BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Onun da kendisini sevdiğini sanmıştı, Yeliz’in sözleri ümitlendirmişti. Fakat Burçin yine eskisi gibiydi, yine zalimdi. Alaycı bir sesle, “eski arkadaşını hatırladın mı?..” demişti az önce. “Siz onu tanımıyorsunuz, o çok bencildir.” demişti Pervin’e. Eski arkadaş ve bencil...



Burçin’i seviyordu... Mete’nin asabî buhranı devam ediyordu. Bütün vücudu titriyor, dişleri birbirine çarpıyordu. Kalbin atışı daha da hızlanmıştı, kulakları uğulduyordu. Uzandığı kanapeden, pencereye bakıyordu. Tül perdeler dalgalanıyordu rüzgârdan. Baş ağrısı geçmişti biraz uzanınca fakat ruhunu saran acı dinmiyordu. Bu yaranın yeri belli değildi. Derinlerden, çok derinlerden sancıyordu. Hem derin bir acı, hem de hüzün veriyordu. Böyle bir şey başına gelmemişti hiç. Bu duruma düşeceğine asla inanmazdı. Fakat içler acısıydı içinde bulunduğu durum. Burçin’i ilk defa görmüyordu ama şu son günlerde sürekli onunla meşgul olmuştu. Onu düşünmemek elinde değildi. Korkuyordu. Bu korku bütün benliğini sarmış, his dünyasını lime lime etmişti. Onu kaybetmekten, ona kavuşamamaktan korkuyordu. Eğer askere giderse, ona asla kavuşamayacağına, tamamen kaybedeceğine inanıyor, bunun dehşetiyle sarsıntılar geçiriyordu. Ölüm korkusundan sonra en büyük korku, kavuşamamak korkusu muydu? Burçin’i seviyordu. Onun da kendisini sevdiğini sanmıştı, Yeliz’in sözleri ümitlendirmişti. Fakat Burçin yine eskisi gibiydi, yine zalimdi. Alaycı bir sesle, “eski arkadaşını hatırladın mı?..” demişti az önce. “Siz onu tanımıyorsunuz, o çok bencildir.” demişti Pervin’e. Eski arkadaş ve bencil. İkisi de ne kadar soğuk ve ürpertici sözlerdi. Demek onun gözünde Mete “bencil”di ve Burçin sadece eski bir arkadaştı. Oysa ne ümitler beslemişti. Yeliz elindeki beyaz zambağı Mete’ye verirken, sevginiz bu zambak gibi temiz olsun demişti. Mete’nin sevgisi öyleydi ama ya Burçin’in?.. “Ben aşkımı bir başkasına önceden hasrettim” demişti Burçin Süha’ya. Acaba bir başkası kimdi, Mete mi, başkası mı?.. “Ben hiçbir zaman mutlu olamayacağım” demiş Süha’ya, ama bugün gördüğü Burçin, hiç de mutsuz bir kıza benzemiyordu. Aksine çok neşeli, sevinçliydi. Onu bir erkekle gördüğü zaman ne kadar şaşırmış, adını haykırmamak için kendini güç tutmuştu. Burçin de Mete’yi bir kızla görünce şaşırmış gibiydi, belki o da haykırmak istemiş, haykıramamıştı. Burçin’i seviyordu... Bahçedeki kalabalık Mete için oradan buradan işlerini güçlerini bırakarak gelmişti. Halbuki Mete, bugün etrafında gördüğü bütün çehrelere kinliydi. Bu kalabalık esrarengiz bir şekilde Mete’nin kuyusunu kazmak ve kendi tuzaklarına düşürmek için gelmişti. Onlar Mete’ye yabancı geliyordu bugün, en sevdiklerini bile tanıyamıyordu. Mete yerinden kalkıp pencereden dışarıya baktı. Kalabalık kendi âlemindeydi, Mete’yi çoktan unutmuşlardı. Yüreğine daha bir yalnızlık çöreklendi Mete’nin, tekrar kanapeye uzandı. Odanın içi karanlıktı ama pencereden bir parça ışık huzmesi sızıyordu. Tekrar yerinden kalkıp perdeleri çekti, oda tamamen karanlık oldu. Yüzünü ellerinin arasına aldı, gözlerini ovaladı. Tekrar uzanıp, parmaklarını kafasının altında kilitledi. Karanlığı delercesine tavana bakmaya başladı. Dışarıdaki kalabalığın sesi zaman zaman Mete’nin odasına kadar geliyordu. Bugün, Burçin’i göreceği anı ne kadar sabırsızlıkla beklemişti, kendisi için kederli olacağını hayallemiş, bundan biraz korkmuştu. Aşkının bir çılgınlık, bir sayıklama şeklini aldığı bu anlarda, onu görmek ihtimali titremeler ve tıkanmalar içinde bırakmıştı. Burçin’i karşısında görmek, bir ölünün gözlerini açıp bakması gibi heyecan verici olacaktı. Buna rağmen onu görünce çıldırmamıştı. Yıllar ve yıllar geçebilirdi. Hayat birçok sürprizlerle yeni mutluluklar getirebilirdi. Fakat hiçbir şey şu dakikalarda çektiği ıstırapları unutturamazdı. Onunla kavuşamasa bile her geçen gün sevgisi artacak, temizliğiyle, saflığıyla sürecekti. Bir zamanlar kendisine bakan, birlikte gezen ve bugün bahçeyi çınlatmış tatlı kahkahalarının hayalî yankıları kısacık da olsa mutlu günlerinin anısını hep yaşatacaktı... Burçin’i seviyordu. Işıl ışıl, mavi mavi parlayan gözlerini, tatlı ve ahenkli sesini, bakışlarını, herşeyini, herşeyini sonsuz bir tutkuyla seviyordu. Ne kadar inkâr da etse gerçek buydu. Aşk boyutsuz ve yönsüz bir varlıktı. Burçin’i seviyordu... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT