BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Konya’yı gördük,sıra hanyada/ Ümit Aktan

Konya’yı gördük,sıra hanyada/ Ümit Aktan

Buradaki hanya isterseniz İtalya ve Juventus olabilir, isterseniz G.Saray’ın henüz “Akıl baliğ” olmamış takımı olabilir.



Buradaki hanya isterseniz İtalya ve Juventus olabilir, isterseniz G.Saray’ın henüz “Akıl baliğ” olmamış takımı olabilir. Şimdi gelelim maçın hikayesine. Maç başladığı anda iki takımın da üçer forvetle çılgın bir maç oynayacaklarının sinyallerini aldım. İkisi de kazanmak istiyor ve biri büyük takım demeden, diğeri de dış sahayı gözardı ederek birbirine saldırıyordu. Top, iki kaleye yakın ama bilinçli futbola uzaktı. Fatih Terim sağ tarafı silkelemeyi düşünmüştü. Sabri, Bratu ve başlarda Hasan’ı da kullanarak, Cem Karaca’nın arkasına saldırmayı planladı. Ama bulmayı umduğundan daha fazla açık verdi. Önde Abdullah ve arkada Hakan Ünsal’ın oynadığı kanat, “dikkatli geçiniz” şeklinde sarı ışıkları yakıp söndürüyordu. Nitekim Hakan Ünsal’ın arkasına saldıran rakibini Terim önleyemedi ama Mondragon önledi. İlk yarım saatin sonunda ortaya cevaplanması gereken bir soru çıktı. Konyaspor’un kütür kütür uzun toplarla saldırdığı ve üretken bir futbol oynadığı maçtaki temposunun 60 dakikalık mı, yoksa 90 dakikalık mı olduğuna bağlıydı. Belli ki, oyundan düşmeden öne geçse Hüsnü hoca maçı kopartacaktı. Konya öne geçmeden oyundan düşerse, Fatih hoca maçı kopartacaktı. Bütün mesele; o “Mâlûm an”, bir başka deyişle “Dönüm noktası” ya da çağdaş yorumuyla, “Kırılma noktası” bekleniyordu. İlk yarı biterken Ömer’in iyi çalışan ayaklarına karşılık çenesini tutamaması gereksiz bir kırmızı karta neden oldu ve daha diri görünen Konyaspor 10 kişi gitti soyunma odasına. İkinci yarı başlarken, “O mâlûm an” acaba 44. dakika mıydı diye sordum kendi kendime. Bratu ve Petre ilk ciddi idmanlarını bir lig maçında yaparlarken, Terim’in radikal 11’i bir tek pozisyon bile bulamadan ilk yarıyı kapattı. Orta saha Kopenhang’daki finalden beri sular seller gibi akmıyor ve sıkıntı buradan doğuyor. Geriye oynayan Ayhan ve yana giden Hasan ile bu kadar olurdu. Zaten o kadar oldu... Bu ikiliden Hasan’ı Juventus maçını düşünerek oyunda tuttuğu süreler G.Saray’a kayıp olarak yazıldı. İkinci yarıda Konya Altan’ı ortaya çekip tek forvete döndü, G.Saray ise Prates’i ortaya sürüp orta sahada bir fazla oynamaya kalktı. Maçın “Mâlûm anı” 44. dakika olarak etkinliğini sürdürdü ve bu G.Saray’ın lehine değil, Konyaspor’un lehine sonuç verdi. G.Saray yense, “10 kişi kalmış takımı babam da yenmiş” diyecekler... Yenemese, “10 kişi kalmış bir takımı yenemedi” diyecekler... Yenilse, “10 kişi kalmış Konyaspor’a bile yenildi” diyecekler... Şimdi ne derlerse desinler, G.Saray’ın külahını önüne koyup düşünmesi gerekiyor. Geçen yıldan beri tekrarlanan, “5 forvetle daha zor gol olur” gerçeğini ve Ayhan’la Hasan’a eklenen Baliç’in bu anlayışta ve bu düzeyde sıradan da geriye düştüklerini kabullenmesi gerekiyor. Yoksa G.Saray, Konya’dakine hanyada şükretmek durumunda kalır!...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108615
    % 1.32
  • 3.4955
    % -0.59
  • 4.1299
    % -0.03
  • 4.5103
    % -0.29
  • 144.994
    % -0.19
 
 
 
 
 
KAPAT