BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bütünsel düşünme veya sistem yaklaşımı

Bütünsel düşünme veya sistem yaklaşımı

Yönetim konusunda son yıllarda akıl almaz, çok renkli ve etkileyici akımlar ortaya çıkıyor. Son yılların gözde modellerinden biri “Öğrenen Organizasyonlar...” Birçok yönetim uzmanının kafa yorduğu bu akımın en etkili öncülerinden biri Peter Senge. Kendisini İstanbul’a geldiğinde dinlemiş ve o zamanlar hazırladığımız bir televizyon programı için özel bir röportaj yapmıştık.



Yönetim konusunda son yıllarda akıl almaz, çok renkli ve etkileyici akımlar ortaya çıkıyor. Son yılların gözde modellerinden biri “Öğrenen Organizasyonlar...” Birçok yönetim uzmanının kafa yorduğu bu akımın en etkili öncülerinden biri Peter Senge. Kendisini İstanbul’a geldiğinde dinlemiş ve o zamanlar hazırladığımız bir televizyon programı için özel bir röportaj yapmıştık. Peter Senge’nin “Beşinci Disiplin” adında bu konuyu teorik temelleriyle ele alan bir de kitabı var. Kitap Türkçe olarak da yayınlandı. Öğrenen bir organizasyon olabilmenin, takım olmak, vizyonu olmak, kişisel ustalık, zihinsel modeller gibi dört temelinden sonra beşinci temeli olarak, “Sistem yaklaşımı”nı öneriyor. Peter Senge’nin, kitabında uzun uzun ve örneklerle açıklamaya çalıştığı bu yaklaşımın temeli; “Bir problem ortaya çıktığı zaman onun sadece görünürdeki, ârızî, semptomatik sebeblerine değil, problemin temel sebeblerine odaklanmalı ve meseleleri bir sistem bütünü içinde ele almalıdır” şeklinde kabaca özetlenebilir. Bu özetle yetinmek kafi değil tabii ki. Ama isterseniz bir örnekle yaklaşalım konuya. Anadolu’yu Avrupa’ya bağlıyan iki boğaz köprüsü ve paralı otoyollar sistemimiz var. Bu köprü ve yolları yenilerini yapabilmek için gerekli kaynağı temin etmek üzere paralı yapmışız. Güzel... Sonra nüfus artmış, araçlar çoğalmış, neticede bu sistemi kullananlar hızla artınca her gün ama özellikle sabah ve akşamları ve de daha bir özellikle tatil, bayram günleri ve dönüş zamanlarında korkunç bir tıkanma oluyor. İşte şimdi problemi, sistem yaklaşımı içinde ele alalım. Tamam, devlete sıcak para giriyor. Bunlarla yeni yatırımları değil maaşları ödemeyi düşünüyorlar. Hadi bunu da geçelim. Ama binlerce aracın, kilometrelerce ve saatlerce sarfettiği akaryakıttan doğan döviz kaybının bedeli, bunun hava kirlenmesini ne derecede artırdığı, binlerce insanın zaman kaybı, bu kadar insanın içinde yaşlıların, bebeklerin çektikleri sıkıntılar, gerilen sinirler, bu yüzden meydana gelen kazaların sebep olduğu maddi kayıplar hesaplanmalı ve köprülerden alınan ücretlerle karşılaştırılmalı değil mi? Ve buna bir çare üretmek gerekmez mi? Bir ara yoğun gün ve saatlerde ücretsiz geçiş yapılıyordu. Şimdi o da kaldırıldı. Ulaştırma Bakanlığından bunun sistem bütünlüğü içinde bir değerlendirilmesini talep ediyorum. Ve bir de çözüm önerisi, kısa zamanda herkesin otomatik geçişini sağlamak mümkün değilse, o zamana kadar köprü ve yol ücretlerine yoğun zamanlarda serbest geçiş sağlamanın bedelini yüklemek, böylece oldukça adil bir çözüm üretmek mümkün olabilir. Çünkü bir yandan Avrupa Birliği’ne girmeye çalışıp, diğer yandan Avrupa’ya götüren yolları tıkamak uygun düşmüyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT