BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Bakmadan geç’meee

‘Bakmadan geç’meee

Kurbanlıkların boğazına henüz bıçak dayanmadı. Ancak, kurbanlık hayvan satıcılarının boğazını sıkan sıkana. Müşterinin yetersizliği bir yana başta belediyeler olmak üzere her eline makbuz alan satıcının karşına dikiliyor.



İSTANBUL - Her Kurban Bayramı öncesinde İstanbul kısa bir süreliğine de olsa Türkiye’nin en büyük köyü haline gelirken TV ve gazeteler sözde ‘kurban profesörleri’nin nutuk alanına dönüyor. Kurban kesilsin mi kesilmesin mi? tartışmalarının gölgesinde kalan Kurban pazarlarında ise apayrı bir dünya yaşanıyor... İstanbul’un birçok yerine kurulan kurban satış yerlerinde ise “Burası Türkiye” dedirtecek türden vakıalara rastlamak mümkün. Tıpkı Zeytinburnu Kazlıçeşme Kurban Satış Yeri’nde olduğu gibi... Bir alıcı gibi dolaştığımız Kazlıçeşme’de birbirinden ilginç izlenimler edindik. Memleket neresi hemşehrim? İstisnasız bütün çadırlarda; “Bayburtlu Cemal”, Kastamonulu Hasan”, “Reşadiyeli İrfan” gibi memleket isimleri yazıyor. İnsanların memleketlerinin hayvan pazarında işe yaradığı tek yer Türkiye olduğu gibi bir düşünceye kapılıyoruz. Ancak bunu çadıra müşteri çekmek için yaptıklarını geçte olsa anlıyoruz. Kimlik soran yok, gerçi bizimde kurban alacağımız yok ya varsın olsun deyip Kastamonulu Orhan amcanın çadırına kapağı atıyoruz. “Ooo hemşehrim” diye başlayan koyu bir muhabbetin ortasında buluyoruz kendimizi. Az buçuk memleketten adres soruyorlar, adres malum her yerde mutlaka var olan Ziraat Bankası’nın karşısındaki sokak. Söz Hacı Nuri’nin, vefatından açılıyor. Rahmetliye birer fatiha okuyup konuyu değiştiriyoruz. Makbuz üstüne makbuz Ne de olsa hemşehrimiz. Biz de gazeteciyiz. Hemşehri dert dinlemeli elbet. Ve Orhan amca biraz ciddileşerek anlatmaya başlıyor; “Yav gardaşım! Bunları mutlaka yazın altı üstü getirdiğimiz 19 tosun. Ama çektiklerimizi bir biz biliriz bir de Allah. Kastamonu’da kurbanlık götüreceğiz diye Tarım İl Müdürlüğü’ne müracaat ettik. Tosunların kulaklarına birer küpe takıp ‘Ver 30 milyon’ dediler. Neymiş, ‘baytariye parası’. Ne sağlık kontrolü ne aşı, hiç bir şey yok. Bir kamyon kiraladık, 700 milyon. Düştük yollara... Bolu’ya gelirken yolda çevirdiler, ‘evraklarınızı görelim’ deyip 15 milyon aldılar. İnanır mısınız tosunları bile görmediler. Köprünün girişine geldik bu kez 10 milyon ‘ayakbastı parası’ aldılar. Pazara girdiğimizde derin bir ‘oh’ çektik. Ama nafileymiş. Bu kez pazarda yer yok. Yav pazar boş pazarda yer bitmiş. Aracıları (karaborsacıları) bulduk. 300 milyonluk çadır yerini 350 milyona zor tuttuk. Burada su yok, tuvalet yok. Hayvanlara içirdiğimiz üç öğün su için de tankerlere her gün 9 milyon para ödüyoruz. Tabii eline makbuz alan arada bir uğruyor. Daha bir saat önce maliyeciler geldi. 10 milyon da onlar aldı gitti.” Orhan amcanın gösterdiği para makbuzlarından “Büyükçekmece İlçe Tarım Müdürlüğü Çalışanları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği” yazılı olanına niye para ödediğini sorduğumuzda, “İstediler ödedim” diyor. “İyi de amca burası Zeytinburnu” deyince, “Valla o kadar çok dolaşan var ki, insana nerede olduğunu bile unutturuyorlar” diyor. Mankenler benim çadırda Orhan amcayla sohbet ederken yan çadırdan Bayburtlu Abbas amca geliyor. Fotoğraf makinalarını da görünce, “Gençler yanlış çadırdasınız. Mankenler benim çadırda” diyerek çeke çeke bizi çadırına götürüyor. “Hayvanın resmini çekipte ne olacak? Üstelik biz paparazzi bile değiliz” diyoruz ama nafile, dinleyen kim? Girer girmez bir tosunun boynuna sarılıp bize poz veriyor. “Yav boynuz atacak değmez” diyoruz, dinlemiyor. Ama çok geçmeden niyeti anlaşılıyor. Meğerse TV’lerden “Kurbanlarınızı son güne kadar almayın” şeklindeki habere kafası bozulmuş acısını bizden çıkaracak. Yani bir nevi yayınlanan habere dolaylı tekzip yapacak. “Bu sene mal az, geçen sene gibi değil. Alan aldı, almayan yandı. Bakın milletin vebaline girmeyin kurban kalmaz sonra” Abbas amcanın son derece yüksek volumlü sözlerine Reşadiyeli Hasan da ortak çıkıyor. 15 milyar zarar “Körler sağırlar birbirini ağırlar” siz de birbirinizi dolduruşa getirmeyin diyerek alıcılar lehine iskonto yaptıralım istiyoruz. Ama Reşadiyeli Hasan sanki hemen alacakmışız da pazarlıkta anlaşamıyormuşuz gibi ayak diretiyor. “Kesinlikle vermem. Geçen sene onun acısını yaşadım” diyerek ısrarlarını sürdürüyor. “Sizin yüzünüzden geçtiğimiz yıl burada 30 tane tosunu 15 milyar zararla sattım. Bu sene 700’den aşağı tosun yok” şeklinde çıkışıyor. Bu arada bize gazetecilik dersi vermeyi de ihmal etmiyor, “Geçen sene yemin torbası 3 milyondu, şimdi 12 milyon. Geçen sene en iyi tosun 1 milyar 600 idi şimdi yine aynı. Siz gidin bunları yazın.” Reşadiyeli Hasan bizi uğurlarken siyasilere mesaj vermeyi de ihmal edmiyor: “Her Kurban Bayramı’nda bizim köyden 40 kamyon çıkardı. Ancak bu sene 10 kamyon ancak çıkabildi. Seneye o da kalmayabilir.” Tosun marka parfümler! 19 tane tosunun olduğu çadırda burunlarımızı ovuşturduğumuzu farkeden Orhan amca,”Size bir çay yapalım” diyerek yanındaki gence talimat veriyor. Orhan amcaya “Burada mı kalıyorsunuz?” diyerek takılıyoruz. Ama adamcığaz hazır cevap, “Tabii şu anda içinde bulunduğunuz kral dairesinde kalıyoruz” diyerek espriyi patlatıyor. “Yataklar da gördüğünüz şu ot çuvalları. İsterseniz misafirimiz olun” diyor. Eliyle iki sıra çuval dizili köşeyi işaret eden müstakbel hemşehrimiz “Orası olmaz. Bizim dedenin yerine göz dikmeyin. Olmadı bizim gibi bir kenara kıvrılıverirsiniz” şeklinde takılıyor. Tosun marka parfümleri bol bol teneffüs ettiğimiz çadırdaki sohbet ilerlerken , kararmış demlikler ve kriminalcilere mesai harcatmayacak kadar parmak izine sahip bardaklar diziliyor önümüze. Mesele işten güçten açılınca Orhan amcanın da ağzı açılıyor. İstanbul’da ortalama kurbanlık fiyatları Büyükbaş : 500 milyon - 1milyar 600 milyon TL Küçükbaş (Koç) : 70 milyon - 240 milyon TL Küçükbaş (Keçi): 100 milyon - 200 milyon TL
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT