yılında da Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçildi. 1961 Anayasası’nı beğenmeyenlerden bazıları, şöyle derdi. “Bu anayasayı terk ederek 1924 Anayasası’na dönelim’’. Bu teklif, birçok kereler dile getirildi ama kabul görmedi. Keza o dönemde ortaya atılan “İkinci Cumhuriyet’’ tabiri de tutmamıştı.
“Parlamenter Sistem’’ esasen “meclis’’ ve “senato’’ diye çift meclislidir. Çift meclis olmayınca parlamenter sistemden ziyade çeşidi kendine özgü bir yapı var demektir. Güçlendirmeden neyin murat edildiği açıklanmasa da yüksek ihtimal ki meclisin yanına senato da olsun isteniyordur. Bunun dışında hangi tasarrufun güçlendirme sayılacağı meçhul.
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ni terk ederek önceki parlamenter sistemi restorasyona tabi tutup yeniden ona dönmek, en azından şu günkü meclis aritmetiği ve güçlü Cumhur İttifakı varlığı karşısında mümkün değildir. Anayasa değişikliği gerekir. Cumhur İttifakı dışındaki partiler bu değişikliğe yetmemektedir.
Yapılması lazım gelen eskiye dönmek değil, mevcudu iyileştirmektir. CBHS-Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin hayatımıza katılmasının üzerinden yaklaşık olarak bir buçuk yıl geçmiştir. Bu döneme dair çok kesimde farklı görüşler birikmiştir. Bunlar değerlendirilebilir. Bizatihi Cumhur İttifakı’nın görüşleri vardır. Neler yapılabilir? Biz, bir-ikisini dile getirelim. Evvela sistemin adını “Başkanlık Sistemi’’ diye netleştirmeli. 40 yıldan bu yana sistemi bu isimle tartışmıştık. Sonra da kuvvetler ayrılığının yerli yerine oturması üzerinde çalışılmalı. Ayrıca Cumhurbaşkanı veya Başkan sıfatının parti faaliyetleriyle karışmaması için tedbirler alınabilir. Fakat senatonun istendiği görülmüyor. Dolayısıyla senato olmayan dönemlerdeki parlamenter sistemin bize mahsus olması gibi şimdiki CB yahut yarınki Başkanlık Sistemi de bize mahsus olmaktadır.
Makbul olan, sistemler ve adları değil, halkın refah, saadet ve huzurudur. Tarihin derinliklerinden 1876’ya kadar, Devlet-i Ebed Müddet’in işleyişinde, devlet adamlarının hükûmet edişinde, meşruti idare, demokrasi yoktu.
Lider imajından ürkmek yerine adil ve cesur bir lideri şans bilmeli. Konuya tam aşina olmayan bazıları, Orta Doğu’nun lider eksenli olduğunu söyleyerek bunu kınama sebebi saymaktalar. Hâlbuki o bahsettiğimiz tarihin derinliklerinden 1908’e kadar devlet ve millet hayatı hep lider esaslı olarak geldi. 1908 İttihatçı darbesiyle Sultan Abdülhamid Han, çekilince aynı kadro beş yıl sonra devleti, Almanya’nın safında dünya harbine sokup imparatorluğu bozuk para gibi harcadılar.
Kanaatimiz o ki Başkanlık Sistemi olsaydı yukarıda adı geçen ve bu millete çok acılar çektiren darbeler yapılamazdı. Parlamenter sistem var iken her 10 yılda bir darbe, diğer 10 yılda bir de ekonomik kriz yaşandı. Her defasında da devlet gerilere düştü, millet daha fakirleşti. Gaye, sistemin güçlü olmasından ziyade devletin ve milletin güçlü olmasıdır. Ana fikrimizi bir başka cümleyle şöyle ifade edebiliriz. Şayet Başkanlık Sistemi olsaydı, 27 Mayıs da diğerleri de 28 Şubat da yapılamazdı. Onun için iniş-çıkış, yap-bozla zaman heba etmek yerine tarihin iyi ve kötü tecrübelerinden istifadeyle CBHS üzerinde durup onu muhkem hâle getirmeliyiz.  
Akıl ve aklı selim de bunun için vardır.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
612429 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er/612429.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT