BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KOCA YUSUF

KOCA YUSUF

Ahmed pehlivan, bu kadar büyük bir nimete kavuşup bu kadar kolay nasıl elden kaçırmıştı? -Efendim. Amed, büle bi yardıma niçin kavuştu, bu kada kulay elinden nası kaçırdı? Cüce gülümsedi: -Büüle bir suali bekliyerdim. Niçin büüle bir yardıma kavuştu? Güleşi çok seviyerdi, güreşi çok istiyerdi. Bu istende samimiydi ve içbi dünya menfaati düşüncesi yuktu.



Ahmed pehlivan, bu kadar büyük bir nimete kavuşup bu kadar kolay nasıl elden kaçırmıştı? -Efendim. Amed, büle bi yardıma niçin kavuştu, bu kada kulay elinden nası kaçırdı? Cüce gülümsedi: -Büüle bir suali bekliyerdim. Niçin büüle bir yardıma kavuştu? Güleşi çok seviyerdi, güreşi çok istiyerdi. Bu istende samimiydi ve içbi dünya menfaati düşüncesi yuktu. Bu sebeple kavuştu. Bu kadaa çabuk kaybetmesine gelince... Kendisine verilen bir emanetti. Kendisine güzüken Hızır’dı. Hızır, “Sır saklaa mısın?” diye sual ittiinde, Ahmed, belki de farkında olmadan büyüklenerek, “Ser verir, sır veemeyiz” dedi. İlk imtanda da sırrını açık etti, böylece nimet elden gitti. Cüce, konuşmasını bitirdikten sonra, ikisi de bir müddet sessiz kaldılar. Yusuf, Ahmed’e üzülmüştü. Sanki imtihanı kaybeden kendisiydi. Cüce ise sorması gerekip de, soramadığının derdindeydi. Ama sormaya mecburdu ve sordu. -Yusuf Pelvan. İnşaallah, sen emanete saap çıkaa, sana açılan sırları Hocan İsmayıl Pelivan ariç kimseye açmazsın. Ne dersin? Cüce, merakla Yusuf’un vereceği cevabı bekliyordu. Ya Yusuf da Ahmed gibi cevap verirse. -İnşallah efendim. Yüce Rabbim, emanete saap çıkmayı, sırrı saklamayı ihsan idee. Cüce’nin yüzü aydınlandı. Yusuf, korktuğu cevabı vermemiş, “Canımı verir, sırrımı vermem” gibi iddialı konuşmamış, Rabbine sığınmıştı. -Yine kazandın, Yusuf, inşaallah, son nefesde de kazanan sen ulursun. Yusuf, hemen, “Amin” diyerek duaya iştirak etti. Ama merak etmişti. -Efendim, niyi kazandım? Cüce, Yusuf’un sırtına bir şaplak patlattı. -Amed’in kaybettii yerde sen kazandın. Sır saklama kunusunda, iddialı konuşmayıp, inşaallah, didin. Ayat, baştan başa imtandır. Son imtan da, son nefesdedir. En büük imtan da udur, çünkü dünüşü yoktur. Neyse, lafı daa fazla uzatmayaam. Seen için yorucu bi gün olcak. zannedeüsem, sevinçli aberi veemek, kıspet giyme imtanını kazandıını bildirmek için küve gitceen. Çavuş Nine’ne selam süle. Sivastopal’da, çeşme başındaki cüce deesen, o annaa. Adi baa müsaade. Kal salıcakla... Yusuf, hızla uzaklaşan Cüce’nin arkasından baka kaldı. Cüce, koca kayanın arkasında kaybolmuştu. Yusuf’un Cüce’ye soracağı çok şeyler vardı. “Bekle” diye seslenerek arkasından koştu. Kayayı döndü. Ama kimse yoktu. Kaya’dan dergaha kadar uzanan yolda kimseler gözükmüyordu. Cüce, geldiği gibi kaybolmuştu. Birden bire gelmiş, birden bire de kaybolmuştu. Yusuf, şaşkındı, senelere sığmayacak şeyleri son 24 saatte yaşamıştı, yerine döndü. Son 24 saatte başına gelenleri düşündü. Öyle şeyler yaşamış, öyle şeylere şahit olmuştu ki, bir ömre sığmazdı. Sırtına nice ağır yükler konmuştu. Demir Baba’nın ve Cüce’nin söyledikleri... “Güle üç defa yenilince gerçek pehlivan olmak” ne demekti? ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT