BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu Kabine’de bulunmamak bir nimettir

Bu Kabine’de bulunmamak bir nimettir

ANAP’ın 2. adamı Erkan Mumcu, ilginç açıklamalarda bulundu. “Kaybedecek bir şeyim yok. Ne bir şirketin ne de bir ailenin siyasetçisiyim” diyen Mumcu, şunları söyledi: “Kimseden korkmuyorum. Bu Kabine’de olmamak benim için bir nimettir. Türkiye’nin sorunu yönetimdir. Türk siyaseti kendini yenilemiyor ki, ülkeyi yenileyebilsin?”



ANKARA - ANAP Genel Başkan Vekili Erkan Mumcu Türkiye’nin sorunlarının siyasi olduğunu ve siyasilerin çözmesi gerektiğini söyledi. Milli ve manevi değerlerin siyasete alet edilmesine karşı olduğunu belirten Mumcu, uyum yasaları konusunda MHP ile yaşanan sıkıntının büyütülecek bir sıkıntı olmadığını vurgularak, “Sonuçta Türkiye, milletimiz kazanmıştır” dedi. Siyasete kimsenin himayesinde girmediğini hatırlatan Mumcu, “Konuşmaktan korkmuyorum. Doğruyu söylemekten kimseye kötülük gelmez” dedi. Siyasi İşler ve Koordinasyondan Sorumlu Genel Başkan Vekili Erkan Mumcu, İhlas Medya Grubu Başkanı ve gazetemizin Ankara Temsilcisi Nuri Elibol’un Türkiye’nin gündemine ilişkin sorularını cevapladı. Elibol: Uyum yasaları konusunda ortağınız MHP ile sıkıntı yaşandı. Bu sıkıntı koalisyonu etkiler mi? Mumcu: Meseleyi uyumsuzluk olarak görmemek lazım. Zaten Bahçeli de açıklamada hükümetin ayrı Meclis’in ayrı şeyler olduğunu, bunları birbirine karıştırmamak lazım geldiğini söyledi. Bence söylediği doğrudur. Elibol: Uyum Yasası tartışmasında MHP mi galip geldi ANAP mı? Mumcu: Şimdi bu konuları 1-0 mağlup 1-0 galip olarak almamak lazım. Önemli bir şey yok sonuçta bu Meclis milletin Meclisi’dir. Asıl olan Meclis’in kurumsal Anayasal varlığıdır. Manevi şahsiyetidir. Meclis’te milleti temsil eden milletvekillerin çok büyük çoğunluğunun katılımıyla bu yasalaştırılmıştır. Dolayısıyla herhangi bir partinin merceğinden bakarak anayasal bir süreci bir uzlaşmazlık süreci gibi algılamak ya da takdim etmek doğru değil. MHP zirvede varılan mutabakattan sonra değişiklik talep edilmesini uygun bulmamıştır. Buna ilişkin itirazını dile getirmiştir. Böyle bir hakkı siyasi partilerin hükümet ortaklarının her zaman var. Sonuçta tasarının kanunlaştığı biçim tek başına DSP’nin ya da ANAP’ın istediği bir şey değil. Ortaya herkesin kabul edebileceği kamu vicdanının kabul edeceği olumlu bir yasa çıkmıştır diye düşünüyorum. ‘Koalisyon kültürüne uyduk’ Elibol: Bahçeli konuyu etik açıdan doğru bulmadığı için itiraz ediyor? Mutabakat sağlanan bir konunun yeniden görüşülmesi doğru mu? Mumcu: Başka bir siyasi partinin kararına müdahale etmek istemiyorum. Ama parti grupları kendi içinde tartışmaları tamamladıktan sonra liderleri aracılığıyla bunu hükümete götürmeli. Ancak biz biliyoruz ki Türkiye ‘de bu süreç böyle işlemiyor. Anavatan Partisi grubu genel affa kesinlikle karşıydı. Ama hükümet ortaklarının istekleri ağır geldi. Koalisyon kültürüne uygun davrandık. Destek verdik. Ama Genel Kurul’da arkadaşlarımızı bağlayıcı bir karar vermedik. Hükümet tasarısı üretirken böyle bir koalisyon adabına uygun davranma zaruriyeti vardır. Ancak bunu milletvekillerinin iradesi üzerinde bir ipotekmiş gibi görmek ya da geliştirmek demokrasi kültür ile bağdaşmaz. öyle ya da böyle Parti gruplarında görüşülmüş ya da görüşülmemiş, asıl olan yapılan işin doğru olup olmadığıdır. Asıl olan niyettir. Bu girişim kimseyi rencide etmeye ya da kimsenin iradesini geçersiz kılmaya yönelik bir girişim değil. Sonuçta biz bir yasa çıkarıyoruz. Bu yasa bir toplumun hayatında on yıllarca cari olacak. Bir kişi ya da yüz kişi ya da yüz bin kişi yanlış yapılan bir işten mağdur olursa bunun ahlakı ve vicdan bir sorumluluğu vardır. Sonuçta hiç kimse kaybetmiş değil. Herkes kazandı. Parlamentomuz, Meclisimiz, milletimiz kazandı. Milletin kamu vicdanına uygun, adalet anlayışına uygun bir kanun çıkarılmış oldu. Asıl olan budur.. Ama üç liderin bir araya gelerek vardıkları mutabakatın her koşulda mükemmel olduğunu ifade etmek mümkün değildir. Bu akla aykırıdır. Bu mutabakata ilişkin bir itiraz ifade etmek de bu hükümete sabotaj değildir. Sonuçta herkes hata yapabilir. Önemli olan hatadan dönebilmektedir dönerken de daha doğrusunu daha iyisini yaparak toplumu memnun edebilmektir.M illetin bizden beklediği yanlış yaptıysan düzelt ve daha iyisini yap. Elibol: Milli meselelerde, ülkenin bölünmez bütünlüğü konusunda MHP kadar hassas mısınız? Yoksa gözardı mı ediyorsunuz? Mumcu: Ben ne CHP’ye mensup bir arkadaşımın ne DYP’ye mensup bir arkadaşımın ya da bu partilere oy veren insanların milli meselelerde duyarlılıklarında benden daha geride ya da benden daha farklı bir konumda olduklarını ifade etme hakkını kendimde görmüyorum. Bu değerlerin malzeme edilmesinin Türkiye’nin başına neler açtığını hep beraber geçmişten biliyoruz. Elibol: Demokrasinin önündeki bütün engellerin kaldırılması konusunda son iki yıldır çok yüksek perdeden sözler söylüyorsunuz.Herkesin kenarından geçtiği konulara bulaşıyorsunuz. Korkmuyor musunuz? Kime güveniyorsunuz? Mumcu: Aslında yüksek perdeden sözler söylemiyorum. Son derece normal tabii şeyler hakkında konuşuyorum. Ve son derece rutin bir biçimde ifade ediyorum. Fakat Türk siyasetinin yapılanma biçiminde bu tür alışkanlıklar olmadığı için benim konuşmalarım bir yüksek perdeden söyleyiş gibi algılanıyor. Korkmak için bir neden görmüyorum, ancak kaybedecek bir şeyi olanlar korkarlar, doğruyu söylemekten kimseye kötülük gelmez. Ne geçmişte, ne de bugün, hiç kimse tarafından himaye edilen bir siyasetçi olmadım. Ne geçmişte ne bugün ne bir şahıs, ne bir şirket, ne bir aile, ne bir sülale hiç kimsenin özel bir suretle himaye ettiği ya da himayesine girmiş bir siyasetçi olmadım .Arkamda bana göre bir tek güç var, İsparta halkının bana olan, sevgisi ve güveni. Şu an Kabine’de değilim. Kabine’de olsaydım bu fırsatım olacak mıydı? Kabinede olmamak benim için nimettir. Bir fırsattır. Elibol: Çözüm için yeniden yapılanma adı altında kaleme aldığınız bir öneriler paketi var. Bu paket şahsi öneriler mi yoksa partinin bir çalışması mı? Mumcu : Bu tabi ki partinin resmi bir belgesi. Ve partinin birikimlerinden büyük ölçüde yararlanılarak oluşturulmuş bir çalışma, ancak bu benim tasarladığım bir süreç, yani il başkanları, grup üyeleri, milletvekilleri ve başkanlık divanı ile merkez karar ile toplanarak ve bu süreçlerden bu sonuca ulaşmak başından beri benim tasarladığım, nihai olarak da benim kaleme aldığım bir belge. Şimdi bunu incelediğimizde yeni unsurlar da var. 1983’ten bu yana Anavatan partisinid birikimleri var olduğu gibi yeni oluşumlar da var. Elibol: Sorunların kaynağı ne? Mumcu: Türkiye’nin sorunu yönetilme biçimiyle ilgilidir. Sorunların kaynağı gerçekten siyasidir. Çözümü de siyasi olmalıdır. Türk siyaseti kendini yenileyemiyor ki ülkeyi yenilesin. Bana söyleyin Türk siyasetinde ne yeni? Elibol: Akbulut’un istifasını nasıl karşılıyorsunuz? Mumcu: Üzüntü ile karşıladım. Eğer sorunları parti içinde tartışmış olsaydık, bir fikir sahibi olurduk. Kendisi partiyle sembolleşmiş bir insandı. Sebeplerini bizimle paylaşmadan partiden ayrılmış olması bizim acımızdan üzüntü vericidir. İnşallah kendisi için milletimiz için hayırlı olur. Ama istifasının sebebini bilmek isterdim. Elibol : Siyasi partilerin seffaflaşması, delege sisteminin değişimi, partilerin demokratik ve açık bir yapıya sahip hale gelmesi gibi , olmazsa olmaz kurallar ortaya koymuşsunuz. ANAP’ta bu ortam yakalanabildi mi? Mumcu: Kesinlikle tabi güven yaratmanın ilk yolu, güven yaratmayı isteyen kendi eylemini kendi yerine getirir. Eğer ortada güven yoksa, güven yaratmak istiyorsanız yapacağınız şey, kendimizden başlamak. Elibol: Devlet ekonomik hayattan tamamen çekildiğinde partinizin milletvekili adayı bulabileceğinize inanıyor musunuz? Mumcu: Tabii ki hem daha iyi ve nitelikli adaylar bütün siyasi partilere başvuracaklardır. O zaman Türkiye’nin birikimini tamamen özümsemiş gerçekten bu işi ülkeyi ileriye götürmek işi olarak gören insanların siyasette kendilerine yer bulma imkanı olur. Eğer siyasette kamu kaynaklarından bir biçimde şahsi menfaatler için yararlanmak için kimseler varsa bunların bugünkü siyasette yarattıkları kötü rekabet bir çok iyi insanın nitelikli insanın ülkeye katkı sağlamasının önünü kesmiş olursunuz. Bu kaynağı kaldırdığınız zaman kamu kaynaklarında içraatı ve bunu da elde etmek için siyaseti kullananlar artık kendilerine siyasetten başka bir iş bulsunlar ticaret yapsınlar. Türkiye ‘nin sorunu yönetimine ilişkindir. Bir Türkiye’yi yönetenlere iki Türkiye’nin yönetilme biçimine ilişkindir. Sisteme ilişkindir. Bazıları bunu 80 öncesinin kavramlarıyla bir düzen kurdu dana doğrusu bir rejim sorunu olarak algılıyorlar. Burada bir rejim sorunundan ziyade bütün elementleri ile entegre ve işleyen bir mekanizmanın var olup olmaması ve bu mekanizmanın verimli olup olmadığı sorunu öncelikli ortada işleyen bir mekanizma yok .Birşeyin verimli olmasiı için işliyor olması gerekir. Ne işleyen bir mekanizma var ne de bu verimlilik. Bunun yanı sıra böyle bir atıl mekanizma ile ortaya çıkan verimsizlik , bir taraftan ülkenin kaynaklarını israf ederek ülkeyi yoksulluğa sürüklerken diğer taraftan da kendine bir iç mantığı olmaması dolayısıyla uzman bilgili, üretken bir kadroyu da yaşatmamaktadır. ‘Sorunların kaynağı siyasi’ Elibol: Siyasiler mi sorunun kaynağı? Mumcu: Türkiye’nin sorunların kaynağı gerçekten siyasidir. Çözümü de siyasi olmalıdır. Çünkü siyasal sistem sistem kuran sistemdir. Nasıl fabrika kuran fabrikalar varsa .Türkiye siyasi partiler kanununu, seçim kanununu anayasa ve yasalar siyasal alanları çözümleyen bir anlayışla değişmeli.O imkan yok. Türk siyaseti kendini yenileyemiyor ki ülkeyi yenilesinÖBana söyleyin Türk siyasetinde ne yeni? Neyin yeni olduğunu söyleyeyim bizim bugün söylediklerimizi prens sabahattin söylüyordu Türkiye’nin sıçma dönemlerine bakın nerede nasıl sıçradığını göreceksiniz. Türkiye’nin nerede nasıl zenginleştiğini göreceksiniz. Anavatan partisi eğer 1983’de bir birim aldığı GSMH’yı 1991 iki katından fazla temin ettiyse bunun şakası yoktur. Bu yalan değildir. Ben bunu parti methiyesi yapmak için söylemiyorum. Bunun arkasında bir şey olmalı. GSMH 8 yıllık bir süreç içerisinde iki katından daha fazla büyüten bir sürecin iyi irdelenmesi lazım. Ne yapmıştı. Prens Sabahattin’in söylediğini yapmıştı. Türkiye zaten bu konuda direniyor. Direndikçe de kaybediyor. Dolayısıyla bene yeni bir şey söylemiyorum . Bu ülkenin 100 yıldır direndiği direndikçe de kaybettiği bu hususa işaret ediyorum. Elibol:Akbulut’un istifasını nasıl karşılıyorsunuz? Mumcu: Üzüntü ile karşıladım.Eğer sorunları parti içinde tartışmış olsaydık:Bir fikir sahibi olurduk.Kendisi partiyle sembolleşmiş partinin genel başkanlığını yapmış meclis başkanlığını yapmış ,başbakanlık yapmış bir insan.Böyle bir süreç yaşanmadan partiden uzaklaşmış olması sebeplerini bizimle paylaşmadan partiden ayrılmış olması bizim acımızdan üzüntü vericidir.İnşallah kendisi için milletimiz için hayırlı olur.Ama istifasının sebebini bilmek isterdim.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT