BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

Cihat, Ayşegül adını daha çok seviyordu, başlangıçta bu isimle hitap ediyordu ama kız kabul etmemişti. Begüm ismine daha çok alıştığını, diğer ismin ona yabancı geldiğini söylüyordu. Üstelik Cihat’tan Begüm adını duymayı tercih ettiğini özellikle belirtiyordu.



Cihat, Ayşegül adını daha çok seviyordu, başlangıçta bu isimle hitap ediyordu ama kız kabul etmemişti. Begüm ismine daha çok alıştığını, diğer ismin ona yabancı geldiğini söylüyordu. Üstelik Cihat’tan Begüm adını duymayı tercih ettiğini özellikle belirtiyordu. Bunlar önemli değildi Cihat için. Hiçbir kızda bugüne kadar göremediği bu masumluğa vurulmuştu zaten. Begüm’ün masumiyeti Burçin acısını unutturmaya yetmişti. Fakat kız hakkında duyduğu birtakım dedikodular, onun masumluğuna gölge düşürüyordu. İnanamıyordu bunlara Cihat. Duyduklarının büyük bir kısmının birtakım dedikodular, onu sevip de karşılık bulamayan erkeklerin ve onu isteyip de alamayan ailelerin çekememezliği olduğunu biliyordu. Ama bunların yanında bazı arkadaşları da, olumsuz şeyler söylüyordu kız hakkında. Cesaret edemedikleri için veya kırmamak için Cihat’ın yüzüne söyleyemedikleri bazı söylentiler, çeşitli yollardan Cihat’ın kulağına gelmişti. Meselâ Ahmet’ten bir şey duymamıştı ama Ahmet Cihat’ın Begüm’ü sevmesini onaylamıyormuş. Cihat da ona bunun sebebini sormamıştı. Fakat bunların ötesinde, birkaç gün önce birtakım şüphelere kapılmadan edememişti. O gece Mülayim Tepe’nin koruluğunda Begüm ile evlilik hakkında konuşurken, Begüm’ün söylediği bir söz hayli canını sıkmıştı. Cihat, “Önce ablan evlensin” diyordu bu konuda. Ama Begüm, “Onu kimse istetmiyor diye ben evde mi kalacağım?..” demişti kırgın bir sesle. Bu sözler bir hayal kırıklığı idi Cihat için, kızın masumluğu zedelenmişti. Yanlış anlar diye açıkça ona söylememişti ama Begüm’ün melekler kadar iyi kalpli ablasının durumunu önemsememesi hiç de hoş değildi. Begüm’ün o şekilde konuşmasına hâlâ inanamıyordu. Yukarı Çimen Meydanına geldiğini farkedince bu düşüncelerini kafasından atmaya çalıştı. Meydandaki çeşmede kadınlar çamaşır yıkarken, koca trafo binasının ve hemen yanındaki su deposunun etrafında çocuklar top oynuyorlardı. Onlara bakarak trafonun karşısına düşen evlerine yönelirken, karşıda bir evin önünden isminin haykırıldığını farketti. “Cihat abi!.. Cihat abi!..” diye bağırıyordu İbrahim. Ona bakınca İbrahim eliyle çağırdı ve kapının eşiğinde dikilen ablası Yasemin’i gösterdi. “Ablam seni çağırıyor!..” Yasemin, Begüm’ün yeğeniydi, Cihat ile Begüm arasında haber getirip götürürdü. O ve annesi Cihat’ı her gördüklerinde artık Begüm’ü istemesini söylerlerdi. Herhalde yine bunu söyleyeceklerdi veya Begüm bir haber göndermişti. Yasemin’in yanına vardığında kızın telâşlı olduğunu gördü. -Cihat abi evinize gittim ama yokmuşsun. Senin gelmeni bekliyordum burada. -Ne oldu?.. dedi ilgisizce. Hayırdır?.. -Begüm ablamı istiyorlarmış Cihat abi. -Ne var bunda, hep istiyorlar zaten onu. Varmaz ki! -Ama babası verecekmiş Begüm ablamı!.. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93419
    % 0.79
  • 6.4985
    % -7.15
  • 7.3766
    % -7.49
  • 8.2807
    % -5.59
  • 250.05
    % -5.17
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT