BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Okumak ve yazmak çaremdir benim

Hayal kurmaya dahi engel olacak kadar gerçekliğin pençesine düşmüş ve sükûtu hayale dalmış gidiyoruz. Gözlerimizi her kırptığımızda yeni bir felaketin eşiğindeyiz ve daha bir eşiği aşamadan diğeri çıkıyor karşımıza. Korkulu bir rüya ya da kâbus gibi yorgun, umutsuz alışıyoruz bu karanlık, boşluk hissine ve içten içe çürüyoruz.
Dünyayla arama ne kadar mesafe koyarsam koyayım; onunla aramda bir anlaşma yapmak için çok ciddi sebeplerim olduğunu da biliyorum. Zamana yenik düşmüş, tükenmiş duyguların ezberindeyim. Yeni nesilde tanınmayan, kabul görmeyen his ve değerlerin, belki de artık korumaya alınması gereken, hatta tekrar öğretilmesi gereken nedenlerin kurbanıyımdır kim bilir…
Aylardır okuyorum ancak yazamıyorum. Yazamamaktan mustarip olan beni teselli eden, bana şevk veren tek şey okuyabilmem… Sayfaların arasında kendimi kaybedene dek okuyarak, bir şeyleri yavaşlatıyor hatta iyileştiriyorum sanki.
Zamanın hızlı akışında, kaybolmamak için çırpınan, teknolojinin en üst seviyesine yetişmeye çalışan insanoğlunun, dur durak bilmeyen çabasından yoruldum.
Bir elektik düğmesi kadar değeri olmayan hayatların, bir anda “pandemi” denen illetle karşı karşıya geldiğinde afallaması, her şeyin sessizliğe gömülmesi, tedirginlik, yeni hayat şartları, eskiye yetişme çabalarının yeniden sahne alması…
İnsan değişebilen bir varlık olduğu halde; toplu olarak dayatılan hız ve hırsa karşı koyamıyor. Buralarda değişimi reddediyor…
Yılda bir kez tatile gitmiş birini düşünelim ve bunu bir hafta olarak sınırlayalım ki ortalama zaten böyledir. Döndüğünde dinlenmiş olması şöyle dursun, her şeyin anlamsızlığını sorgulayacağı çok daha muhtemel. Çünkü o durmuş ve düşünebilmiştir.
Çare bulan biri gibi yazmak istemiyorum ancak, hayatta olmam için var olan nedenlerimi saymazsam; okumak ve yazmak benim çaremdir diyebilirim.
Teknoloji çağının insanlarını okuyarak; hissetmeye, hayal kurmaya, mutlu olmaya, huzura ve iyileşmeye davet ediyorum…
         Aysel Raife Akkanat-Editör/Yazar
 
 
 
ŞİİR
 
          BİZ ÖĞRENCİYKEN
 
Hangi köşebaşında görürsem bir öğrenci,
İçim sızlar gözyaşım dökülür inci inci.
      
Yıllar sonra dönerim öğrenci yıllarıma
Çektiğim sıkıntılar ve yaşadıklarıma
 
Artvin Şavşat ilçesi bir dağ köyünde doğdum
Yoksul ve fakirlikle geçti hep çocukluğum
 
İlkokulu köyümde başarıyla okudum
Sonra ortaokula Şavşat’ta kayıt oldum
 
Yeşil Şavşat sanki bir Karadeniz incisi
Okuma ve yazmada Türkiye birincisi
 
Nüfusu azdır ama okuyanı pek çoktur
Çoğu fakirdir ama gönülleri hep toktur.
 
Kaldığımız yerimiz uzaktaydı okula
Aldırmazdık yağmura ne kışa ne soğuğa
 
Evimiz tek odaydı beş kişi bir arada
Yeme içme uyuma ve hepsi de orada
 
Kasaba köye uzak ne yolu ne izi var,
Eski araba yolu aman vermezdi dağlar.
    
Köye ulaşmak için geçerdik derelerden,
Karda kışta düz gider aşardık tepelerden.
 
Tipi boran kış olur yollar geçit vermezdi
Kar boyumuzu aşar kimse gidip gelmezdi.
 
Bir gün düştüm köprüden her yanım buz tutmuştu.
Islak elbiselerim üstümde kurumuştu.
   
Hafta sonları köye yaya gider gelirdik,
Bir hafta boyunca hep kuru ekmeği yerdik.
 
Sonra ertesi hafta yine aynı olurdu
Öğle yemeğimiz ekmek, bir salkım üzümdü.
 
Lokanta yemekleri bize uzak bir düştü
Haftalık harçlığımız sadece beş kuruştu.
 
Elimizde bir çanta sırtımda pardösü yok,
Okuyorduk sadece, bazen açtık bazen tok.
 
Defter kalem kısıtlı bir kitabımız vardı,
Okunur elden ele sınıfı dolaşırdı.
 
Bir ders birimiz okur arada değişirdik,
Hepimiz o kitaptan dünyalar öğrenirdik.
 
Başka şey düşünmezdik, dersti bütün derdimiz,
Çalışmakla geçerdi gündüzümüz gecemiz.
 
İskarpin ayakkabı ve kolalı gömleği,
Ben yatılı okulda ancak tattım giymeyi.
 
Bizim sıkıntımızı çeken yok sanıyorum,
Varsa da bizim kadar olmaz inanmıyorum.
 
Şimdi çocuklar bunu sanki masal sanıyor,
Ne kadar anlatsam da hiçbiri inanmıyor.
 
Şimdiki öğrenciler sanki hiç yürümüyor,
Yakın okula bile servisler götürüyor.
 
Biz o yokluk şartlarda çok şeyleri başardık,
O yokluklar içinde her zorluğu aşardık.
 
Şimdi gençler çocuklar internetin kurbanı
Teknoloji illeti kuşatıyor her yanı.
 
Ne okuma ne yazma sıkıntısız bir hayat,
Her şey ayaklarında yeme de yanında yat.
 
Bunun sonu nereye varacak bilmiyorum,
Gençlik elden gidiyor “kurtulur mu?” diyorum.
 
                    Aslan Torun
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620666 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/620666.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT