BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Hepimiz suizan etmiştik!..

"Bir cuma sabahıydı... O meçhul evden bir adamın çıktığını görünce hemen meraklandım!"
 
 
Aslında ne olurdu her kim olursa olsun konuşup görüşülse idi… Hemen hepimizin kafasında art niyet, ön yargı, peşin hüküm… Ardından da dedikodu… “Gerekirse mahalleden kovmak lazım" bunları, polise şikâyet etmek lazım” filan diyorduk.
"Haydi gidip konuşalım" denilse hemen herkes bir bahane ile oradan uzaklaşıyordu... Günler birer ikişer ilerlerken mahalleli kadınların derdi o meçhul ev ve o evde yaşananlar olmuştu…
 
Bu sürede gelip gidenler de fazlalaşmaya başlamıştı. Bizim de huzurumuz gittikçe bozuluyordu...
Bir cuma sabahıydı... Tesadüfen, pencereden dışarıya bakıyordum. Saat sekiz sularıydı... O meçhul evden bir adamın çıktığını görünce hemen meraklandım. Tülün ardından dikkat ettim... Kılık kıyafetiyle öyle ahım şahım birine benzemiyordu. Fakat o da ne öyle? 30-35 yaşlarındaki bu adam dışarı çıkmıştı ama ağlıyordu... Yoksa yanlış mı görüyordum? Dikkat ettim... Evet, evet adam gözyaşlarını eliyle kuruluyordu... Bir tuhaf oldum... Adam sokağın başından kaybolup gitti... Fazla üzerine düşmedim... Öğleye doğruydu… Daracık sokağımızda yeşil renkte bir cenaze arabası görünce, yüreğim ağzıma geldi. Acaba mahallede kim ölmüştü!
 
Araç bizim meçhul komşunun bulunduğu evin önünde durdu... Ve arabadan, sabahleyin ağlarken gördüğüm adam, yanında bir iki kişi daha aşağı iniyordu... Büyük bir sessizlik içinde, evden içeri girdiler. Ben pencerede ağaç olmuştum. Biraz sonra tabutu alıp içeri girdiler. Birkaç dakika sonra da tabutu cenaze arabasına koyacaklardı… Orada baktım bir yaşlı kadın ve bir genç kız… Onlar da ağlıyordu… Durur muyum, hemen kapıya çıktım, yanlarına vardım. “Başınız sağ olsun” dedim “Cenaze neyiniz oluyor?”
"Benim gelinim vefat etti yavrum. İstanbul'a hastaneye sevk ettiler ama yatak bulunamadığı için sıra bekliyorduk. Gücümüz yetmediği için böyle bir ev kiraladık, hastaneye yatmasını bekliyorduk. Doktorlar zaten 'bağırsaklar iyice çürümüş' ama yatak bulunursa bir ümit tedaviye alırız demişlerdi..."
 
O yıllar hastanede yatak bulmak bile bir şanstı… O kaynana gelinine ağlarken ben içimdeki vicdan azabına ağlıyordum. Biz elin gariban gelini hakkında suizan ediyorduk. Mezarına bir iki kez gidip Fatiha okudum, rahmetli eşimle… Şimdi buradan geçerken hatırıma geldi… O garip gelinin mezarına uğramayı onun için istedim...
          Asiye A.-İstanbul
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
619686 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/unal-bolat/619686.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT