BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Elbirliği ile bitirmek

Elbirliği ile bitirmek

Hafta sonu, Ankaralı meslektaşlar ve Gençlik ve Spor eski Genel Müdürü Tevfik Sarpkaya’yla hasret giderdik. “Türk sporunu el birliği ile bitiriyoruz” dedi Tevfik abi.



Hafta sonu, Ankaralı meslektaşlar ve Gençlik ve Spor eski Genel Müdürü Tevfik Sarpkaya’yla hasret giderdik. “Türk sporunu el birliği ile bitiriyoruz” dedi Tevfik abi. Tecrübelilerin tecrübesinden istifade edilmemiş olmasından dertliydi. Sabah gazetesinin spor ödülleri törenine takmıştı, “Büyük bir gazete spor ödülleri jürisi kuruyor. Jüride Hülya Avşar, Cem Yılmaz var ama ülke sporuna ömrünü vermiş simalar yok, insaf!..” AA’dan Soner Sayınlar, “Kızım İstanbul’da yüzme yarışlarına katıldı. Havuzda olimpiyatlar için izlenen yetenekler vardı. Ama ertesi gün yarışlar ne bir gazetede tek satır yer aldı ne de bir tv’de tek cümle lafı edildi. Spor yazarı olarak kızımın yüzüne bakamadım” dedi. Bu tespite, spor basınının emektarlarından Yusuf Yalkın, Hasan Öktün, Nihat Uçar, Orhan Karadağ, Ömer Önder ve Lokman Köse’den “Türk sporu, futbol değirmeninde öğülütüyor!” diye destek geldi. Yalkın, “İşte” dedi, “Spor basınımızın da sporumuzun da derdi bu... 20 yıl önce sporu, sporcuyu ve performansı yazar, 3 milyon gazete satardık. Bugün, 3 büyük kulübe odaklanıp, ürettiğimiz hayali kahramanların esiri olduk; sporu, sporcuyu unuttuk. Artan nüfusa, okur yazar sayısına rağmen sonuç, fiyasko... Traj yine 3 milyon!” Kadir kıymet bilmek Son Avrupa şampiyonluğu ile Hamza Yerlikaya’yı bağrımıza bastığımızı sanıyorduk, yanılmışız!.. Şampiyonu, Ahmet Cömert Boks Turnuvası’nda Protokol Tribünü’nden atıverdik. Her halde bu utanç sadece bu ülkeye hastır! Üzülme be Hamza, bu sana yaptığımız ilk ayıp değil ki? Seni bitirmek için Mısır’dan sporcu ithaline kalkmadık mı bizler? Hem de sen rakipsizken... Hem de senin sıkletin dışındaki kilolarda madalya hasreti çekilirken. Başkalarını bırakıp seninle uğraşmadık mı? Güçhan’dan sonrası Türk güreşinin son 40 yılına bir milat düşmek gerekirse, “Esat Güçhan’dan önce Esat Güçhan’dan sonra” demek gerekir. Çünkü sayın Güçhan, palyatif tedbirlerin değil sistemin mücadelesini yapan kişiydi. Bugünküler gibi çözümü şampiyon sporcu ithalinde görmedi, kendi şampiyonlarını kendi yetiştirecek sistemi kurdu. Bir çok şampiyonun yetiştiği güreş okulları onun eseriydi. Sadettin Tantan ve Ahmet Ayık başkanlara altın dönemleri yaşatan temel de, Sapunov ve Şahmuradov gibi şampiyonları yetiştirecek akademik özelliği olan dünya çapında hocaları işbaşına getirme fikri de onun eseriydi. Ama hayır, şampiyonları budamak daha kolayımıza geldiği için var olan sistemi de yıktık. Vah benim sporuma!.. Bir de gol vuruşu olsa Frank Ribery’yi keyfile seyrediyorum. Top sürüşü, hızı ve pasları mükemmel, şiir gibi oynuyor futbolu... Üstelik, genç ve mütevazı... Eksiği yok mu? Elbette var, gol vuruşlarında hiç yok... Bir de onu başarırsa, eminim Fransa’nın Metz takımından G.Saray’a transfer olacağı sırada kendisine burun kıvıran hocası Hagi’nin bile hayranlığını kazanır. Anlayış farkı İspanyol Real Sociedad’ın Başkanı Jose Luis Astiazaran, “Kulübü borçsuz devretmek için yıldızları satacağım” diyor. Akla gelen ilk isim, bizim Nihat Kahveci. İspanyollar, Nihat için ayaklanıyorlar. Ama, “Vay nasıl satarsın?” diye değil. Ya?.. Bir an önce “Nihat’ı takımda tutacak başkan adayını bulalım” diye...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT