BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Efsane değil gerçek Tek başına bir ordu!

Efsane değil gerçek Tek başına bir ordu!

Tekirdağlı Hacı Osman Efendi’nin oğulluğu Hasan, kara savaşlarında dillere destan kahramanlıklar gösteriyordu. Ancak, onun gözü denizcilikte idi. Bu maksatla Cezayir’e giden bir korsan gemisine bindi. Talihini bir de orada deneyecekti!..



Kahramanımız Hasan’ın bindiği Cezayir gemisi denize açıldı. Ertesi gün bir düşman savaş gemisine rastladılar. Deniz oldukça fırtınalıydı. Buna rağmen rampa etmeye karar verdiler. Cezayir gemisi bir atmaca gibi süzülerek düşman gemisine saldırdı. Rampa eder etmez de Hasan, elinde yalın kılıç düşman gemisine atladı. Ancak dalgaların şiddetinden gemiler birbirinden ayrıldı ve Hasan tek başına düşman gemisinde kaldı. Bu durumu gören düşman gemisindeki askerler Hasan’ın üstüne çullandılar. Ne var ki koca Hasan, postu kolay kolay verecek birisi değildi. Elinde palası adamların üzerine yürüdü... Kaptanı esir aldı!.. Sallanan geminin üstünde naralar, feryatlar arasında Osmanlı tarihinin en şanlı destanlarından birsini yazdı ve üstüne gelen bütün düşman askerlerini tek başına hakladı. Birçoğu da kaçarak canını kurtarmak istedi. Onları da önüne katarak geminin anbarına hapsetti. Sonra da kaptanı esir ederek, Cezayir gemisine rampa etmesini emretti. Bütün Cezayirliler Hasan’ı tebrik ettiler ve ona zaptettiği gemiyle beraber “Dayı” unvanı verdiler. Halbuki bu unvana erişmek için yıllarca denizlerde gezip büyük kahramanlıklar göstermek lazımdı. Bununla beraber onu çekemeyenler de vardı. Bir müddet Cezayir’de kaldıktan sonra İstanbul’a geldi. Bu sırada Sultan III. Mustafa Han tahttaydı. Namı İstanbul’da da duyulduğu için ona donanma gemilerinden birinin kaptanlığı verildi. 1770 yılında Rusya ile savaş halindeydik. Rus donanması, Kuzey denizinden dolaşarak Atlantik’e, oradan da Akdeniz’e girerek, Çeşme limanına kadar geldi ve burada demirli bulunan Osmanlı donanmasına ani bir baskın yaparak, hazırlıksız durumdaki bütün gemileri yaktı. Onun kumanda ettiği gemi de ateş almıştı. Bu vaziyette iken gemisini yürütüp Rus Amiral gemisine yanaştırdı ve onu da tutuşturup yanmasını sağladı. Kendisi de yaralı olduğu halde, palasını dişlerinin arasına alıp denize atladı ve kıyıya kadar yüzerek kurtuldu. Bu sırada 60 yaşındaydı. Maceralı bir ömür!.. Daha sonra Çanakkale’ye geldi. Ruslar bu sırada Limni adasını işgal etmişlerdi. Hemen bir avuç askerle buraya hücum etti ve onları mağlup ederek adayı kurtardı. Bunun üzerine kendisine Vezir ve Paşa rütbeleriyle “Altın Çelenk” ve “Gazi” unvanları verildi. Bir süre sonra da Kaptanı Derya oldu. III. Selim’in Padişah olmasından sonra da devam eden Rus savaşlarında Ordu kumandanı oldu. 3 Aralık 1788’de de kendisine Sadrazamlık verildi. 30 Mart 1789’da vefat etti. Nereden nereye!.. Maceralarla dolu bir ömür böyle sona erdi...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 92959
    % 0.27
  • 5.4627
    % -0.38
  • 6.1556
    % -0.56
  • 7.087
    % -0.15
  • 210.501
    % -0.56
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT