BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yıldırım tezkere

Yıldırım tezkere

Ve Volkan ve Cem ve Bilal... İşte anlı-şanlı, zengin Fener’in arka bahçesi! Bir başka deyişle Fener’in, bel bağladığı ‘Aziz’ futbolcuları! Ya da Yıldırım kafasından arta kalanlar... Önce Lazetiç ve Rapaiç gönderildi... Sonra Washington... Allah’tan ki Washi’nin kalp hastası olduğu son anda farkedildi de öteki dünya yerine Brezilya’ya gitti... Ardından Revivo küstürüldü... Tam da takımına kaptırıldı hem de... Malın gözünden iyi anlayan G.Saray’a... Ve sırada en babası vardı; Ariel Ortega...



Ve Volkan ve Cem ve Bilal... İşte anlı-şanlı, zengin Fener’in arka bahçesi! Bir başka deyişle Fener’in, bel bağladığı ‘Aziz’ futbolcuları! Ya da Yıldırım kafasından arta kalanlar... Önce Lazetiç ve Rapaiç gönderildi... Sonra Washington... Allah’tan ki Washi’nin kalp hastası olduğu son anda farkedildi de öteki dünya yerine Brezilya’ya gitti... Ardından Revivo küstürüldü... Tam da takımına kaptırıldı hem de... Malın gözünden iyi anlayan G.Saray’a... Ve sırada en babası vardı; Ariel Ortega... Haydaa, ayıkla bakalım Fener’in taşını... Sonra baktık ki, gerçek suçlular onlar değilmiş! Abdullahlar, Ogünler, Yusuflar, Ali Akdenizler ve Oğuzlar da uğurlandı!.. Derken takım bitti! Göç bitti, güç bitti... Ve 36. maçta bu takımda Ceyhun kaptan ilân edildi... Ve Volkan ve Cem ve Bilal... Yıldırım kafasından arta kalanlar... Sonuç mu; 50 yıllık tarihinde Altay, fırsat bilip Fener’i İstanbul’da ilk defa dize getirdi. “Ben futboldan belki anlamam” diyor Aziz Yıldırım... Ve ekliyor; “Ama ticaretten iyi anlarım. Ticaretten anlamadığımı söylemeleri ağrıma gidiyor...” İnsan biraz atınca destekli atmalı diyorum ben de. O zaman sana şunu sormak lazım diyorum; “Ticaretten anlıyorsan Ortega’yı, Wasi’yi nereye koyacaksın?” Onlara ödediğin trilyonlar uçtu gitti... 10 tane futbolcu, onca hoca uçtu gitti... Şampiyonlar Ligi’nde final umutları uçtu gitti... Türkiye Kupası uçtu gitti... Türkiye Ligi şampiyonluğu uçtu gitti... Uçmayan ve gitmeyen bir tek sen kaldın... Evet sen, sen, sen kaldın Aziz Yıldırım... Esas uçması ve gitmesi gereken sen kaldın... Haa, stad mı? Yiğidi öldür hakkını yeme. Ben 15 yıldır peşinden koştuğum G.Saray’daki stad masalı yüzünden, Şükrü Saraçoğlu, rüyasını gerçeğe dönüştüren Aziz Yıldırım’ı hep alkışlamışımdır. Her ne kadar Ortega’yla Washington’dan 35 trilyon zarar ederek ticaretten anlamadığını ortaya koyduysan, öyle bir stadı Kadıköy’e diktiğin için de ticaretten anladığını savundum... Fakat Aziz Yıldırım, sen Fener taraftarını anlayamadın... G.Saray eski başkanı Faruk Süren, kongre üyelerini yıllarca stad masalıyla uyuttu ama UEFA Kupası’nı alarak rüyayı gerçeğe dönüştürdü. Büyük başkan oldu. Tarihe geçti... Ticaretten iyi anladığını savunan Aziz Yıldırım, işte bu hesabı yapamadı. Türkiye’de başarılar sonuçlara endeksli. 50 bin kişilik stad da bir başarı ama 50 kişinin karnını doyurmuyor. Taraftar, “Maçlarımızı Vefa Stadı’nda oynayalım ama şampiyon olalım” diyor. G.Saraylılar da “Aman ha Aziz Yıldırım aleyhinde yazmayın” diye uyarıyor. Yazma ki, Aziz başkan başta kalsın, Fenerli kan ağlasın diye alttan, sessiz ve sinsici düşünüyor. “Yıldırım kaldığı sürece şampiyon hep biziz...” Aynı şekilde Beşiktaşlılar... Hatta 100 milyon dolarlık Fener’i mütevazi ve ucuz kadrosuyla altına alan Trabzonspor’la G.Birliği... Fenerli imdat istiyor... Fenerli yana yakıla ağlıyor... Bu işi Aziz Yıldırım çözemedi, Amerika mı çözsün? Bush, Irak’tan sonra Fenerbahçe Cumhuriyeti’ne de mi el atsın? Kulüp içindeki şiddet, terör, acı veren tümör temizlense diyorum... Öyle sanıyorum ki, bugünlerden kurtulmak adına sabırları taşan Fener kongre üyeleri de bu konuda Amerika isterse ‘yıldırım tezkere’yi hemen çıkartacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT