BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeraltı zenginliklerimiz atıl mı kalsın?

Yeraltı zenginliklerimiz atıl mı kalsın?

Yeraltı kaynaklarımızın zenginliğinden dem vurur, bununla övünürüz. Ama bütün yaptığımız “Bor” edebiyatı. Stratejik önemi olan bu maden için bile arpa boyu yol almadığımız göz önüne alınırsa, varın gerisini siz düşünün...



Yeraltı kaynaklarımızın zenginliğinden dem vurur, bununla övünürüz. Ama bütün yaptığımız “Bor” edebiyatı. Stratejik önemi olan bu maden için bile arpa boyu yol almadığımız göz önüne alınırsa, varın gerisini siz düşünün... Petrolle ilgili çalışmaların gereği gibi yapılmadığı yetkililerce de sık sık anlatılıyor. Peki madenciliğimizde durum nasıl? Onu da Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Nejat Tamzok’un yetkililere gönderdiği yazıdan öğrenelim: “1) Özellikle 1985 sonrasında, kamunun madencilik sektörüne yatırım yapmasının engellenmesi, buna karşın oluşan boşluğun, özellikle sektörün içerdiği yüksek riskler nedeniyle özel sektör tarafından da doldurulamamış olması, ülkemiz madencilik sektörünün belirgin bir küçülme-gerileme süreci içerisine girmesine neden olmuştur. Uygulanan politikalar ile, madencilik sektöründe kamu yatırımlarından vazgeçilmiştir. Toplam sabit sermaye yatırımları içerisinde kamu madenciliğinin payı 1981 yılında %4.5 iken 2002 yılında %0.5 olmuş, artacağı varsayılan özel sektör madencilik yatırımlarında ise ciddi sayılabilecek bir artış gözlemlenmemiştir. Özel sektör madencilik yatırımlarının toplam sabit sermaye yatırımları içerisindeki payı 1981’de %0,3 iken 2001 yılında yalnızca %0.75 olmuştur. Madencilik sektörünün ülke ekonomisine katkısı hızla düşmüştür. Madencilik sektörünün Gayri Safi Milli Hasılaya katkısı %1.5’un altına gerilemiştir. Sektördeki istihdam 20 yılda 100.000 kişi azalarak yarıya inmiştir. 1980 yılında yaklaşık 200.000 olan madencilik sektörü istihdamı 2002 yılında 100.000’in altına düşmüştür. Ortaya çıkan çarpık yapının bir an önce düzeltilmesi gerekmektedir. Bu amaca yönelik olarak acilen şunlar yapılmalıdır: 1) Temel olarak ekonomik kalkınmaya ve yoksulluğun azaltılarak gelir dağılımının düzeltilmesi hedeflerine yönlendirilen bir “ulusal madencilik politikası” oluşturularak, madencilik sektörünün tüm alt sektörlerinde üretim artırılmalı ve yeni arama projeleriyle var olan kaynaklarımıza yeni rezervler katılmalıdır. 2) Maden ruhsat alanlarının atıl durumda bekletilmesi engellenmeli ve söz konusu alanlara gerekli yatırımların yapılarak ulusal ekonomiye kazandırılmaları sağlanmalıdır. 3) Sektörde teknik eleman istihdamının süratle artırılması, genel verimliliğin artışı bakımından da son derece önemlidir. Madencilik faaliyetlerinin her aşamasında, en az bir Maden Mühendisinin varlığı zorunlu hale getirilmelidir. Yine, İş Kanunu gereği maden işletmelerinde görev üstlenecek iş güvenliği mühendislerinin de Maden Mühendisi olması zorunlu olmalıdır. 4) Madencilik sektörünün ülke ekonomisi içerisinde olması gereken düzeye getirilmesi ve Maden Mühendisliği öğrenimi-eğitimi bakımından ülke ihtiyacının karşılanmasına yönelik doğru ve akılcı planlamaların zaman geçirilmeden gerçekleştirilmesi, çözüm için hayati önem taşımaktadır.” Devlet hastanelerinde çile Sağlık Bakanlığı’na; Devlet hastaneleri SSK mensuplarının kullanımına da açılınca ortalık ana-baba gününe döndü. Merdivenler dahi tıklım tıklım... Sigortalı hastaların rahatlamasına kimsenin bir diyeceği yok. Ama devlet hastanelerini de SSK hastanelerinin eski yoğunluğuna getirmek doğru mu? Vatandaşın gönül rahatlığıyla hastaneye gidebileceği, tedavisini kolaylıkla yapabileceği bir ortam oluşturulamaz mı? Yalçın Melikoğlu (Emekli Memur) - ORDU
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT