BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ISSIZ ADA

ISSIZ ADA

Uzun ve yeşil otların arasından ilerlemeye başladık... Sâlim Amca önde, ben ondan üç metre kadar geride, Piyero da beş metre kadar arkamdan geliyordu. Sâlim Amca, dikkatle yürüyordu. Etrafımızda, Hindistan cevizi ağaçları yükseliyordu...



Ellerinde tüfeklerle ormana daldılar!.. Tüfekleri aldık. Mermileri doldurduk. Sâlim Amca, Hans ve Piyero, benim fişekleri tüfeğe yerleştirmeme bakıyorlardı. Anlaşılan, benim yapıp yapamayacağımı anlamak istiyorlardı. Fakat başarılı olduğumu Hans’ın, yarım yamalak bir Türkçe ile belirttiğini; - Güzel! Güzel! kelimesinden anladım. Sâlim Amca da, birşey söylemeden sırtımı okşadı. Rahat bir nefes aldım. İmtihanı kazanmıştım. Az sonra Sâlim Amca’nın dediği şekilde hareket ettik. Biz ellerimizde tüfeklerle ormana girerken, Turgut ve Muammer de ormanın başladığı yerde kaldılar... Uzun ve yeşil otların arasından ilerlemeye başladık. Sâlim Amca önde, ben ondan üç metre kadar geride, Piyero da beş metre kadar arkamdan geliyordu. Sâlim Amca, dikkatle yürüyordu. Etrafımızda, Hindistan cevizi ağaçları yükseliyordu. Sâhilden yüz-yüzelli metre kadar içeri girmiştik ki, tatlı şırıltılarla akan bir su sesi duyduk. Yaklaşınca, kendine yaptığı bir yatakta neş’eli neş’eli akan suyu ve az ilerisinde billûr gibi kaynağını gördük... Sâlim Amca ellerini yıkadıktan sonra, avuçlarına aldığı sudan içti. “Elhamdülillah!” dedikten sonra da; bize: - Çok tatlı bir su! Hem de buz gibi.. Bakınız, etraf da açık. Emniyetli bir yer.. Gelebilecek, herhangi bir tehlike hemen farkedilebilir. Su da var. Geceyi burada geçirebiliriz. Ne dersiniz? dedi. Bu sözleri bana Türkçe, Piyero’ya da Almanca olarak söylemişti. Piyero, İtalyan olmasına rağmen Almancayı anlıyor ve konuşuyordu. Burayı biz de beğenmiştik. Fikrimizi Sâlim Amca’ya söyleyince: - Peki! dedi. Haydi, siz ikiniz de gidip arkadaşlarınızı ve eşyâları buraya getirin. Ha, unutmayın, sandalları da emniyetli bir yere çekin. Bu çok önemli.. Merak etmemesini söyleyerek, Piyero ile birlikte, arkadaşlarımızın yanına döndük. Sâlim Amca’nın dediği gibi, sandalları emniyetli bir yere çektik. Sonra, tente vazifesini gören branda bezini toplayarak yanımıza aldık. Yiyecekleri omuzlayarak ormana daldık. Sâlim Amca’nın yanına vardığımızda, o, eşyâları bir yere koydurdu. Sonra bizlere: - Çocuklar! dedi. İkindi geçmeden namazlarımızı kılalım. Hemen abdestlerimizi aldık ve Sâlim Amca’nın imâmlığında namazlarımızı kıldık. Daha sonra da, yatacağımız yeri hazırladık. Bir ağaç dibinde yemeklerimizi yedik. Akşam da oturup sohbet etik. Sâlim Amca: - Yarın sabah ilk işimiz, bulunduğumuz bu yeri araştırmak olmalı! dedi. Recep: - Acaba neredeyiz? diye sordu. - Belli değil! diye cevap verdi. Sâlim Amca. İnşâallah yarın yapacağımız keşif seyahati, nasıl bir yerde olduğumuzu belli eder. Altan sordu: - Keşif seyahatine kimler çıkacak? - Ben, Mehmet bir de Recep!.. - Ya biz? - Sizler Hans ve Piyero ile burada kalacaksınız. Onlar tüfek kullanmasını biliyorlar.. Sizin yanınızda kalmaları iyi olur. Mehmet ile ben de, keşif işini yürütürüz. Bu arada sizler de, çevrenizde araştırma yaparsınız ve yiyecek araştırırsınız. Ertesi sabah biz üç kişi keşif için arkadaşlarımızın yanlarından ayrıldık. Sâlim Amca ve benim, ellerimizde birer tüfek vardı. Recep de, elinde bir balta tutuyordu. Onu, ortamıza alacak tarzda, birerle kol şeklinde gidiyorduk. Karşımıza çıkan bir dereyi, güçlükle geçtik. Sâlim Amca, ilerde yıkık bir ağacı göstererek, eğer burada kalacak olursak o ağacı köprü yapabileceğimizi söyledi. Sonra da yüksek bir tepeyi işâret ederek: - Çocuklar oraya çıkalım ve etrafı onun üzerinden tetkik edelim! dedi. Çevremizde, o tepeden yüksek başka yer gözükmüyor. İki saat kadar sonra gördüğümüz o tepenin ancak yamaçlarına yaklaşabilmiştik. Bir ağacın gölgesinde bir müddet mola verip dinlendik. * DEVAMI YARIN Yazan: AHMET YILMAZ
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT