BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Seyyid Mazhar-ı Can-ı Canan

Seyyid Mazhar-ı Can-ı Canan

Evliyanın büyüklerinden. İnsanları Hakka davet eden, doğru yolu göstererek hakiki saadete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i aliyye” denilen alim ve velilerin meşhurlarındandır. Babası Mirza Can’ın ismine izafeten Can-ı Canan denilmiştir.



Evliyanın büyüklerinden. İnsanları Hakka davet eden, doğru yolu göstererek hakiki saadete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i aliyye” denilen alim ve velilerin meşhurlarındandır. Babası Mirza Can’ın ismine izafeten Can-ı Canan denilmiştir. Zeka ve anlayışının parlaklığını gören firaset erbabı, onun yüksek bir yaratılışa sahip olduğunu söylerlerdi. Kendisi şöyle demiştir: Çocukluğumda İbrahim aleyhisselamı rüyamda görüp, çok iltifat ve ihsanlarına kavuştum. Çocukken Hz. Ebu Bekr’i ne zaman hatırlayıp ismini ansam, mübarek sureti karşıma çıkardı. Ruhaniyetini gözümle görürdüm. Bana çok iltifatta bulunurdu. Yine ben çocukken, bir kimse babamla konuşuyordu. İmam-ı Rabbani hazretlerinden bahsettiler. Ben o anda İmam-ı Rabbani hazretlerinin ruhaniyetini gördüm. Bana oradan kalkmam için işaret etti. Bu hali babama söyleyince; “Anlaşıldı ki, sen onların yolundan istifade edeceksin.” dedi. Tasavvuf yoluna girmek için Seyyid Nur Muhammed Bedayuni’nin huzuruna gittim. Mübarek yüzünü görünce marifet sahibi bir zat olduğunu anladım. Sünnete son derece bağlı, dinin emirlerine tam uyan, yüksek ahlak sahibi bir zat idi. Sohbeti kalbe safa veriyor, cana can katıyordu. İyice anlaşılmıştı ki, arayanlar maksada onun huzurunda kavuşuyor, ölmüş kalb onun huzurunda dirilip itminana eriyor. Hakka kavuşmak orada müyesser oluyordu. Beni talebeliğe kabul etmesini arz edince, istiharesiz talebe kabul etmediği halde beni derhal kabul etti. Feyizleri o kadar bereketli ve tesirli idi ki, bir teveccüh ile talebesinin kalbi zikretmeye başlardı. Ona talebe olup feyizlerine kavuşunca gönlüm aydınlandı. Allahü teâlâ bize en olgun aklı, doğru ve keskin görüşü ihsan etti. Bende öyle bir hal hasıl oldu ki, bir bakışla herkesin ne olduğunu ve kalbindekini anlardım. Hatta Cennetlik veya Cehennemlik olduğunu, alınlarından okurdum. Hangi nimete kavuşmuşsam, hocalarıma olan sevgim sebebiyle kavuştum. Kulun amelleri nedir ki, Allahü teâlânın rızasına kavuştursun! Fakat Allahü teâlânın rızasına kavuşmuş ve makbul kullarından olan zatları sevmek, Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için en kuvvetli vasıtadır. Tasavvufta Müceddidiyye yolunda yüksek derecelere kavuştu. Ayrıca Kadiriyye, Çeştiyye, Sühreverdiyye ve Kübreviyye yollarından da icazet aldı. Zahiri ve batıni ilimleri öğrendikten sonra insanları irşada ve doğru yolu anlatmaya başladı. Derslerine, sohbetlerine alimler, amirler, veliler ve halk devam edip ondan feyiz aldılar. Senaullah Pani-püti, Seyyid Abdullah Dehlevi gibi büyük alimler ve veliler yetiştirdi. Bir fahişenin kabri yanına oturup kabre teveccüh eyledi. “Bu mezarda Cehennem ateşi var. Kadının imanlı olmasında şüphe ediyorum. Ruhuna hatm-i tehlil, yani yetmiş bin Kelime-i tevhid sevabı bağışlayacağım. İmanı varsa affolur.” buyurdu. Hatm-i tehlilin sevabını bağışladıktan sonra; “Elhamdülillah, imanı varmış. Kelime-i tayyibe, tesirini gösterip azaptan kurtuldu” buyurdu. Hadis-i şerifte ise, (Bir kimse, kendisi veya başkası için yetmiş bin adet Kelime-i tevhid okursa, günahları affolur) buyruldu. (Makamat-ı Mazheriyye) Moğol ve mecusi kişilerce bıçaklanarak şehit edildi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT