BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şuayb aleyhisselam

Şuayb aleyhisselam

Şuayb aleyhisselâm, Medyen ve Eyke ahalisine gönderilen peygamberdir. Hazreti İbrahim veya Hazreti Salih’in neslinden olduğu; anne tarafından Hazreti Lût’un kızına ulaştığı ve Hazreti Eyyûb’la da teyzeoğulları oldukları rivayet edilir.



Şuayb aleyhisselâm, Medyen ve Eyke ahalisine gönderilen peygamberdir. Hazreti İbrahim veya Hazreti Salih’in neslinden olduğu; anne tarafından Hazreti Lût’un kızına ulaştığı ve Hazreti Eyyûb’la da teyzeoğulları oldukları rivayet edilir. İsminin Arapça’da Şuayb, Süryanîce’de ise Yesrûb olduğu bildirilmiştir. İsmi ve nesebi şöyledir: Şuayb bin Mikail bin Yeşcur bin Medyen’dir. Şuayb aleyhisselam Arabi konuşurdu. Arabistan’da, Akabe Körfezi’nden Humus vadisine kadar uzanan Medyen bölgesinde doğup büyüyen Hazreti Şuayb, o kavmin asil bir ailesine mensuptu. Hatta; dedelerinden olan Medyen’in etrafında toplanan insanların kurduğu şehre, Medyen ismi verilmişti. Hazreti Şuayb’ın gençliği, Medyen kavminin arasında geçti. Bu bölge halkı sapıtıp azıtmış olduğundan; onların kötülüklerinden uzak yaşar, babasından kalan koyunları ile meşgul olur ve çok namaz kılardı. İnsanlara güzel huyları ve nasihatleri ile örnek oldu. Medyenliler, atalarının doğru yolundan ayrılmışlar ve kötü yollara sapmışlardı. Bu sebeple, bir olan Allahü teâlâya ibadet etmeyi bırakmışlar; kendi yaptıkları putlara, heykellere tapmaya başlamışlardı. Medyen’in kervan yolları üzerinde bulunması, bölge halkını ticarete yöneltmişti. Bu insanlar, yaptıkları alışverişte muhakkak hile yaparlardı. Yiyecek maddelerini alırlar, yer altına doldururlar, pahalanınca fahiş fiyatla satarlardı. Ölçü ve tartı için iki değişik ölçek kullanıyorlar, alırken büyük ölçekle alıyorlar, satarken küçük ölçekle veriyorlardı. O zamanlar, para, ya sayılarak adet olarak veya tartılarak işlem görürdü. Medyenliler, alış veriş yaptıkları şahıslardan parayı tartı ile alıyorlar, kenarından kırptıktan sonra sayı ile başkasına veriyorlardı. İnsanların yollarını keserler, onların mallarından belli bir kısmına el koyarlardı. Yol üstünde dururlar, bilhassa yabancı ve gariplerin mallarını çeşitli hilelere başvurarak ellerinden alırlardı. Sıhhatlerinin, boş vakitlerinin, yiyecek, içecek ve giyecekteki bolluk, fiyatlardaki ucuzluk ve emniyet içinde yaşamak gibi nimetlerin kıymetini bilip şükretmezler, ayrıca bütün bu nimetlere, nankörlük ederlerdi...
Kapat
KAPAT