BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 2005 yılına girerken...

2005 yılına girerken...

Dünya 2005 yılına, Hint Okyanusu’ndaki Tsunami felaketinin meydana getirdiği şokun etkisinde girdi... Hâlâ daha ölü sayısının bile tam olarak tespit edilemediği bu felaket karşısında, dünya ülkeleri insani yardım açısından da iyi bir imtihan veremedi! Eğlence uğruna veya ölüm kusan silah yatırımları için yüz milyonlarca, milyarlarca dolarlık harcama yapan gelişmiş yahut zengin ülkeler, nedense aç ve açıkta kalan, salgın hastalıklarla yüz yüze olan çaresiz insanlara yardım için beklenen cömertliği sergileyemedi.



Dünya 2005 yılına, Hint Okyanusu’ndaki Tsunami felaketinin meydana getirdiği şokun etkisinde girdi... Hâlâ daha ölü sayısının bile tam olarak tespit edilemediği bu felaket karşısında, dünya ülkeleri insani yardım açısından da iyi bir imtihan veremedi! Eğlence uğruna veya ölüm kusan silah yatırımları için yüz milyonlarca, milyarlarca dolarlık harcama yapan gelişmiş yahut zengin ülkeler, nedense aç ve açıkta kalan, salgın hastalıklarla yüz yüze olan çaresiz insanlara yardım için beklenen cömertliği sergileyemedi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin ısrarlı çağrıları ve dünya basının yoğun eleştirileri karşısında, bazı küresel aktörler, daha önce açıkladıkları komik maddi yardım miktarını arttırmak zorunda kaldı. Bu da günümüz medeniyetinin gerçek yüzünü gösterme bakımından ibret verici bir durum oldu. Bir diğer ders çıkarılması gereken durum da, felaket sebebiyle, birçok ülkede yılbaşı eğlencelerinin önemli oranda iptal edilmesi oldu. Türkiye’nin de içinde yer aldığı bu ülkelerde, geçmiş yıllardaki ölçüsüz ve dengesiz eğlence faaliyetlerinin bir kısmı bu sene iptal edildi. Sadece büyük felaketlerin acılarının kavuruculuğunu sürdürdüğü zamanlarda değil, her vakit ölçülü ve bilinçli hareket edilse ne olur acaba? Tuzu kuru kesimlerin, özentiden, şımarıklıktan ve tabii şuursuzluktan kaynaklanan akıllara ziyan tepinmelerinin toplumun büyük kısmı tarafından, benimsenmediği, paylaşılmadığı bilindiği halde; medya kuruluşlarının yanlış habercilik anlayışı ile her sene aynı manzaralar insanlarımıza dayatılıyor! Halbuki medyanın toplumu doğru şekilde bilgilendirmesi ve yanlış yönlendirmemesi asli görevi... Yılbaşı gecesinin mutlaka eğlence ile geçirilmesi gerektiği gibi bir anlayışın topluma empoze edilmesindeki kasıt ve ısrar nereden kaynaklanıyor acaba? Bu konuya kafa yoran insanlar var mı? Sayısı ne kadar? “Mutlu bir azınlık”ın büyük çoğunluğa zorla kabul ettirmek istediği bu sakat durumun insanlar üzerinde meydana getirdiği travmaları, keşke bilim adamları yeterince anlatsa da öğrensek... Bunun için daha ne kadar bekleyeceğiz? Evet, 2004 yılında Türkiye’yi ve dünyayı derinden etkileyen pek çok hadise cereyan etti. Yine büyük kazalar, büyük yangınlar, büyük terör olayları, savaşlar ve de son olarak büyük Asya depremi... Yüzyılın dördüncü büyük afeti! Ve dünyanın çeşitli bölgelerinde çözüm bekleyen büyük ihtilaflar. Bunların bir kısmı ülkemizi de yakından ilgilendiriyor. Amerikan ve İngiliz işgali altındaki Irak’ta, İsrail işgali altındaki Filistin’de ve de ambargolar altındaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde seçimler var. Irak’ta seçimler yapılabilecek mi? Seçim sonuçları Irak halkı tarafından nasıl karşılanacak? Filistin’deki seçimler, kangrenleşmiş bu meseleye çözüm için ne kadar katkı sağlayabilecek? KKTC seçimleri, yeni dönem için nasıl bir sonuç getirecek? Bütün bunlar bölgesel ve küresel barış için önemli kilometre taşları. Türkiye son iki yılda, çevresinde ve bölgesindeki krizler karşısında doğru tarafta ve doğru noktada durdu. Bunun sonuçlarını da olumlu şekilde alabildi. Türkiye 2003 yılına çok tedirgin vaziyette girmişti. Irak krizi, Kıbrıs problemi ve Avrupa Birliği meselesi, 3 kasım seçimleriyle iktidara gelen AK Parti’nin kucağındaki ateş topları idi. 2003 yılında Türkiye büyük tedirginlikler yaşadı. Tek parti iktidarının sağladığı siyasi istikrar ve diğer avantajlar sayesinde 2004, bir önceki yıla nazaran daha az stresli geçti. Türkiye önemli problemlerin halli yolunda mesafe aldıkça, gerilim de azaldı ve olumsuzlukların yerini olumlu gelişmeler aldı. AB zirvesinden çıkan tam üyelik müzakere kararından tutun da Yeni Türk Lirasına kadar, siyasi ve ekonomik alanda kaydedilen başarılar, bunun en açık göstergeleri. Önemli olan bu durumun devam ettirilebilmesi ve yakalanan fırsatın yanlış ve lüzumsuz davranışlarla heba edilmemesi. Türkiye’nin artık yanlış yapma lüksü yoktur. İdareciler ve toplum, şimdiye kadarki vakit kaybının ve boşa giden enerjinin muhasebesini, iyi yapmalı. Bundan böyle kuruş hesabını nasıl yapmak zorunda isek, geleceğimizi derinden etkileyecek davranışlarımızda da gereken hassasiyeti göstermeliyiz. Dileyelim 2005 yılı ülkemiz için, dünya barışı için, insanlık için hayırlar getirsin. Hepinize mutlu yıllar!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 105324
    % 0.39
  • 3.472
    % -0.6
  • 4.1656
    % -0.39
  • 4.7068
    % -0.13
  • 146.472
    % -0.39
 
 
 
 
 
KAPAT