BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Sanki kötü bir haber verecekmiş gibi Nihat’ın ses tonu da normal değildi. Birbirlerinin hatırlarını sorduktan sonra Nihat esas konuya girdi. - Lâle eve geldi mi?



“Lütfen oraya yalnız gitme!” Sanki kötü bir haber verecekmiş gibi Nihat’ın ses tonu da normal değildi. Birbirlerinin hatırlarını sorduktan sonra Nihat esas konuya girdi. - Lâle eve geldi mi? - Hayır. - Tahmin etmiştim. - Neler oluyor? - Okul çıkışında onu Sarı Tilki ile birlikte gördüm. - Tanımıyorum. - Okuldaki uyuşturucu bağımlıları onu iyi tanıyor. - Böyle bir konuda şaka yapıyor olamazsın? - Kesinlikle şaka yapmıyorum. - Nereye gittiler? - Onların ekibi ve gidecekleri yer belli. Lâleli’de Bulut Cafe’ye takılıyorlar. Sabiha, oraya sakın yalnız gitmeye kalkma. Babasını ara, polise haber versin. - Beni Cüneyt Arkın’ın “Dünyaya Meydan Okuyan Adam”ıyla karıştırma. Silvester Stallone, Jean Clode Wondamme, Arnold Schwarzenegger, Chek Norris de değilim. Zeyna’ya da hiç benzemem. - Sana bir zarar gelsin istemiyorum. Yalvarıyorum lütfen oralara yalnız gitme. - Beni düşündüğüne sevindim. Görüşürüz. Telefonu kapattı. Tekrar açıp Necip Bey’i aradı. Yerinde bulamayınca ne yapacağına karar veremedi. Salonda şaşkın birkaç tur attı. Büroyu tekrar aradı. Telefonda karşısına çıkan İhsan’a Lâleli’deki cafenin ismini ve Lâle’yi bulmak için oraya gittiğini söyleyip kapattı. Üzerini giyindi. Kapıdan çıkmak üzereyken telefon çaldı. Açtı. İhsan arıyordu. Sakin olmaya çalışan fakat başaramayan bir ses tonuyla konuşuyordu. - Sabiha hanım, şimdi her şeyi baştan anlatmanızı istiyorum. Lâle’nin Bulut Cafe’de ne işi var? Sen oraya ne için gidiyorsun? Randevu verecek başka yer mi bulamadınız? - Neresi bu Bulut Cafe? - Sen İstanbul’da nereyi biliyorsun ki ona göre tarif edeyim. Orası pembe alemcilerin yeri, tek başına gidilir mi? Ateş olsan nereyi yakarsın? Sabiha bağırdı. - İhsan, vakit kaybediyoruz! - Bana bak, şimdi beni iyi dinle. Lâle’nin gerçekten orada olup olmadığını bilmiyoruz. Hemen bir taksiye atlayıp buraya gel. Ben de bu arada cep telefonundan Necip Bey’e ulaşayım. Şu anda yakın bir sanat merkezinde bir hat sergisinin açılışına gitti. Sizler gelinceye kadar ben arkadaşlardan birinin arabasını ayarlarım. - Tamam ben çıkıyorum. - Sakın geç kalma. Genç kız merdivenleri koşarak indi. Taksi aradı. Bulamayınca caddeye kadar koştu. Taksi durağının en ön sırasındaki taksiye bindi. Şoföre gideceği yeri söyledi. Hareket ettiler. Stüdyoya varmaları on beş dakikayı buldu. Taksiyi gönderdikten sonra stüdyonun bahçesine girdi. İhsan onu bekliyordu. Montaj işlemleri için stüdyoya gelen yönetmenlerden birinin arabasını ayarlamıştı. Genç kız ağzını açıp tek kelime söylemeye fırsat bulamadan Necip Bey bahçe kapısının önünde taksiden indi. İhsan’a bağırdı. - Hemen çıkalım! - Abi her şey hazır. Sizin gelmenizi bekliyorduk. Necip Bey kazanın üzerinden geçen onca zamana rağmen henüz tamirden çıkmayan arabasına ve tamircisine öfkelenerek İhsan’ın ayarladığı mavi BMW’ye bindi. Elindeki çantaya uygun bir yer buldu. Arabayı çalıştırdı. İhsan ön, Sabiha arka koltuğa geçti. Hızla hareket ettiler. İkisi de onu daha önce hiç böyle görmemişlerdi. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT