BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Samimi düşünceler -2-

Ancak kâinata olan sevgiyle soğukkanlı, sakin ve hayata ilgili kalınabilir… Ruh ve beden uyumu derinleşir… Mesele hiçbir sebep yokken kendimizi sevecen bulabiliriz. Bu duygu sadece insanlara karşı değil, hayvanlara, kuşlara; dağlara taşlara bütün mahlûkata karşı sevecen olmayı doğurur… Her zamanki gibi kolay öfkelenmeyiz, incitemeyiz, kimseye yalan söyleyemeyiz, kimseyi kandıramayız…  Kendimize saygımız olur…
İncitemeyiz, derken bir arkadaşım ağlayıp gözlerinden yaşlar gelerek şunları anlatmıştı:
“Bir tarihte, sokağa atılmış bir kedi yavrusu buldum. Temizleyip beslerken zaman içinde gelişti, doğum yaptı, bir iken iki ve birkaç yılda sayıları yediye ulaştı… Bu arada her gün hanımefendi ile kedi yüzünden münakaşalarımız oluyordu... Ama bir gün yine bu kediler yüzünden münakaşanın dozunu kaçırdık. Kedilerin yedisi de yan yana oturmuş bizi izliyorlardı. Tam münakaşanın en şiddetli yerinde hepsi peş peşe evi terk edip çıkıp gittiler ve bir daha da eve gelmediler. Belli ki hissetme dilini biliyorlardı… Bu durumu bir yakınıma anlattığımda o da bana şunları anlattı: Biz münakaşa edersek kedimiz tırnaklarıyla koltuklarımızı parçalamaya çalışıyor ta ki münakaşayı kesene kadar!..”
Bu evcil hayvanlara karşı sorumluluklarımız var, mesuliyetlerimiz var. Ama biz onları evcilleştiriyoruz derken belki de yaptığımız aşırı himaye ile onların reflekslerini köreltiyoruz. Tehlikelere karşı savunmasız kalıyorlar.
Bundan bir süre önce yine böyle aynı tedarikle yuvadan düşen bir güvercin yavrusunu evcilleştirdim. Yemekte masamda benimle birlikte besleniyor, dışarıda beni takip ediyordu. Ama onun o gezisinde ben tedbirli olmadığım için güvercin bir kedinin hışmına uğradı ve kedilere yem oldu. İçsel bilincimiz geliştikçe değiştikçe davranışlarımız da değişir. Dünya için hüzünlenmez, acılar bize yabancılaşır. Öfke keder düş kırıklığı, kurnazlık tüm bu duygular ağırdır. Bu duyguları def etsek bile yeter…
Kızgın bir insanın evcil hayvan beslediği görülmemiştir. Gidişatımızdan haberdar olmamak ise en büyük tehlikemiz…
         Mustafa Ali Mahdum
 
 
 
ŞİİR
 
         Az sevmedim seni
 
                           -Sevgili eşime-
Sen üzülünce ben acı çekerim,
Mum gibi eririm, yere çökerim,
Yürümez ayağım, gitmez tekerim,
Anan babandan az sevmedim seni.
 
Damarlarımdaki kanımsın sanki
Hem sağ hem sol yanımsın sanki
Etle tırnak ne ki, canımsın sanki
Anam babamdan az sevmedim seni.
 
Nöbetçi Şair der, sensiz duramam
Sen ol yeter, ekmek ve aş aramam
O kalbini hiçbir zaman kıramam,
Anan babandan az sevmedim seni.
 
         Nöbetçi Şair (Şahin Ertürk)
 
 
SAĞLIK OLSUN
 
Kronik Yorgunluk Sendromu: Bu tür şikâyeti olanlar etraflıca dinlenilmeli ve teşhiste yanılmamaya özen gösterilmelidir. Örneğin hastanın çocukluğundan bu yana yaşadığı ortamı, iş ve sosyal hayatını vb. mümkünse detaylarıyla öğrenmelidir.
Kronik yorgunluk teşhisi için hastada şu ve benzeri sorulara cevap aranmalıdır: *Günde kaç saat uyuyor? *Uyandığında kendini dinç hissediyor mu? *Sık sık grip veya nezle oluyor mu? *Bağırsakları düzenli çalışıyor mu? *Bağırsaklarda gaz, şişkinlik, kabızlık vb. var mı? *Kendine ne kadar vakit ayırabiliyor? *Düzenli işi var mı? *İşinden memnun mu? *Tatile, eğlenceye vb. zaman ayırabiliyor mu? *Gelecekten umutlu mu? *İçinde yaşadığı topluma uyum sağlayabiliyor mu? *Daha çok yalnızlığı mı tercih ediyor? *Hayatından memnun mu? *İlaç kullanıyor mu? *Daha önce önemli bir rahatsızlık geçirmiş mi? *Troid hormonları düzenli çalışıyor mu?..
Teşhis konulmadan evvel tahlil ve tetkiklerle birlikte bu ve benzeri sorulara detaylı cevaplar aranmalıdır. Dr. İsmail Maraş
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
626946 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/626946.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT